Selamlar,yeni bölümümüz ile geldim.
Uzun soluklu ve kırıcı bir bölüm.
İyi okumalar dilerim.
🌪
➛Sertab Erener,
Gitsem.
"Kaybederek kalbime yamaladım ben seni. Gidişlerine aşık oldum,adım seslerin ezberimde. Bir gece yarısı pişmanlıkla sancıdığımda gitmenin ve kalmanın her zerresini yaşadım. Senden uzak olmak bileğimdeki her bir çiziğe denkti. Yaran yarasına denk ise kanatır mısın yine de sevdiğini? Kalmayı seçtim. Sen ise kaybederek yaşatmayı seçtin beni sevgilim ama beni daha fazla kaybedersen,bir daha asla bulamayacaksın. Çünkü yeterinden fazla kayboldum ve kanatamayacağın kadar hiçim aslında."
🌪
Göğüs kafesimizin derinliklerine gömdüğümüz ve gece yarıları kalbimizi baltalayan anıların gözlerimizin önünde dağılışıyla mı yitirir kalbimiz hislerini?
Tımarlayarak zihnimize dokunan kalbimizin anıları da kusuyor olmasına üzülmeli midir insan? Zihnin aşık olduğu,kalbin aşkı yaşattığı söylenir. O hâlde zihin neden hep doğrusal bir denklem olarak spesifik bir yanlışı işaret eder? Aşıksın ve yanlışsın. Kalbin aşkı kusması,anılarla birlikte hayalete dönüştürüyordu ruhu.
Anıların darmadumanlığı değmez miydi ki yüreğine?
Vazgeçmek ve öfke arasındaki ince çizginin önemi aslında sevdiğinde belli olur. Göğüs kafesinde yaşattığın kalpleri ve anıları öfkeye bürüyebilirsen,
hissetmezsen artık onlara karşı tebrikler,vazgeçmek kadar kolay bir eylem yok artık senin için. Tebrikler,artık hiçbir şey hissedemeyeceksin ve insanları kaybedip yalnızlaşıyor olmak sende hiçbir his uyandırmayacak. Öfke kustuğun insanlarda ve anılarda hissetiğin duyguları tekrar hissedemeyeceğini anladığın o gece yarısı ağlayamayacaksın bile. Hissizliğin içinde kaybolacaksın. Hissedemeden yolunu bulamazsın,bulanık bir zihin senin yoluna ışık olmaz ve yalnızsın da aslında. Elini tutup seninle yanlış yollarda gözünü kırpmadan yürüyecek o insanı da elinin tersiyle ittin kalbinden. Yalnızsın ve kayboldun ama nefes alıyorsun. Nefes almak yetiyor mu?
Ancak eğer göğüs kafesine hapsettiği kalpleri ve anıları hissetmekten vazgeçemezsen bu defa acı çekeceksin. Uykularına kabuslar bürünecek ve gece yarıları gözyaşların ile boğulacaksın. Yalvarışların hiç bir işe yaramayacak. Acıdan nefesin kesilirken bir yabancının kalbini kurtarmasını bekleyeceksin. Kalbini yaralayan kişiden yarabantları dileyeceksin ama o yabancıyı da unutmak isterken kaybetmedin mi zaten? Kayıplarınla yaşayacaksın son nefesine kadar ve yabancılar zihnini ele geçirecek. Hâlâ seviyor oluşunla,durmaksızın atan yaralı kalbinle ve soğuk ellerine tezat o sıcak avuç içlerini delicesine arayışınla kalacaksın birbaşına. Vazgeçişin yüreğini baltalayacak ve belki de artık yaşamayacaksın.
Vazgeçmek,kalbin kazma kürekle erişebildiği o iki kaçış yoluna rağmen nefes almanın yetmediği o anılara çıkıyor.
Anıların darmadumanlığı yüreğine dokunuyor.
Zihnin doğrularına rağmen hafızasına anıları teker teker kaydetmesi ve sürekli kalbine hatırlatmasının amacı nedir? Keşkeler ve belkilerle kafayı yemek üzereyken o anılar gözünün önüne gelir ve durmaksızın bir boşluğun içerisinde bulursun kendini. Arafsındır artık. Göğüs kafesine gömdüğün o insanı tımarladığın,yaralı kalbine yeniden alabilecek misin? Kanamayı göze alabilir misin?
Yaraların dikiş tutmayacak,yarabantları tenine sadık kalmayacak ve öpüşler ilaç görevi görmeyecek.
Yine de yarabantlarına sarılacaksın ve onun öpüşleriyle iyileşmeyi bekleyeceksin.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
BAR TABURESİ
Novela Juvenil❝Bana yaşamı vaad edeceksin, Kollarındayken yalanlarınla avutacaksın. Sonra gideceksin. Vaad ettiğin yaşamın katili olacağım. Avuttuğun yalanlarını yakıp,yıkacağım. Sen gideceksin, Ve ben beni sildiğinle kalacağım. Yine aynı odada, Aynı sabahta. Ve...
