keyifli okumalar.
Heyecanımın dışarıdan belli olmamasını dilediğim bir akşamüstüydü.
Bugün Ateş'in benim için yaptıklarını öğrenince üstüme yüklenen şaşkınlığı atabilmemin bir yolunu ararken bunun yine Ateş'in attığı bir mesaj yüzünden heyecana dönüşmesini beklememiştim.
Beste ile Pamir'e olanların şaşkınlığıyla yerimde donup kalırken bu işin altında Ateş'in parmağı olduğunu anlamıştım.
Zira daha dün gece ona olanları anlatmışken sabahına böyle bir şey yaşamamın başka bir açıklaması olamazdı.
Nasıl yaptığını merak ede ede ona mesaj attığımda önce oralı olmamış sonrasında anlatmıştı. Bunu yaptığı için minnettardım ama yine de bir noktada yanlış gibi gelmişti nedensizce.
Yine de artık Beste ya da Pamir'in benimle uğraşamayacak problemlere sahip olduğu için mutluydum. Bu kadar kolay vazgeçmelerine inanamamıştım ama Ateş'in bahsettiği gibi biri çocuk tacizi davasına, biri de aile dramına düşmüştü.
Daha büyük problemleri vardı.
Artık onları düşünmek istemiyordum. Kendi yoluma bakmak ve mutlu olmak istiyordum.
Ateş bu akşam beni yemeğe çıkaracaktı. Başta emrivaki yapsa da sonrasında adam gibi teklif ettiği için kabul etmiştim.
Nereye gidecektik bilmiyorum ama deli gibi heyecanlıydım. Bu sevgiliyken ilk randevumuz olacaktı. Nasıl heyecanımı yenebilecektim ki?
Yaklaşık yarım saat önce duşa girmiş en sevdiğim şampuanımla duş jelimi kullanarak banyo yapmıştım. Mis gibi kokmak istiyordum ve bu yüzden duşta biraz fazla zaman harcamıştım.
Duştan çıktıktan sonra dolabımın karşısına geçmiş ve ne giyeceğimi düşünmeye başlamıştım. Ateş'e nereye gideceğimizi sorduğumda sadece sürpriz demişti ama biraz zorlayınca şehirden biraz uzaktaki göl kenarındaki bir yer olduğunu öğrenmiştim.
Elbise giysem mi çok kararsızdım. Abartmak istemiyordum ama güzel olmak da istiyordum. Ama ya çok abartırsam?
Oflayarak dolabımdaki kıyafetleri karıştırdım. Ne kadar bahar aylarına yaklaşsak da hava hala soğuktu. Bu yüzden elbise fikrimden vazgeçip etek ve bluz giymeye karar verdim.
Evet, çok farklı bir seçenek olmuştu...
Aslında içi yün olan ama sanki külotlu çorap giymişim gibi görünen taytımı bacaklarımdan geçirdim. Kış olduğu için epilasyona elimden geldiğince az gitmeye çalışıyordum ama en yakın zamanda gitmem gerektiğini anlamıştım.
Siyah eteğimi giyip üstüne çok sevdiğim beyaz bluzumu geçirdim. Bluz biraz inceydi ve üşüyeceğimi düşündüğüm için üstüne gri yünlü yarım bir ceket de giymiştim.
Saçlarımı açık bırakmaya karar verdiğimde aklıma Ateş ile takı bakmaya gittiğimizde tokamı alıp geri vermediği geldi. Bunu yeni fark ettiğime inanamıyordum.
Saçlarımı kurutup maşayı fişe takarken kendi kendime söylendim. Resmen tokamı cebine atmıştı ve bu benim daha yeni aklıma geliyordu. Fırsatçı piç.
Saçlarımı maşalarken bir yandan da saate bakıp duruyordum. Acaba Ateş ne zaman gelirdi? Beni görünce beğenir miydi? Yemek nasıl geçecekti?
Aklımda o kadar çok soru vardı ki bu sorularla ne yapacağımı bilemiyordum. Maşadaki saçımı yavaşça serbest bırakırken "Sakin ol Afra," dedim kendi kendime. "Sakin ol ve akışına bırak."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Ineffable || texting
Teen FictionLise son sınıf öğrencisi Afra, numaraların karıştırılması sonucu Ateş'e yazar ve Ateş'in üniversite hayatına ani bir giriş yaparak kendisini bambaşka bir noktada bulur. * Loş mor ışığın gölgesi yüzüne düşüp suratının bir yanını kapatırken parıldayan...
