"Bu kadar içecek ne yaşadın annem?"
Doktor, Ryan'ın serumunu çıkarırken annesi diğer elini tutuyordu. Beş yaşındaymış gibi muamele görmek ağzını kulaklarına vardırmıştı bile çoktan. Genç kadın bana döndü. "Sen olmasaydın ne yapardık bilmiyorum. Bu çocuk hiç böyle olmazdı."
Başımı hafifçe öne eğerek gülümsedim. "Çok korktum ben de. Edward da kalacaktı ama ben buradayım diye ona git dedim."
"Evet, tamamdır. Ciddi bir sorun yok ama bu genç adam okulu asmak isterse ona rapor yazabiliriz."
Ryan, beş yaşındaki hal ve hareketlerini sürdürerek annesine döndü. Masmavi gözlerini o kadar tatlı bir şekle soktu ki kıkırdamaktan kendimi alamadım.
"Ryan sanki devamsızlığını takan birisin." dedi annesi ve odadaki herkesten bir kahkaha koptu.
"Kıyağım olsun. Danışmaya faks çekeceğim raporunu, çıkış işlemlerini yaparken alırsınız."
"Bir ricam olsa?" dedi aynı bakışları bu sefer doktora çevirdiğinde. "Kız arkadaşım için de yazma imkanınız var mı acaba?"
O kelimeyi duyduğumda gülümsemem daha da yayıldı. Beni fikrimden döndürdüğü gibi kendine her seferinde daha fazla bağlamayı öylesine başarıyordu ki...
"Ryan, Lisa derslerinden geri kalmasın. Senin gibi değil o." dedi annesi Deborah. Ona döndüm. "Katılıyorum, önemli bir konu işleyeceğiz yarın."
"Beni sinir etmeyi başardığını fark ettiğine göre... Bize rapor yazarsanız çok sevinirim Doktor Bey." dedi dişerini sıkarak. "Ben o konuda iyiyim canım, çalıştırırım seni yarın."
Benim daha fazla üstelememem ve annesinin çabuk yumuşaması sonucu raporlarımızı alıp hastaneden çıktık.
"Sizi yazlık eve bırakayım. Ryan, ablan bizde parti verecek. Seni istemiyor." derken gaza bastı Deborah. "Şaşırmadım." dedi Ryan. "Benim de iş yemeğim var. Siz de güzel vakit geçirirsiniz hem." diye ekledi annesi, Ryan'ın serzenişini umursamadan. "Gerçi sen de bir gece kaldın bu salak oğlumun yanında, evine bırakayım ister misin?"
"Sağol anne. Ve... hayır, anne." Ryan dönüp bana baktı. "O da bunu kabul etmez zaten. Özlem gideresim var." göz kırptı.
Her ne kadar annesi kafa dengi bir kadın olsa da dediği bu şey beni fazlasıyla utandırmıştı. "Pekala..." dedi annesi. Ben ise sessiz kaldım.
Bir süre sonra denizin kokusu burnuma doldu ve geldiğimizi anladım. Uyukluyordum, gözlerim pek kolay açılıyor sayılmazdı.
"Lisa'ya izin ver biraz uyusun. Başını şişirme kızın." diye fısıldadığını duydum Deborah'ın. "Merak etme anne. Aklın bizde kalmasın." dedi Ryan. Gözlerimi kırpıştırdım ve ardından yine yumdum. Uyumakla uyumamak arasında bir yerlerdeydim.
"Geldik. Hadi aç gözlerini. İki dakika geçmeden yine uyuyacaksın merak etme."
Gözlerimi araladım ve onunkilere diktim. Tamamen uykuya dalmadığım için zor olmamıştı.
"Hadi in bakalım." kapıyı açtı. "Canım, her şey için teşekkür ederim. Seni de yormuştur dün gece." dedi Deborah ve koltuğunda kıpırdandıktan hemen sonra bana döndü. "Hiç sıkıntı değil, asıl sizinle sohbet etmeye fırsatımız olmadı, sızmışım." dedim kibar bir ses tonu kullanmaya çalışarak. "Başka zaman için sözleşelim. Bu akşam benim de işim var, siz de dinlenin hem, fırsat varken." gülümsedi. "Hadi canım benim, kendine iyi bak."
Vedalaşıp arabadan indiğimde Ryan kapımı kapattı. Deborah hafifçe kornaya basıp uzaklaşırken biz de kapıya doğru yöneldik.
"Seni uyutmayacağımı biliyorsun, değil mi?" diyerek sırıttı ve kapıyı açmasıyla içerdeki huzurlu havayla yeniden karşılaştım. Aradan pek de zaman geçmemişti.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
SIMSEPTION
Teenfikce[BU VE BENZERI KURGUDAKI ILK HIKAYEDIR.] En ufak mimiklerine kadar hayallerimdeki erkeği, detayların manyağı olduğumu kanıtlayacak muhteşemlikte evi yaratmıştım. Yine günlerden birinde kendimi oyunda buldum. İnanması güç, değil mi? Gözümü kırptığ...
