*BA-DUM-TISSSS BİN OLDUK BİNNNNN SÜPERSİNİZ*
Kapı aralağından bakarken burun buruna geldiğim David ile bir süre öyle kaldık. Derin derin nefes alıp veriyor ve kahverenginin en güzel tonu olan gözleriyle gözlerimin en derinlerine bakıyordu.
Kapıyı açarak içeriye girmesine izin verdim. Kendi evindeymişçesine koltuğa geçerek rahat bir pozisyonda oturdu. Ardından ise yanındaki boş yere eliyle iki kere dokunarak yanına oturmam için bana işaret etti. Henüz tek kelime konuşmamıştım.
Dediğini yaparak yanına oturduğumda çocuksu bir şekilde kollarımı bağlayıp kamburumu çıkararak alt dudağımı sarkıttım.
"O ne öyle?" dedi David, yumuşak bir ses tonuyla. Sola dönerek çatık kaşlarımla yüzüne baktım. Komik durumda olduğumun farkındaydım ama bu tatlı tepkisinden sonra umursamadan sürdürmeye devam ettim. Ona bir şey demek yerine omuzlarımı silkeledim.
Önüme gelen saçlarımı alarak arkama doğru attı.
"Öküzlük ettim."
"Öküzlük ettin." dedim onun hemen ardından.
"Mahcup ettim seni de. Gerçi bizimkilerin önünde mahcup olmak diye bir şey yok. Utanmanı sıkılmanı gerektirecek bir şey de yok." dedi. Gözlüklerinin üstünden baktı.
"Öküzlük ettin." dedim yeniden.
"Plak takıldı galiba." gülümsedi. Ben de henüz gülümsemesem de sarkık tuttuğum alt dudağımı düzelttim.
"Ha gayret. O gülücüğü bir alabilsem..."
Dayanamıyordum. Dudaklarım biraz daha gülümsemeye yakın bir şekil aldı. Bakışları dudaklarıma kaydı.
Şu an resmen onu yöneten kişi, artık her kimse, benim üstüme tıklattığında karşısına çıkam Romance seçeneğinden art arda beş kere falan Flirt komutunu vermişti.
"Lisa, daha ne kadar bekleyeceğiz?" diyerek başını arkaya doğru attı.
"Ne dememi bekliyorsun?" diye sordum.
"Gülümsemeni ve affetmeni."
"Peki o halde." dedim.
"Alabildik mi yani gönlünüzü?" göz kırptı. "Efsane bir peynirli makarnam var. İzniniz olursa yapmak isterim, Bayan Lisa." dedi ardından. Artık gözleri ışıl ışıl ve mutluydu. Başımla ona onay verdim. Mutfak kısmına geçtiğinde ona yakın olmak için oradaki sandalyeye geçtim. Hareketlerini izlemeye başladım.
Buzdolabını açtığında direkt olarak üzerinde bir kase makarna, dikdörtgen prizma şeklinde kesilmiş bir çedar peyniri ve iki tane yumurta olan yemek tahtasını eline aldı.
Her zamanki tepkim olarak; Ne?
Sims oynayan herkes en az bir kere Sim'ini yemek yaparken detaylı bir inceleme altına almıştır. Yemeğe zoom yaparak neyin neye nasıl dönüştüğünü şaşkınlıkla izlemiştir. Fırına sokulan ne olduğu belirsiz bir tepsiden bütün bir tavuk çıkar mesela. Ya da bir şeyleri karıştırdığın kaseyi başka bir tabağa aktarırken yemeğin şekli değişir.
David'in ocağı yakmasıyla yanan kısmın hemen üstünde bir tencere oluştu.
"Şaka mı?" diye sordum. Aslında bunun iç sesim olması gerekiyordu.
"Ne şaka mı?" diye soruyla karşılık verdi David bana.
"Hiç. Hiçbir şey." şaşkınlıkla onu izlemeye devam ettim.
Oluşan tencereye elindeki tahtada duran ana malzemeleri pat diye döktü. Bunu yaptıktan hemen sonra iki-üç saniye içinde elindeki de kayboldu. Gözlerimin önünde varolan bir nesne yokoldu. Fizik kuralları alt edilmişti işte.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
SIMSEPTION
أدب المراهقين[BU VE BENZERI KURGUDAKI ILK HIKAYEDIR.] En ufak mimiklerine kadar hayallerimdeki erkeği, detayların manyağı olduğumu kanıtlayacak muhteşemlikte evi yaratmıştım. Yine günlerden birinde kendimi oyunda buldum. İnanması güç, değil mi? Gözümü kırptığ...
