19.Bölüm

111 24 13
                                        

Bölüm şarkısı: James Arthur-Impossıble

***

2 gün önce nasıldım? 2 gün önce depresyonda her önüme geldiğinde ağlayan saçı başı dağılmış salak bir kızdım.
Pardon depresyondan çıkamayan salak kız demem daha doğru olurdu.Ve şimdi nasılım? Şimdi ise olduğu durumdan gayet mutlu depresyonda olduğunu sanıp depresyonda olmadığını farkeden Kağan'ın yanında olmasından mutlu olan bir kızım.

Ve şu an mutluyum.Çünkü yanımda Kağan var ve ben onun yanında yatıyorum.Bu harika! Evet birkaç kez birlikle yatmıştık ama bu farklıydı..Çok farklıydı..

Onu seviyordum..Onu, kokusunu,herşeyini..
1 haftadan sonra dün ilk defa gülmüştü.Benim yanımda..
Benimleyken..Güldü..Çok abarttığımı düşünüyorsunuz ama bu öyle değil..O benim mutluluğum..

Ayağa kalktığım da perdeyi açtım boy aynasında kendime baktıktan sonra tekrardan yatağa geçtim.Sırtımı duvara yasladım.Ve onu izledim.
Sadece onu..

Yarım saat sonra:

Hâlâ onu izliyordum.Ona doyamıyordum..Ne kadar istemesem de ayağa kalktım ve mutfağa geçtim.Kahvaltıyı hazırlamam gerekiyordu.
Çekmeceden çayı aldığım da aklıma Kağan'ın hani şu çay yapma macerası geldi aklıma.Küçük bir tebessüm attıktan sonra çayı ocağa koydum.Dolaptan da kahvaltılıkları çıkardıktan sonra masaya tek tek yerleştirdim.Birkaç gerekli şeyi de yaptıktan sonra tabaklara servise başladım.İşim bitmişti.
Ardından Kağan'ın yanına gittim.Birşey yapamadım kıyamadım onu uyandırmaya.Derin bir nefes alıp yatağın kenarına oturmak için harekete geçmiştim ki sehpada duran bardak hızla yere düştü.Kağan beni kolumdan tutup kendi üstüne doğru çekince suratımı başka yöne doğru çevirdim.Utanıyordum işte lanet olsun ki çok utanıyordum.Elleriyle yanağımı okşarken ben ise gözlerimi yummuş anın tadını çıkarıyordum.
Harikaydı! Yumuşacık elleri vardı.Ve o kadar güzeldi ki gözlerimi hiç açmak istemedim.Ama şu an da durduğumuz pozisyon hiç iyi bir pozisyon değildi.Hemen üstünden kalktım ve

"Kahvaltı hazır seni bekliyorum." koşa koşa mutfağa gittim.Bir maldım. Sadece mal.Bu romantik anı kim bozmak isterdi ki? Hemen çocuğun üstünden kalkıp 'kahvaltı hazır bekliyorum' dedim bide.Artık cidden mal olduğuma kendim bile inanıyordum.Of!

Birkaç dakika sonra saçları dağılmış,gözleri daha yeni kalktığı için küçülmüş,altında siyah eşofman,üstünde ise allah üstünde birşey yok.

Üstünde birşey yoktu.Gözlerimi hemen baklavalarına diktiğimde kendime gelip yemeğime döndüm.Harika ama dimi? Utangaç olduğum için hiçbirşeyi rahatlıkla yapamıyordum.Aslında eskiden çok da rahat yapardım ama Kağan'dan ayrıldıktan sonra çok daha değiştim.Sofraya oturduğun da

"Dolunay iyi misin?" eliyle saçlarını düzeltti.

İyiydim işte iyiydim.Kafamı yere doğru eğdim.Elini çeneme doğru uzattı ve hafifçe okşadı.Sandalyeyi yanıma doğru çekti ve yanıma oturdu.

Bu sefer yine eliyle çenemi hafifçe okşadıktan sonra iki elini yanaklarıma doğrulttu.
Ona doğru baktığım da gözleri dolmuştu.

Kahretsin!
Kahretsin!
Kahretsin!

Ona ne olmuştu.Yoksa beni bu halde görmek onu üzmüş müydü? Annem de böyleydi benim.Beni ağlarken gördüğü zaman o da hep böyle yapardı.Sonra ona baktığımda onun da gözleri dolmuş olurdu.İstisnasız.
Ve sonra da ne yapardım biliyor musunuz?Sarılırdım. Ona sımsıkı sarılırdım.Şimdi ise o yoktu.Beni iyi edebilecek tek kişi yoktu.O olmadan iyileşemezdim ki ben.Bu karanlığa gömülür çıkamazdım oradan.Kağan'a döndüm ve sarıldım ona.
Aynı annemmiş gibi..
Beni kurtarabilirmiş gibi.
O benim bir parçammış gibi.

Mavi SürgünBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin