Kabul edince hemen yatakları hazırladık ve yarın işte giyecek kıyafetlerimizi belirledik. En sonunda daa gelsin dedikodular.
Yarın işe gideceğimiz için erken yatmaya dikkat ederek sohbet ettik. Dikkat ettim de Defne'nin kıyafetlerini ayarlamıştık. Yarın benden giyinecekti ama kendime bir şey bulamamıştım. Yarın bulurum diyerek yastığa başımı koydum. Defne ile samimi ama garip bir arkadaşlığımız olduğunu düşünerek farketmeden uykuya daldım.
Sabah alarmın çalmasıyla güzel, tatlı, yumuşacık uykumdan uyanmak zorunda kaldım. Gece, örtüyü yataktan atmışım. Malum sıcak yaz ayları.. Yatakta doğrulup bağdaş kurdum. Aslında bu sıcak yaz aylarında Doruk'la.. üfff salak mısın Papatya?! O seni hastanede bıraktı. Bi daha görüşmeyeceksiniz! Derkeeen hoop bugün iş var. Doruk Bey'ciğimin şirketinde. Bu mutlulukla en çiçekli elbisemi giydim. Beyaz üzerinde bir sürü koyu pembe olan çiçekli elbisemi.. (multi)
Eyvah! Defne'yi unuttum. "Defneeee ! Uyan bukalemun suratlı. " ses gelmiyince kaldığımız odaya gidip omzundan tuttum. "La,la,la,la,la,la,la,la,la" diyerek sallamaya başladım. Hiç tepki vermiyince mutfağa gidip su doldurdum. Su savaşı çıkma ihtimaline karşı üstünü değiştirdim. Çünkü my dress xjxj. Ilk önce parmaklarımı suya batırdım. Sonra onun üstüne yavaş yavaş atmaya başladım. Yine uyanmamıştı. Bende tüm suyu kafasından aşağı boşalttım. Dünyanın en keyifli şeyi ama Defne için aynı şeyi söyleyemiyeceğim. "Ne yapıyorsun Papatya?! Zihinsel engelli misin!!" Piç Smile gülüşü atarak "Aa çok ayıp arkadaşım ben sana ne yaptım ki?" diyince fena kaşınmış oldum.. "Gel buraya Papatya!!" deyince yere yattım çünkü büyük ihtimalle başka bi yere gidersem bir su atma ihtimali vardı. Kii düşündüğüm gibi olmadı. Bacaklarımdan tutup beni banyoya sürüklemeye başladı. Banyoya ikimizi kitliyerek ( ne düşündüğünüzü biliyorum sizi sapıklar :D kdkdkd ikisi de kız bunların lan ayıp snckks)
duşu aldı. En soğuğa çevirerek bana doğrulttu. Açarak her tarafıma tuttu suyu. Tüylerim diken diken olmuştu. Sorun değildi, nasıl olsa yazdı ama banyo su altında kalmıştı. Bir yandan ikimizde gülüyorduk bir yandan ben gülmenin arasında "yeter!" diye bağırıyordum. En sonunda bende musluğu açtım ve parmağımı koyarak suyu ona fışkırttım. En sonunda ikimizde suları kapatıp gülüşerek banyodan çıkarken tam karşımızdaki saat dikkatimizi çekti. Benim yaklaşık 5-6 dakika önce işte olmam Defne'nin ise 20 dakika önce işte olmasi gerekiyordu. Hemen hazırladık. Bu sırada gülmeye devam ediyorduk. "Bana bukalemun suratlı dediğini duydum!" Muzipçe bakıp yüzünü ellerimin arasına aldım ve "Yalan mı? Ama benim bukalemun Suratlı'msın " diyip saçlarını karıştırdım. "Ya kızım zaten hazırlanmam lazım! Bozmasana saçımı!" gülümsedim ve taksiyi aradım.
