"Belki Rusya ve Türkiye arasındaki o köprü benim sayemde kurulur he Seyran?"
Derken karşısındaki adamı arsızca süzüyordu Sofia, Ferit onları duymuyordu ancak Sofia Seyranın damarına basmaktan geri durmuyordu. Buraya gelmeden önce abisinden öğrenmişti birçok şeyi.
"Ferit ve ben güzel ikili olmaz mıyız?"
Derin bir nefes aldı Seyran ve Sofiaya döndü.
"Sizi bana sayıyla mı veriyorlar? Bir gün gelir abisi der, bir gün gelir kardeşi der. Siz neden kendini için bişeyler yapmıyorsunuz da sürekli bir köprü kurma derdindesiniz?"
Alaylı bir kahkaha yükseldi masadan ve Ferit o sese dönüp baktı. Tam o sıra Sofia Ferit'e elindeki kadehle selam verirken Ferit başıyla selamı kabul etmişti. Sinirleri tam olarak tepesine çıkan Seyran Sofianın gözlerinin içine baktı.
"Nereden biliyorsun sadece köprü için olduğunu? Ferit bence tam benim tipim. Baktıkça ıslanıyorum."
Seyrana göz kırptığında Seyran eline bir çatal aldı ve masanın altından Sofianın çıplak bacağına batırdı. Sofia tam kalkacakken Polina onun tepesinde belirmiş ve omuzlarından tutup kalkmasını engellemişti.
"Bana bak Sofia, sadece bir kez söyleyeceğim anlayıp anlamamak sana kalmış. Ferit benim, öyle ya da böyle. İster yarın çıkar kafasına sıkarım ister koynuma alır çocuk yaparım. Bir daha ağzından onun ismini duyarsam o dilini keserim, onu düşünüp kendine dokunursan o elini keserim, aklına her hangi bir zaman diliminde o gelirse o kafanı keserim."
"Yapamazsın, Rusyayı karşına alamazsın."
"Konu Feritse, o Rusya'nın tüm sokaklarını kanla yıkarım."
Biraz daha batırmıştı çatalı.
"Ya-yapamazsın bomboş tehditler bunlar."
Çatalı tamaman bacasına sapladığında büyük bir çığlık atmıştı Sofia, bacağından kanlar akarken tüm odak noktası ikisi olmuştu. Anlamaz gözlerle bakarlarken Sergei koşarak kardeşinin yanına gelmişti. Umursamadı Seyran onu ve devam etti.
"Hadi Sofia, hadi dene beni. Hadi sına beni, hadi bas damarıma, bende karşılık vermekten çekinmeyeyim."
Sergei ve Sofiayı ardında bırakırken onunla beraber Polina da yürüyordu. Ferit'in önünden geçerken durmuştu. Sinirle dönmüştü ona.
"Bir daha."
Demişti dişlerinin arasından.
"Bir daha bir kadının selamını al o başınla, al ki boynunun üstünde bir baş kalmasın."
Cevap bile beklemeden hızla oradan ilerlerken elindeki viskisini keyifle içen Ferit'i ardında bırakmıştı. Seyranın onu kıskanmasının verdiği haz bambaşkaydı.
Hollaaa, alıntıyla geldim sizleri seviyoree❤️
ŞİMDİ OKUDUĞUN
KUZGUN
Misteri / Thriller"Bu yaşta bu zeka, bu merhametsizlik sanki büyümüşte küçükmüş gibisin." Gülmüştü, bilseydi babasının onun nasıl yetiştirdiğini belki az bile derdi. "Kuzgunları bilir misiniz?" "Aşina değilim pek." "Kuzgunlar türünün en zekisi, en siyahı, en merhame...
