scene eighteen

1.5K 81 25
                                        

Selam,yeni bölümümüz ile geldim.
Kilit noktaların bulunduğu bir bölüm oldu.

İyi okumalar dilerim.

🌪

Canozan,
Kollarıma Dön Bebeğim.

"Göğüs kafesimde yaşatmaya çalıştığım o küçük kız çocuğu hıçkırarak ağlıyor bu gece. Elleri titriyor ve babasını ilk kez tanıdığı gün ki kadar korkuyor. Ancak bu defa sen yanımdasın sevgilim. Sen o gece bana değil,göğüs kafesimde yaşatmaya çalıştığım o küçük kız çocuğuna sarıldın. Sırf bu yüzden bile seni bir kez daha sevdim,sırf bu yüzden bile."

🌪

Bilincimi açık tutmakta zorlanırken havalandığımı hissettim. Gözlerimi açamıyordum,
konuşamıyordum hatta ağlamak dışında hiç bir şey yapamıyordum. Artık her nerede isem sessizce akıtıyordum gözyaşlarımı. Çünkü bağıra çağıra ağlamıştım bile çoktan ve artık bağırarak ağlayacak gücüm kalmamıştı.

Güçlü kolların arasında sığınabileceğim tek yer olan bedene biraz daha sokuldum. Sadece biraz olsun güvende hissetmek istiyordum. Biraz olsun ısınmak istiyordum. Çünkü ben çok üşüyordum ve ben artık çok yorulmuştum.

Ancak sığındığım kişi hiç bir zaman bana bir sığınak olamayacak biriydi. Güven vermezdi,her an yıkılabilirdi. Ve ben zaten bir enkazın altında kaldığımdan böyleydim. Tekrar ona sığınamazdım. Tekrar ona hapsolamazdım.

Fakat her ne olursa olsun güven duygusunu hissettiğim tek yer burasıydı. Başka bir yerde böylesine rahatlayamaz,böylesine ısınamazdım. Aslında şuan göğüs kafesimin derinliklerinde hissediyordum o sıcaklık hissini,üşümemle bir alakası yoktu.

Hayır,sessizce akıtamıyordum artık gözyaşlarımı. Çünkü nefes alamıyordum. Çünkü artık ölmekten de öte,yok olmak istiyordum. Acım dinsin diye. Düşünmeyeyim diye. Sevmeyeyim diye. Terk edilmeyeyim diye.

Belki başka bir evrende o gecenin sabahında benimlesindir Atlas Koryel.

O gecenin sabahında benimle olursun belki diye.

Nefes alışverişlerim sıklaşırken ellerim boynumdaki kolyeye gitti. Tam koparacaktım ki durdum. Bu onun hediyesiydi. Koparamazdım. Gözlerimi sımsıkı kapatıp tekrardan açtım ve zar zor da olsa görüş alanımın netleşmesini sağladım. İlk olarak görüş alanıma giren tabii ki de kollarında olduğum beden,Atlas Koryel'di.

Nefes almakta hâlâ zorlandığım için parmaklarım gömleğini kavradı ve sıktı. Yeşil hareleri anında beni bulurken ellerimin boğazımda olduğunu gördü. Panikle eli kolyeyi bulduğunda bende aynı panikle elimi elinin üzerine koydum çünkü kolyeyi koparamazdı.

"İdil..."diye mırıldandığını duydum. Ne yapması gerektiğini bilmiyordu ancak benim de kendimde olmam gerekiyordu. Çünkü eğer kendimde olmazsam her şeyi anlardı. Anlasın istemiyordum. Anlamasındı. Uzak dursundu. Gitsindi. Onu unutmama izin versindi.

Bir süre öylece gözlerinin içine baktığımda kendimi sakinleştirmeyi başarmıştım. Derin bir nefes aldığımda ise kokusunu aldım. Bana hem zehir hemde ilaç olan kokusunu. Beni her koşulda sakinleştiren kokusunu. Ama bir zamanlar beni sakinleştiren kokusu artık bana zehirdi.

Gerçeklerin ağırlığı bir kez daha göğüs kafesimin sancımasına neden olurken nefes alışverişlerimin düzene binmesinin de rahatlığıyla kendimi kasmayı bırakarak ağlamaya başladım. Bir kaç dakika öncesinden çok daha şiddetli ağlıyordum. Çünkü bilincimin açık olduğu her saniye düşüncelerim zihnimi ele geçiriyordu.

BAR TABURESİHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin