-35-

3.3K 358 146
                                        


Okula gitmek için geç kalmıştım.

Bütün gece doğru dürüst uyuyamadığım için sabah çalan alarmları duyamayıp kalkamamıştım. En sondaki alarma uyandığımda okula hazırlanmak için sadece on dakikamın kaldığını görmüştüm.

Her türlü geç kalacağımın farkındalığıyla hızlı hareket etmeyi boşvermiş, ilk dersi kaçırırsam sorun olmayacağını düşünmüştüm. 

Aslında okulu tamamen ekip Ateş ile buluşsam mı diye düşünmüştüm ama bana sabah attığı günaydın mesajından sonra vizeye gireceğini yazmıştı. Bu yüzden onunla buluşamazdım.

Oflayarak yataktan kalktım. Bütün gece Ateş ile yaşadıklarımızı düşünmüştüm. O kadar tuhaf ve heyecan verici bir histi ki...

Yatakta dönüp dolaşıp o anları hayal ederek kendi kendime gülmüştüm. Acaba tekrar yaşar mıydık aynı şeyleri?..

Ve o da benim gibi hissediyor muydu?

Hissetse iyi olurdu çünkü aksi takdirde kıçına tekmeyi basmaktan çekinmezdim. 

İlk dersimin ne olduğuna bakmak için telefonumu aldığımda coğrafya yazısını görünce yüzümü ekşittim. Okula epey bir geç kalmayı planlıyordum.

Okul eteğimi giyip üzerine de okul kazağını giydikten sonra bir kot ceket giydim. Bahar aylarına giriyorduk. Hava yavaş yavaş ısınıyordu ve benim en sevdiğim mevsim geliyordu.

İlkbaharı o kadar çok seviyordum ki bana en huzurlu hissettiren mevsimdi. Ve bu mevsimde ilk defa yalnız olmayacaktım...

Ateş ne kadar bana çıkma teklifi etmese de sevgili olduğumuzu söylemişti. Sevgili... daha önce hiç sevgilim olmamıştı ve nasıl davranmam gerektiğini bilmiyordum.

Mesela nasıl kendi irademle elini tutacaktım ki? Çekinirdim ben.

Düşündükçe ateş yanaklarıma basıyordu ama dün gece... Dün geceyi düşünmeyi bırakmalıydım. Acilen.

Üstümü giyindikten sonra sarı saçlarımı düzleştirdim, yanlarından birer tutam alarak ördüm. Dün gece uyuyamadığım için belli olan gözaltlarıma bol bol kapatıcı geçtikten sonra kirpiklerimi uzatıp pembe bir parlatıcı sürdüm.

Okuldan sonra Ateş beni görmeye gelir miydi acaba? Sınavı ne zaman bitecekti? Eğer beni görmeye gelirse nereye giderdik? Sevgililer ne yapardı ki?

Aklımda sadece Ateş varken çalışma masamın kenarındaki çantamı aldım e içine bugünkü derslerim için gerekli olan kitapları koydum. Kulaklığımı, cüzdanımı ve telefonumu da içine attıktan sonra çantamın tek askısını omzuma astım.

Odamdan çıkıp merdivenlerden inerken evde sessizlik hakimdi. Annem evde miydi bilmiyordum ama umurumda da değildi. Üvey babam beni taciz ettiğinde, benim yerime ona inandığı günden beri onu annem olarak göremiyordum.

Bir anne nasıl çocuğuna inanmazdı? Gözü nasıl bu kadar kör olabilirdi? O kadar hastalıkla bağlıydı ki o piçe onun nasıl biri olduğunu görememişti.

Bana inanmamıştı. O adama inanmıştı ve onunla birlikte olup beni psikoloğa göndermiş, onun ardından psikiyatriye yatırmışlardı.

Gerçekler ortaya çıktığında ise çok geçti. O adam kısa bir hapis cezasıyla kurtulmuştu. Cezasını çekememişti ve bu yüzden öfkemden kudurmuştum. Annem ondan ayrılmış, ikimizin arasını düzeltmeye çalışmıştı ama bir daha onu sevememiş affedememiştim.

O zamanlar hayatımın en kötü zamanlarıydı. İlk defa kendimi öylesine yalnız hissetmiş, babam öldüğü ve beni koruyamadığı için ondan bile nefret etmiştim.

Ineffable || texting Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin