"Günaydın." diyorsun herkese, kahvaltıya indiğinde. Odin başta oturuyor. Sağ yanında güzeller güzeli bir kadın oturuyor; Frigga. Sol yanında çok sevgili her şeye layık oğluşu, Frigga'nın yanında ise yeşil siyah, deri kıyafetli biri oturuyor; Loki.
Frigga sana karşılık olarak gülümseyerek "Günaydın tatlım." diyor son derece sevecence. Ama niyeyse biraz garip bir şey seziyorsun. Aklına önceki gülümsemeleri geliyor. Başından beri içten olan gülümsemeleri. Tabi, iki oğlunu birden sevdiğini bilmiyorken olan gülümsemeleri. Aslında öğrense bile değişmeyen gülümsemeleri.
Öğrense bile mi? Loki ile olan ilişkini öğrenmiş miydi yani?
"Annem biliyor," diyor Loki Frigga'yı işaret ederek.
Gözlerini Frigga'nın son derece içten olan gülümsemesinden başından beri ayırmıyorsun. Şaşkınlık dolu sesin ve mimiklerinle soruyorsun. Çünkü şaşkınsın. "Benden nefret etmiyor musunuz?"
"Oğlumu sevdiğin için seni suçlayamam. Özellikle Thor'la olan durumunuz göz önüne alınınca. Merak etme, Hayatım. Sırrınız bende güvende." diyor ellerine uzanıp dostça sıkarak.
Gözlerini birkaç kez kırpıştırıyor ve geri gülümsüyorsun kadına. Loki başı aşağıya eğikken hafifçe başını sana çevirip dudaklarının yana kıvrılmasına izin veriyor. Ardından, yemeğine geri dönüyor.
"Günaydın. Böyle gelsene," diyor Thor davetkar bir şekilde yanındaki sandalyeyi göstererek. Hiçbir şey bilmiyor gibi yapman gerek. Bu yüzden gülümsemeni tebessüme dönüştürerek onun yanına oturuyorsun. "Teşekkürler." demeyi ihmal etmiyorsun.
"Nasıl hissediyorsun?" diyor ilgiyle başını sana çevirerek. Ona dönmeden yanıtlıyorsun.
"Rahat uyudum, teşekkürler."
"Bakıyorum çabucak adapte olmuşsun, Gelinim." diyor Odin ağzına fosforlu yeşil renginde bir şey atarken. Fosforlu kalem mürekkebine bulanmış zeytin yada peynir falan olmadığını ummaktan başka çaren yok.
Çatalını ve bıçağını kavradığında adama gülümseyerek dönüyor ve zekice bir cevap sunuyorsun ona. "Ne de olsa burada bir geçmişim varmış. Sevdiğim şeyler, alıştığım ortamlar, vakit geçirdiğim kişiler... Adapte olmamak için bir sebep göremiyorum açıkçası."
Kısa bir sessizlik düşüyor masaya. Frigga tabağına bakarken başını hareket ettirmeden sana, Odin'e ve Thor'a sırayla bakıyor ve başını kaldırırken çatalını ve bıçağını bırakıyor. Dirseklerini masaya yaslayarak havada ellerini birleştiriyor. Ardından gülümsüyor.
"Bir şeyler hatırlıyor musun, Hayatım?"
"Aslına bakarsanız," diyorsun tereddütle. "Hiçbir şey hatırlamıyorum."
Kadın seni süzerek gülümsüyor. Ardından küçük bir sızı hiseddiyorsun beyninde.
Beynini kurcalıyor. Ve bu acı veriyor.
Sızı git gide büyürken geçiriyorsun. Kesin şunu!
Az kalsın acıdan başını tutmaya başlayıp ortalığı birbirine katacakken sızı bir bıçak gibi kesiliyor.
Derin bir nefes alıyorsun.
"...Bence iyi olur, sence?" diyor Thor sana dönerek. Frigga'nın küçük zihin kurcalamasıyla meşgul olduğun için duymadığın soruya yine de olumlu bir yanıt veriyorsun.
"Bence de," diyorsun gülümseyerek.
Thor ortada duran fosforlu şeylerden turuncu olanından çatal yardımıyla alıp tabağına koyuyor. "Eskiden çok severdin." tabağa endişeli bakışlar atıyorsun ve son derece yakınında duran Thor'a bir bakış atıyorsun. "Hadi ye."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Runaway
Fanfictionİnsanlar acımaz. Tanrılar da öyle. Önce denerler sizi, direnirseniz daha çok güç kullanırlar. Ve daha çok ve daha çok. Acımasızca dağıtır üzerinize tüm öfkesini, bir an bile tereddüt etmeden, bir an bile pişman olmadan. Kalbinizi kırarlar, sanki cev...
