20: Ulaşılmaz

501 50 62
                                        

Bölüm şarkısı multimediada.

*
Şu zamana dek yaşadığım en sessiz sedasız saatlerdi. En durgun, her an ağlamaya en meyilli saatler.

Üstüme en bol ve en rahat eşofman altımla tişörtümü ne ara geçirdiğimi anlamadan kendimi bahçede, gökyüzüne bakarken bulmuştum. Böyle art arda depresif günler benlik değildi. Ben en fazla Sam'le didişir, Sims'lerime laf edince anneme küserdim.

Annem haklıydı.

"Gelmemi ister misin?"

Başımı kaldırdığımda benden bir-iki metre uzakta duran Allison ile göz göze geldim. Kızarmış olduğundan yüzde yüz emin olduğum gözlerimle ona bakıp başımı salladım.

"Jessy dışarı çıktı. Yalnız kalmanın senin için daha iyi olacağını söylese de arayıp bana haber verdi. Ben de fırladım. Olayı biliyorum, bir kez daha anlatıp yıkılmak zorunda değilsin canım." derken yanıma oturdu.

"En doğrusu bu olacak." dedim sessizce.

"Sen öyle diyorsan elbette en doğrusu budur. Burada muhattabın yalnızca kalbin, o iki adam değil."

"Ama o kalbim de önünde sonunda o iki adamla dolu. Onlarla yaşadıklarımla, her an beni yiyip bitiren kararsızlığımla." başımı kaldırıp ona baktım. Bana acıyarak bakmasını gizlemeye çalışıyormuşçasına tatlı tatlı sırıttı. "Olsun, güzel anıların olmadı mı? Ailenin yanına, Oasis Springs'e döndüğünde düşünüp mutlu olacaksın. Unutma Lisa Frietze, bardağın yarısı dolu."

Demek Jessy ona böyle anlatmıştı. Hoş, Sims'e girdiğimi bir de ona anlatsaydım buradaki en gerçek şeyi de silip atmış olurdum; bu güzel dostluğu.

"Jessy nereye gitmiş?" diye sordum, ona gülümseyerek bu konuyu kapatmaya çalışırken.

"Elliot'la markete gittiğini söyledi, evinizde eksikler varmış." güldü. "Elliot iyi bağlandı bu kıza. Rosalinda ile beraberken hiç böyle değildi. En azından gözlemlediğim kadarıyla."

"Elliot bonkör müdür dersin?" diye sordum.

"Neden? En yakın arkadaşın için zengin koca politikası izlemeyi mi düşünüyorsun?" diyerek kıkırdadı.

Güldüm. "Merak ettim. Hem... Bence gayet önemli bir faktör." derken dil çıkarttım.

"Öyle çok holding sahibinin çocuğu gibi bir mal varlığı yok. Ama durumu fena değil. Jessy'e ödeteceğini hiç sanmıyorum." dedi. Hafif bir rahatlama hissiyle gözlerimi kırpıştırdım. "Ne güzel!"

JESSY
"Kola, gazoz falan ister misiniz?" diye sordu Elliot, alışveriş arabasını reyondan reyona sürerken. Araba torbalarca elma ve domatesle dolmuştu. "Nasıl bir mide var sizde?" diye sordu ardından Elliot. Gülmeye başladık.

"Biraz ailesine götürecekmiş." dedim. Umarım ödersin, Elliot.

"Götürsün bakalım. Bu arada..." durup bana döndü. O sırada reyondan aldığım çikolataları arabaya bıraktım. Belimden tutup yanına çekti beni. "David'le arkadaşının olayı bizi etkilemez değil mi?" diye sordu. Dışarıdan gelen güneş, kızıl saçlarını turuncuya dönük gösteriyordu. "Etkilemez. Benim adıma da çok mutlu ayrıca."

"Ben de senin adına mutluyum. Şanslı olmalısın." dedi Elliot sırıtarak.

"Şonslo olmoloson." dedim kalın bir sesle. Saçlarımın üstüne bir öpücük bıraktı.

Gözlerim ister istemez alış veriş arabasına bir kez daha takıldığında hafifçe kıkırdadım. Çocuk korkmuş olmalıydı.

"David nasıl?" diye sordum.

SIMSEPTIONHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin