26'

77 4 1
                                        


Jisung okuduklarından sonra öyle ne kadar daha ağladı bilmiyorum ama sesi bile çıkmadan o kadar çok ağladı ki yanında olduğumu bile unutmuştu.

En son ağlamaktan nefes alamaz olunca zorla kaldırıp yüzünü yıkayıp yatağa yatırdım. Uykuya dalması devam eden ağlaması yüzünden uzun sürdü , uyuyunca da odadan üstünü örtüp çıktım.

Salona indiğimde babamlar oradaydı. Neden erken ayrılıp geldiğimizi sorduklarında banka hesabını ve içinde yazanları gösterdim.

Kai babama uyanınca jisung'un ona ihtiyacı olacağını ve ona destek olması gerektiğini söyledim. Ben öyle diyince Soo babam hepimiz destek olacağız dedi.

Birkaç saat sonra jisung gözleri şişmiş şekilde aşağı inince koşturarak Kai babama sarıldı, bunu biliyordum. Bana birkaç saniye baktı sonra Kai babama dönüp

"sen de beni diğer annem gibi bırakmazsın değil mi anne?" Dedi.

Her ne kadar ben bazı zamanlarda anne diyor olsam da jisung hiç demediği için şaşırmıştık. Kai babam

"seni bırakmayacağım oğlum" diyip sıkı sıkı sarıldı jisung'a. Bu ona iyi gelmiştir eminim.

Sonra ondan ayrılıp koca bedeniyle Soo babamın kucağına oturup 5 yaşında gibi
"sen de hiç gitme tamam mı baba?" Dedi,

"gitmeyeceğim oğlum korkma." Dedi Soo babam.

Sonra bana sinirle bakıp parmağını sallayarak "sen de beni senden dünyanın diğer ucuna kadar kaçsam bile bırakmıyorsun beyefendi." Dedi,

"korkma senden güzeli gelse bile seni bırakmam aldık bir kere katlanırız." Dedim.

Koşar adım gelip bana vurmaya başladı. Gülmelerimin arasında ellerini tutup yüzlerimizi hizaladım.

"Bana bak lee jisung, değil dünyanın diğer ucu başka bir evrene gitsen bile yine peşinden gelirim."

"Niye aldın bir kere diye mi? Katlanıcak mısın bana? Bırak kolumu hem."

"Gözlerini ayırma benden. Bak, bu gözler senden başkasına güzelmiş diye bakar mı? Bu dudaklar senden başkasına güzel der mi, dedi mi hiç? Demedi değil mi? Sen benim için dünyadaki en güzel şeysin."

Büzülmüş dudağından ufacık öptüm onu. Sonra sakinleşip hepimiz beraber koltukların önüne çöküp oturduk. Bu sarılma hepimize iyi gelmişti...

---

Sabah uyandığımda jisung çoktan uyanmış elinde naneli çikolatayla duvara resim çiziyordu, onun o hali ilk tanıştığımız zamanları hatırlatmıştı bana.

"Güzelim ne zaman uyandın sen?"

"Bilmem, erkendi ama güneş daha doğmamıştı."

Yanına gidip beline sarıldım. Bana bakıp gülümsedi.

"Bak hyung, o zamanlardaki gibi olmuş mu?"

"Az önce aklımdan o geçti biliyor musun? Tıpkı o zamanlardaki gibi her şey, tek fark bizim artık büyümüş olmamız."

"Evet, bir de o kadar masum değiliz artık."

"Aslında hala masumuz, hala ilk halimiz gibi saf seviyoruz birbirimizi."

"Ya minho elinden gelse beni yiyeceksin ne masumluğu?"

"İkimiz de büyüdük sonuçta artık yetişkin insanların bunu istemesi normal sevgilim, benim nasıl sevdiğimi unuttun galiba."

"Çok güzel seviyorsun minhom."

Gülüştük, yine changbin hyungdan öğrendiğim gibi çenesiyle boynunun hizasından derince öptüm onu.
Bir şey söylecek gibi baktı sonra.

My Safe Place - MinsungBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin