Keyifli Okumalar.
Ertesi gün uyanmamak için her şeyimi verebilirdim.
Kendimi o kadar kötü hissediyordum ki bu histen kurtulabilmek için sürekli uyumaya çalışıyordum.
Sorunlarımla başa çıkmanın yönteminin uyumak olmadığını biliyordum ama yine de yüzleşmek yerine uyumak daha kolay geliyordu.
Ancak uyanmalıydım.
Okuldaki öğretmenler toplantısı ve coğrafya sınavında kopya çektiği açığa çıkan 12. Sınıflar yüzünden bugün coğrafya ile tarih sınavım vardı.
Sınavlarım bitti diye sevinirken ekstradan sınava girecek olmak zoruma gitse de okul yönetimine karşı yapabilecek bir şeyim yoktu.
Sınıftaki tek yakın arkadaşımla, Beste ile, artık konuşmuyorduk ve bu yüzden sınıfa gitmekten nefret ediyordum.
Yalnız kalıyordum çünkü.
Her ne kadar öğle aralarında ya da ara sıra teneffüslerde Adelyalar ile takılsam da yine de kendimi yalnız hissetmekten alıkoyamıyordum.
Okuldaki yalnızlığım, Beste ile biten toksik arkadaşlığımın toksik hissi, annemle yaşadığım sorunlar ve en önemlisi Ateş'i kırmam...
Her şeyin üst üste gelmesi berbat bir şeydi ve benim mücadele etmekten kaçan bir kişiliğe sahip olmam daha da berbatlaştırıyordu durumu.
Annemle aramdaki problemleri düzeltemezdim. Bunu birçok kez denemiştim ancak olmamıştı. Annemi asla affedemiyordum. Her zaman ona kırgın ve kızgın oluyordum. Onunla hiçbir zaman o 'anne-kız' olamayacaktık artık bunu kabullenmiştim.
Tek istediğim bir an önce şu lanet evden kurtulmaktı.Üniversiteye başladığımda bu evden kurtulacağımı biliyordum. O zaman kendim için yeni bir başlangıç yapmış olacaktım.
Beste'yi çok fazla düşünmemeye çalışıyordum. Arkadaşlığımızın önünde sonunda biteceğini biliyordum. Sadece böyle olmasını istemezdim. Ben ona böyle yapmazdım.
Annem ve Beste konusunda ne kadar soğukkanlı olmaya çalışsamda aynı şey Ateş için geçerli değildi.
Kendimi inanılmaz derecede suçlu hissediyordum. Beni affedebilecek miydi, bilmiyordum. Onu kırdığımın fazlasıyla farkındaydım. Sözcükler ağzımdan sinirle çıkmıştı. İsteyerek kırmamıştım onu.
Mesaj atmıştım ama bana dönmemişti. Belki de artık görüşmekde istemeyecekti. Bilmiyorum.
Ama yine de onu arayacaktım. Benimle görüşmek istemese bile umursamaz görünmek istemiyordum. Onu kırdığım için üzüldüğümü bilmeliydi enazından.
Sıkıntıyla nefesimi verip yavaşça yataktan çıktım. Okula gitmek istemiyordum ama mecburdum.
Diğer günlerin aksine bugün hiç özenmedim. Kalktım, elimi yüzümü yıkayıp saçlarımı taradım, formamı giydim, çantamı aldım ve çıktım.
Normalde görünüşüme çok dikkat ederdim ama şu an onu umursamayacak kadar kötü hissediyordum.
Dün gece Adelya'ya da mesaj atmıştım ama o sınavına çalıştığını söylediği için Ateş hakkında bir bilgi alamamıştım. Bugün sınavdan sonra yanına gidip ağzını aramayı düşünüyordum.
Okula gidene kadar bakışlarımı yoldan ayırmadım. Okula girdiğimde de kimseye bakmadım. İstediğim tek şey soyutlanmaktı. Sanki ben orada yokmuşum gibi insanlara karşı görünmez olmak istiyordum.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Ineffable || texting
Teen FictionLise son sınıf öğrencisi Afra, numaraların karıştırılması sonucu Ateş'e yazar ve Ateş'in üniversite hayatına ani bir giriş yaparak kendisini bambaşka bir noktada bulur. * Loş mor ışığın gölgesi yüzüne düşüp suratının bir yanını kapatırken parıldayan...
