Gecenin karanlığını yıldızlar dağıtırken ikisi aynı yerde aynı yıldızlara bakmanın heyecanını yaşıyordu. Sahi ne kadar olmuştu böyle olmayalı? Uzun yıllar diye geçirmişti ikiside içinden, aynı yerde yan yana oturmak, bacaklarının ve dirseklerinin birbirlerine değmesi bile ikisi için bir devrim gibiydi. Onca olan olaydan sonra bir rüya gibiydi. Hafif yerinden kıpırdanan önce Ferit olmuştu, ayağa kalkmıştı yavaşça. Kalkışı yavaştı ama yaptığı hareket hızlıydı, hızla seyranı kucaklamıştı. Ufak bir çığlık atmıştı Seyran.
"Ferit napıyorsun?"
"Uzanıcam."
"Tamam ben giderim içeri senin götürmene gerek yoktu ki."
"Sen nereye? Beraber uzanacağız."
Ferit geri koltuğa oturduğunda sırtını koltuğun koluna yaslamıştı. Kucağında bir bebek taşır gibiydi. Önce ayaklarını uzatmış sonra bir eli hala Seyranın belindeyken diğeri kalçasının üzerine koymuştu. Bir kedi gibi sokulmuştu Seyran Ferit'in koynuna.
"Bir yerin tutulacak, bırak otururdum ben şurada."
"Seyran."
Derken fazla netti sesi, halimden memnunum der gibi. Ferit yıldızları izlerken Seyran olduğu konumun huzurundaydı.
"Bitti mi?"
Demişti mırıldanarak.
"Az kaldı."
"Ama bitecek."
Kafasını hafif indirip Seyrana bakmıştı. Gözlerinin kapalı olduğunu görünce gülümsemesine engel olamamıştı. Yüzünün önüne düşen bir tutam saçı kulağının arkasına sıkıştırmıştı. Sesi mırıltı halinde çıkarken Seyran şarkı söylediğinin farkına varmıştı bile.
"Neyleyim üç günlük ömrümü
Bu gönül sensiz hiç güldümü
Sevgilim önüme ölümü
Sunsan ben icerim kendimden geçerim
Senin icin senden vazgeçerim
Sunsan ben icerim kendimden geçerim
Senin icin benden vazgeçerim."
Hala eli saçlarındaydı, gözlerinden bir damla yaş akmıştı Seyranın. Ferit'in baş parmağı o dökülen yaşı silmişti.
"Ben yağmuru gözlerinde
Bülbülü dillerinde
Günahı bedeninde
Tanıyıpta sevmişim"
Bu kez Seyranın kapalı olan gözünün üstünde gezdirmişti parmağını.
"Dönmüyor yedi cihan
Esirin olmuş zaman
Sarabı dudağından
İçip öyle sevmişim
Seni öyle sevmişim."
Şarkının son sözlerini söylerken bu kez baş parmağı Seyranın dudaklarının üzerindeydi. Şarkı bittiğinde burnunu çekti Seyran. Ferit onu göğsünden kaldırıp ona bakması için kendisine doğru çevirmişti.
"Aç gözlerini."
"Korkuyorum. Bir rüya diye korkuyorum."
"Aç sevgilim."
Dediğinde açmıştı Seyran gözlerini.
Kızaran yeşil gözleri gördüğünde yutkunmuştu Ferit.
"Bu sondu, benim için dökeceğin son gözyaşıydı."
Alnını Seyranın alnına dayayıp, nefesini dudaklarına vermişti.
"Seni seviyorum, seni çok seviyorum kalbim, çok seviyorum nefesim, canımı verecek, yarını düşünmeyecek kadar çok aşığım. Evlen benimle, bitsin artık tüm imkansızlıklar. Bana evet de ve ben artık bu dünyayı ayaklarının önüne sereyim."
Arkadaşlar ben bu kuzguna bile böyle şeyler yazdıysam hiçbir yazar kurgusunu mutsuz sonla bitiremez izin vermiyorum hahahaha
Bölüm umarım kısa sürede gelir sizleri seviyorum, alıntımıza da yorumlarınızı bekliyorum :)
ŞİMDİ OKUDUĞUN
KUZGUN
Mystery / Thriller"Bu yaşta bu zeka, bu merhametsizlik sanki büyümüşte küçükmüş gibisin." Gülmüştü, bilseydi babasının onun nasıl yetiştirdiğini belki az bile derdi. "Kuzgunları bilir misiniz?" "Aşina değilim pek." "Kuzgunlar türünün en zekisi, en siyahı, en merhame...
