Selamlar,yeni bölümümüz ile geldim.
Oldukça duygu yüklü ama bir yandan da okurken içinizi ısıtan sahnelere yer verdim.
Bu ve bundan sonraki bölümler dahil oy ve yorum sınırı olmayacak,zaten finale yaklaştık. Bu yüzden bölümleri yazdığım gibi paylaşacağım.
İyi okumalar dilerim.
🌪
➛Elyas & Taha,
İncinmesin Kanatların.
"Bir kaç satır karaladığın defteri ellerimde tutuyorum şimdi. Kafamın içinde fısıldayışların,ellerimde ellerin. Kollarının arasındaymışcasına hissediyorum. Yanındayım,biliyorum. Seviyorsun,hissediyorum. Gökyüzüne bakmaya korkuyorum,yıldızlardan sakınıyorum yeşil harelerini,bedenine sımsıkı sarılıyorum. Yarabantlarını ruhuma yama yapıyorum. Avuçiçlerimi öpüşüne gömüyorun göğüs kafesimdeki mezarlığı sevgilim. Seni ayrı tutuyorum,yalnızca seni seviyorum."
🌪
Eski bir inanışa göre gökyüzünün mezarlık olduğu söylenir. Her bir yıldızın gökyüzüne karışan insanların ruhunu taşıdığı düşünülür. Her kayan yıldızın da o ruhtan bir işaret olduğu bilinir mesela.
Ben gökyüzünü göğüs kafesine sığdırmış o kızdım.
Göğüs kafesimde bir mezarlık vardı. Orada hislerimi barındırıyordum. Unutmak istediklerimi ve istemediklerimi. Ve o mezarlık aslında her insanın kalbiydi. Göğüs kafesin sancıdığında,o mezarlıkta yerini açıpta içine gömemediğin insanların acısından kıvranırsın. Veya örtbas etmeye çalıştığın tüm hislerin günyüzüne çıktığında ve o mezarlık,kalbin cayır cayır yanmaya başladığında anlarsın aslında,asla asla geçmeyeceğini.
Yapma.
Barındırma göğüs kafesinin mezarlığında,yangınını söndüremeyeceğin kalpleri.
Tutma ellerini düşmemek için,bakma o yalancı gözlerine,dokunma acımasızlıkla bulanmış kalplerine,için gitmesin her bir zerresini izlerken,sesini duymak isteme sessizlikten ve yalnızlıktan boğulmak üzere olduğun gecelerde.
Yada gitme o çağırdığında,gece yarısı hıçkırıklarını susturmaya çalışırken. Açma o mesajları,fotoğrafları. Nefessiz kaldığın gecelerde koşma mezarını açtığın,kalbinden kovduğun o insanlara. Koşma ki bir daha kalbine alma cesaretinde bulunma. Biliyorsun çünkü,biliyorsun acıtacak.
Yapma,dokundurtma kalbine. Bilmesinler açık yaralarını. Hissetmesinler sancıyan kalbini. Anlamasınlar düştüğünü,dik dur. Gösterme kamburunu kimseye. Sakla,her gece hıçkıra hıçkıra ağladığını. Söyleme kimseye,düşünmekten saatlerce uyuyamadığını veya gün boyu hiçbir şey yemediğini. Dokundurtma kalbine hislerini. Hiç kimseye karşı çok çok hissetme. Çünkü aslında herkes her şeyi bilmemelidir.
Bir zamanlar içinde öldürdüğün o küçük kız çocuğuna dokunmasınlar. Yalancılar onlar,acıtırlar. Biliyorsun. Biliyorsun. Çünkü bazen sen dahi unutmalısın kanayan yaralarını. Sen unutursan,
kimse bilmez. Sen unutursan,dokunamazlar kalbine. Değmez acımasızlıkları yüreğine. Zaten uzanamazlar senin yüreğine.
Ama dokunduysa birisi. İzin verdiysen,karşı koyamadıysan,ihlal ettiyse sınırlarını. Sancıyacaksın. Uzanmış senin kalbine,bekle şimdi ne yara alacaksın da unutmak için kıvranacaksın dört duvar arasında. Unutamazsın. Bilirsin çünkü ellerinin sıcacık olduğunu. Gerildiğinde ellerini saçlarına daldırdığını. Aslında günlerdir uyumadığını ve biraz önce ağladığını anlarsın tek bir bakışınla,unutmana iznin yok. Kazındı göğüs kafesine,onu gömmek için açtığın mezarı kendi ellerinle kapatıyorsun her defasında. Fark etmiyorsun.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
BAR TABURESİ
Teen Fiction❝Bana yaşamı vaad edeceksin, Kollarındayken yalanlarınla avutacaksın. Sonra gideceksin. Vaad ettiğin yaşamın katili olacağım. Avuttuğun yalanlarını yakıp,yıkacağım. Sen gideceksin, Ve ben beni sildiğinle kalacağım. Yine aynı odada, Aynı sabahta. Ve...