Taksi gelene kadar ikimizde bir şeyler atıştırıp sohbet ettik. Taksi gelince hemen koştuk. Kulaklıklarımı takıp tekini Defne'ye verdim. Birlikte şarkı dinlerken müzik birden kesildi ve ekranda SERKAN BEY yazısı çıktı. Kulaklığı çıkartıp "Eyvah! Geç kaldım ya kesin kızacak.." diyip açtım.. Defne ağız hareketleriyle "o kim?" diyodu. O sırada Serkan Bey konuşmaya başladı. "Alo? Papatya? kızım nerdesin? Kaç oldu saat, hala seni bekliyoruz.. Çekilmesi gereken bir sürü fotokopi var. Ayrıca sana yeni bir haberimiz var! " gözlerimi devirip içimden umarım beni kovmadiniz dedim ama dışımdan "Çok özür dilerim Serkan Bey. Taksideyim, hemen geliyorum." Telefonu kapatıp Defne'ye döndüm. "Doruk'un amcası. Ayrıca patron olur kendileri. " Gülümseyerek kafasını salladı.
Defne'yi kafeye bıraktıktan sonra taksi, beni bırakmak için devam etti. Şirketin önüne gelince ücreti ödeyip hemen indim. Asansör bozuktu. Koşa koşa merdivenleri çıktım. Serkan Bey'in kapısını tıklayıp içeri girdim. "Sonunda geldin kızım." "Özür dilerim.." "Hiç önemli değil... Şimdi gelelim bomba habere..." huzursuz olduğum konuya geldik. "Çınar Bey'in asistanlığını yapicaksin." Bunun iyi mi kötü mü olduğunu anlamamistim. "Pardon ama ben Çınar Bey'i tanımıyorum.. " hafif gülümsedi. " Dur çağrıyım onu." Başımı salladım ve beklemeye başladım. Telefonla onu çağırıp bana gülümsedi. Iki üç dakika sonra kapı çaldı. "Doruk Bey!" dedim. Onu şu an görmeyi beklemiyordum. Gülümsedi.. Neden ki? Kırgındık birbirimize... "Ben Çınar.." Benimle dalga mi geçiyosun der gibi Doruk'a baktım. "Kardeşiyim Doruk'un.." jeton yeni düşmüştü... "ikiz misiniz?" Yine güldü. "Hayır sadece talihsiz bi bezerlik..." Serkan Bey kızgınca ona dönüp "Çınar!" "Tamam amca ya. Ne yapiyim? Uyuz bi abim var.." bu kelimesine kıkırdadım. Haklıydı Doruk be uyuzluk çok benzer şeylerdi.
Elimi uzatarak "Ben sizin yeni asistanınızım. Adım Papatya. Memnun oldum." dedim. Hafif bi ıslık ötürerek "Hemen başlıyalım.. Takip et beni.." Kafa sallıyarak arkasından gitmeye başladim. Odasının kapısına geldik. Kapının üzerinde kocaman Çınar Başaran yazıyordu. içeri girdik. Koltuğuna otururken "otursana" dedi. Gulumseyip oturdum. "Biraz sohbet edelim.. kendini tanıtır mısın biraz?" "Tabii.. 19 yaşındayım.. Burdan önce kafede çalışıyordum. Annem babam yok.. Hiç tanımadım. Abimle yaşıyodum. O da öldü. Doruk Bey bana çok yardım etti. Onun sayesinde bi evim oldu. O evde yalnız yaşıyorum." Gözlerine Üzgün bir duygu yerleştirip tam konuşmak için ağzını açtığı sırada telefonum çaldı. "Çok pardon" diyip telefonu açtım. Gizli numaraydi. "Kimsiniz? " "kim olduğum önemli değil. Sana bir kaç şey soyliyecegim. Bugün abinin morguna git. Onunla vedalaş. Sana bir not vericek.. O notta ne yaziyosa yapmani istiyorum. Şu an git yanına..." "Pardon siz Kimsiniz ki?! Abimi nerden biliyorsunuz? Cevap verin!" Kapatmıştı. Korkuyodum. Ama çok da merak ediyodum.. kimdi o? Çınar Bey bana soran gözlerle bakıyordu.. " Şey önemli bi telefon aldım da izninizle çıkabilir miyim?" "Kimdi o Papatya? Tehlikeli olabilir." "Bilmiyorum gizli numaraydi. Benim için endiselenmeyin. İşimi bitirip gelicem. Hemen odadan çıktım. Kapıda Doruk'la karşılaştım. Yüzüne baktım. Sonra hemen koşmaya devam ettim. Arkama baktığımda Çınar bey le Doruk konuşuyorlardi. Sanırım anlatıyordu olanları Doruk'a.. tekrar koşmaya başladım. Çıkışa geldiğimde taksi beklemeye başladım. Beklerken bi el omzuma dokundu. Arkami döndüğümde Doruk'tu. "Hadi gel. Yolda anlatirsin neler olduğunu.." itiraz etmedim. Çünkü gerçekten korkuyodum. Arabaya binip olan biten her şeyi anlattım. Hiç cevap vermedi. Morgun önüne geldiğimizde hemen kemerimi çözüp kapıya gittim. Orda güvenlikler vardı. Hemen onlara açıklama yapıp içeri girdik. Yiğit'i bulduğumda farketmeden gözümden yaş aktı. Doruk hemen sildi yaşımi.. bana destek vermek ister gibi de kolunu omzuma attı. Buruk bi gülümseme ile Yiğit'e sarıldım. Onunla biraz konuştum. Daha sonra not aklıma gelince ellerine filan baktım ama hiç bi yerde yoktu. "Belki kandırmıştır biri seni. Ceplerine de bi bak.. orda da yoksa gidelim." Başımı sallıyarak ceplerine baktım. Sağ cebinde bi ses duymuştum. Hemen sağ cebine baktım. Gercekten bi kagit vardı. Doruk ' da meraklanmis gibiydi. Kağıt ikiye katlanmisti. Bi adres yazıyordu. "Hadi gidelim" diye mırıldandım. Abimle vedalaşıp morgdan çıktık. "Bu adresi biliyor musun?" dedim arabaya binerken. Kafasını olumlu yönde sallamakla yetindi. Heyecanlıydım. Fazla hemde. Merak ediyordum. Doruk benimle gelmek zorunda değildi. Ama geliyordu. Ona gelmene gerek yok demek içimden gelmiyordu. Çünkü korkuyordum da. Derin nefesler almaya başlamıştım. Çünkü yakınlaştık gibi geliyordu. "Ne kadar kaldı?" diye sordum. "Daha çok var.." diyip elini "ohooo" anlamında salladı. Ah benim bu hislerim. Heyecanlı bir yolun ardından iki terk edilmiş eve geldik. Burayı görünce daha çok korktum. Ve ağzımdan istemeden de olsa bir küfür çıktı. "Gelmek zorunda değilsin.." dedim mırıltıyla. "Biliyorum.." diyerek gelmeye devam etti. Zorla bir tebessümle kapıyı açtım.. "kimse var mı?" Sesim yankılanmaya başlamıştı."Doruk gidelim. Lütfen.." "Ben merdivenlerden üst kata çıkacağım. Sende burda bekle.." Kafa sallıyarak bekledim. Merdivenlerin son basamagina kadar çıktı. Çıtırtılar geliyordu. iyice korkmaya başlamıştım. "Doruk!" Diye seslendim. Cevap gelmedi ama Doruk bir süre sonra merdivenlerden inince rahatladım. "Hadi gidelim!" dedim. O da hiç ikilemeden kapıya doğru yürüdü. Kapiyi açtık. Büyük bir gıcırtı ile açılan kapının ardında bi kadın vardı. Büyük bi çığlıkla karşıladım onu. Doruk'un arkasına geçtim hemen. "Papatya? " dedi kadın.. "Adını nerden biliyorsunuz?!" Diye çıkıştı Doruk. "Ben onun annesiyim..." dedi yumuşak sesli kadın. "Anne?"
Bölümün sonuna geldiiiik. Bu bölüm için KnGr00 ya çok teşekkür ederim. Beni çok destekliyor. Bu bölüm ona ;). Onun kitabını da okumayı ihmal etmeyin. Gerçeklerle yuzlesmis olursunuz...
Sizleri çoook seviyorum. Yorum yapmayi ve vote vermeyi unutmayın.. ♡♡♡♡♡

ŞİMDİ OKUDUĞUN
HAYAT DEVAM EDİYOR
Chick-LitBulutların göz yaşları ağaçlara dökülüyordu. O gün 27 Kasım idi. Her yerde su birinkitileri oluşmuş, Yiğit' in (yani abimin) göğsüne çarpıyordu. Abim (ona genellikle Yigit derim şaşırmayın) sıkıca göğsünü ceketiyle örtü. Onu görünce bende aynısını y...