Oy vermeyi ve yorum yapmayı unutmayın lütfen.
Keyifli okumalarr
*
İlk öpücüğümün nasıl olacağını düşündüğüm zamanlar olmuştu.
Hepsinde izlediğim filmlerdeki gibi romantik şeyler hayal etmiştim. Beyaz atlı prensin beni en romantik anımızda öpeceğini düşünmüştüm.
Ama bu hayallerimin ötesindeydi.
Kolları beni sıkıca tutuyordu. Kaçmamı istemiyordu ve benim de o anda kaçacak gücüm yoktu.
Dudakları dudaklarımın üstündeydi. Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Ona karşılık vermemi haykıran hücrelerim vardı ve onlara karşı çıkacak değildim.
Öpüşmeyi bilmiyordum ama bunu çok fazla kez okumuş ve izlemiştim. Onlardan öğrendiğim kadarıyla bir şeyler yapabilirdim diye umuyordum.
Dudaklarımı yavaşça araladığımda Ateş aradığı şey buymuş gibi beni kendisine daha fazla çekti ve alt dudağımı iki dudağının arasına aldı.
Kollarında duran ellerimden birini boynuna, birini yanağına koydum. Nasıl yapmam gerektiğini bilmiyordum ama Ateş ne yaptığının gayet farkındaydı.
Çok garip bir histi. Bütün hücrelerimin uyarıldığını hissediyordum. Bedenim bir heyecan dalgasıyla sarılmıştı.
Onun bana yaptığı gibi dudaklarını öpmeye başladığımda birden dili ağzımın içine girdi ve aynı anda kalp atışlarım şiddetlendi.
Dili bir anda bütün kontrolü eline aldığında içimde çok tuhaf bir şey hissettim. Daha önce hissetmediğim türdendi ve kesinlikle bana iyi gelmiyordu.
Çünkü daha fazlasını istememi sağlıyordu.
"Siktir," diye fısıldadı geri çekildiğinde. Eğer biraz daha dili işin içinde olmaya devam etseydi muhtemelen nefessizlikten ölecektim.
Göğsüm heyecanla kalkıp inerken kısık gözlerimle ona baktım. "Bana öyle bakma," dedi yutkunarak. "Bu hayatımda yaşadığım en iyi şeydi."
"Ben..." konuşmayı unutmuş gibi hissediyordum. "Benim için de..."
Tekrar dudakları dudaklarımın üstüne kapandı ama bu sefer az önceki gibi değildi. Uzun bir şekilde dudaklarını dudaklarımın üstünde tutup geri çekti.
"Afra," diye fısıldadı. Ses tonu o kadar tuhaf çıkmıştı ki içimde bir şeylerin kıpırdadığını hissettim.
Az önce beni öpmüştü.
Bunu düşündükçe içimde gülümseme isteği artıyordu. Aynı zamanda utandığımı da hissediyordum.
Dilini damağıma değdirmişti.
Yanaklarımın kızardığını hissettim. Kahverengi gözleri parıltılı bir şekilde bana bakarken bakışlarımı kaçırdım.
Şimdi ne olacaktı? Ne demeliydim?
Avucunu yanağıma yasladı ve başparmağıyla hafifçe yüzümü döndürdü. Gözlerine bakmamı sağladığında "Utanma," dedi.
Öyle söylemesi çok kolaydı. Hala beni tutuyordu, bacaklarım beline dolanmıştı, dudaklarım onun yüzünden şişmişti ve bir türlü düzene girmeyen kalp atışlarına sahiptim.
Nasıl utanmazdım?
"Utanmıyorum," dedim inatla. Neyi kanıtlamaya çalışıyordum bilmiyordum ama dışarıdan gören biri bile utandığımı anlayabilirdi.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Ineffable || texting
Teen FictionLise son sınıf öğrencisi Afra, numaraların karıştırılması sonucu Ateş'e yazar ve Ateş'in üniversite hayatına ani bir giriş yaparak kendisini bambaşka bir noktada bulur. * Loş mor ışığın gölgesi yüzüne düşüp suratının bir yanını kapatırken parıldayan...
