18: Aşkımla Kal David

562 55 75
                                        

Şiddetle bu bölümü tamamen anlatan şarkıyı dinlemenizi tavsiye ediyorum. Çok şiddetle ama. Hani epey şiddetle! Medyaya çevirip ekliyorum. Lütfen gözden kaçırmayın.

Şarkımız Maybe You're Right
Miley Cyrus

Yazdığım yerde dinlemeye başlarsanız mükemmel olacak.

İyi okumalar!

DAVID
"Şu paketi alın artık çocuğun önünden."

"En son babası öldüğünde bu kadar içmişti. O zaman yetişkin bile sayılmazdı."

"O boktan kıza bu kadar aşık olması beni şaşırtıyor. Neden daha önce fark edemedik ki?"

Sınıfın pencere tarafındaki mermerlerden birine oturmuştum. Kapı aralıktı ve arkadaşlarımın konuşmalarını duyuyordum. Beynim ve vücudum öylesine uyuşuktu ki bir süre sonra sesleri uğultu halini aldı.

Sigarayı dudaklarımın arasına götürüp derin bir nefes aldım. Dumanın ciğerlerime doluşu rahatlatmaktansa acı veriyordu. Sanki ihtiyacım olan şey biraz daha acıydı.

"Lisa'yı mı arasak?"

Sigarayı söndürdüm ve pakete uzandım. Bir tane daha çıkardım.

"Dayanamıyorum ben!" diyerek sertçe kapıyı çarpmasının ardından yanıma geldi Rosalinda. Pencereyi açtı ve paketi fırlattı. Elimde yalnızca bir tane sigara vardı. İkimiz de aynı anda ona baktık.

"İzin ver öleyim." diyebildim.

Rosalinda'nın gözleri doldu. Burun delikleri açılıp kapanıyordu. "David, sana ne oldu böyle?"

Yüzümü avuçlarının arasına aldı. Ardından gözlüklerimi çıkarttığımı fark etmiş olacaktı ki duraksadı. Gözlerimle yeri işaret ettim. Bu sefer bakışlarımızı paramparça gözlüğe çevirdik.

Oturduğum yerden kayarak yere oturdum. "Nefret ediyorum! Dream'den sonra birine aşık olmamak için kendime yemin etmiştim!"

"Böyle deme! Bunun önüne geçebileceğini düşünerek yemin etmen kendi hatan! Aşk durdurulabilir mi hiç?"

"Nasıl olduğunu kendim bile anlamadım!" derken gözyaşlarımın ardı arkası kesilmiyordu. Bir süre sonra  Rosalinda'nın uzun kollarını beni sararken hissettim. Başını omzuma koydu. "Lütfen yapma. Kendine gel."

* * *
LISA
"Çalalım!"

Gözyaşları içinde burnumu çektim ve Jessy'e baktım. Bu fikir yüzünü güldürdü.

"Borç mu takacağız yani?"

"E biraz öyle olacak." derken sırıttım. Jessy uzanıp gözyaşlarımı sildi. Son günlerde sürekli bu haldeydik.

"Aslında mantıksız değil. Bir daha yüzümüzü dahi görmeyecekler nasılsa."

"E hadi kalk o zaman. Şu köşede market."

"Bu kadar çabuk mu?"

"Evet. Hatırlar mısın, bir kez en sevdiğimiz çikolatayı çalmıştık. Ben her şeyden habersiz bir role bürünerek marketin kapısında beklerken sen de içeri girip iki tane almıştın. Kasaya geldiğinde ise atış yeteneğini konuşturmuştun, ikisini de yakalamıştım. Tabii kasiyerler görünce ayaklarını popona vura vura çıkmıştın ve alışveriş merkezinden kaçmıştık."

"Çalmamız gereken şey yüzlerce domates, bilmem farkında mısın?" dedi.

Haklıydı. Bu imkansızdı. "Kahretsin, ben onların yüzünü bir saniye daha görmek istemiyorum." derken yine bir ağlama nöbeti gelmişti.

SIMSEPTIONHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin