Taehyung, ofisinde oturmuş, masasında biriken kağıtları gözden geçiriyordu. Zihni dağınıktı; satırları okuyor ama hiçbirini gerçekten anlamıyordu. Derin bir nefes aldı, arkasına yaslandı. Gözü saatin üzerine kaydı. Günün büyük bir kısmı geçmişti ama işleri hâlâ bitmemişti.
Kapının tıklamasıyla başını kaldırdı. "Girin," dedi yorgun bir sesle.
Kapıyı açan Kang Minho'ydu. Elinde kahve bardağıyla içeri girip Taehyung'un masasının önündeki sandalyeye yerleşti. "Bugünlerde seni görmek zor oldu," dedi keyifli bir ifadeyle.
Taehyung hafif bir gülümsemeyle başını salladı. "Çok yoğunum, meclis işleri bitmek bilmiyor."
Minho kahvesinden bir yudum aldı. "Öyle tabii. Ama işin dışında da bir hayatın olmalı, değil mi?"
Taehyung omuz silkti. "Sanırım olmalı."
Minho, sinsi bir gülümsemeyle gözlerini kıstı. "Peki, Jisoo ile ilgili ne düşünüyorsun? Gerçekten evlenecek misin onunla?"
Taehyung'un yüzü anında ciddileşti. Soruyu hiç düşünmeden, net bir şekilde yanıtladı. "Hayır."
Minho kaşlarını kaldırdı. "Bu kadar kesin konuşman ilginç."
Taehyung hafifçe gülümsedi. "Öyle, çünkü hiç istemediğim bir şey."
Minho başını sallayarak bardağını masaya bıraktı. "Mecliste bu kadar yoğun olursan kimse seninle evlenmez zaten," dedi alaycı bir gülümsemeyle.
Taehyung güldü, başını iki yana salladı. "Benden daha yoğun olanlar var."
Minho gözlerini devirdi. "Jungkook, değil mi?" dedi. "Onun sonu da eski meclis üyesi Nara gibi olacak."
Taehyung, farkında olmadan sözlerinin ağırlığını düşünmeden konuştu. "Onlar zaten işbirlikçi ki."
Cümleyi söyledikten sonra Minho'nun yüzündeki ifadeyi fark etti. Küçük ama anlamlı bir gülümsemeydi. Taehyung o an içinde garip bir huzursuzluk hissetti ama nedenini tam olarak bilmiyordu.
Minho'nun gülümsemesi hafifçe derinleşti. Kahvesini alıp yavaşça bir yudum daha aldı, ardından bardağı masaya bıraktı. Eliyle saçlarının arasından geçti—parmakları arasından süzülen açık sarı saçları, meclisteki kalabalık içinde bile dikkat çeken bir detaydı. O, her zaman renkli ve rahat tavırlarıyla Taehyung'un gri tonlardaki dünyasına canlılık katan birkaç insandan biriydi.
"İşbirlikçi mi?" diye tekrarladı Minho, gözlerini kısarak. "Ne demek şimdi bu?"
Taehyung kısa bir duraksama yaşadı. Dilinin ucundan dökülen kelimeleri geri almak için artık çok geçti. Kendini toparlamak istedi ama Minho'nun dikkatli bakışları altında fazla doğal davranamıyordu.
"Yani..." diye başladı, kelimeleri dikkatlice seçmeye çalışarak. "İşbirliği yapıyorlar işte. Nara eskiden meclisteydi ama hâlâ Jungkook'la görüşüyor."
Minho başını yana eğerek dudaklarını hafifçe büzdü. "Eskiden mecliste olup hâlâ Jungkook'la görüşmesi... senin bildiğin bir şey mi, yoksa herkesin bildiği bir şey mi?"
Taehyung farkında olmadan kalemini eline alıp çevirmeye başladı. Bazen Minho'nun boş bir sohbet havası yaratıp, sonra birdenbire keskin bir noktaya varmasından hoşlanmıyordu. Çünkü o zaman Taehyung da kendini sorgulamaya başlıyordu.
"Herkesin bildiği şeyler sonuçta," dedi hafif bir tebessümle, konuyu kapatmaya çalışarak.
Minho başını yavaşça salladı. "Emin misin? Çünkü bana pek öyle gelmedi. Yoksa bana mecliste yeni bir dedikodu mu veriyorsun?"
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Duel
FanfictionBir komisyon başkanı ve idealist bir genç siyasetçi olan Jungkook, eşcinsel evliliği yasallaştırma hedefiyle meclise büyük bir mücadele getirir. Ancak, karşısında kararlı ve inatçı bir muhalif bulur: Kim Taehyung.
