Kalbimin hiç bu kadar hızlı attığını hatırlamıyordum. Delirmiş olabilirdim ama bu onu sesiydi bundan emindim ya da biri bana şaka yapıyor ve ben de bunu anlayamayacak kadar sarhoş bir salaktım. Bilmiyordum, artık hiçbir şeyden emin değildim. Parkta boş boş oturuyor ve büyük ihtimalle birinin gelip başımdan aşağı bir şeyler dökmesini bekliyordum. Bana parka gelmemi söylemişti. Neden söylemişti? Ondan vazgeçmiştim ve onun da öyle yapmasını umuyordum. Belki de yapmıştı. Belki de kimse beni aramamıştı.
Ne dediğimi bile bilmiyordum. Her şey çok karışıktı ve bir an önce bu günün bitmesini diliyordum. Ellerim acıyordu. Soğuktan donmuş durumdaydım. Neden eve gitmediğimi bile bilmiyordum ama bundan daha iyi bir şeyim yok gibiydi.
Tanrım deli gibiydim. Saatin geç olmasına seviniyordum. Eğer biri beni bu halde görseydi büyük ihtimalle polise haber verirdi. Hıçkırarak ağlıyor, dua ediyordum ve perişan durumdaydım. Onu yanımda istiyordum. O bana gelmezse onu yanına gidecektim. Bunu yapacaktım ve belki de orada mutlu olabilecektik.
Yanağımda hissettiğim soğuk elle ne zamandır sıktığımı anlamadığım gözlerimi açtım. Sonunda durduğuna sevindiğim gözyaşlarım tekrar akmaya başlamıştı. Hızla ayağa kalktım ve karşımda titreyerek duran minik bedene baktım. Ne yapacağımı bilmiyordum tamamen donmuş durumdaydım. Bana bakışları kalbimin acımasına neden oluyordu. Kimse bana böyle bakmamıştı. Daha fazla zaman kaybetmeden ona sarıldım. Ellerimin acısını umursamadan ona sıkıca sarıldım. Bacaklarını belime doladı ve yüzünü boynuma gömdü. Boynumda oluşan ıslaklık ile ağladığını anladım. Bana bakmasını sağladım. Nefesi yüzüme çarpıyor ve konuştuğu her an dudaklarımız birbirine değecek gibiydi. Yıllar olmuştu ve şuan tam yanımdaydı. Karşımda bana bakıyordu. Yüzünde yara izleri vardı. Mavi gözleri kızarmış, dudakları soyulmuştu. Derin derin nefes alıyor sanki söyleyecek bir şey arıyordu.
Yere indi ve ellerime baktı. Sıcak dudakları elimdeki yaralara değdiğinde hiç de acımıyordu. Acımı alıyordu, her zaman yaptığı gibi. Aslında garipti. Bana en çok acı çektiren kişinin bir saniyede tüm acımı götürebilmesi...
Minik ellerini yanağıma götürdü. Başımı eline yasladım. Bana bir şey diyecekmiş gibi olduğunda demesine izin vermedim.
''İyi misin?'' başını salladı.
''Sadece korkuyordum, üzgünüm. Belk-''
''Eve dönecek misin?'' elini çekti ve banka oturdu.
''Harold, onların yüzüne bakamam.'' önüne geçip dizlerimin üstüne çöktüm. Elini tuttum. Yaptığı şeyi doğru bulmuyordu ama geri dönmeyi her şeyden çok istediği belliydi.
''Seni seviyorlar ve seni gördüklerinde daha mutlu olamazlar inan bana güzelim.'' Göz yaşlarını sildim. Burnunu çekti ve ne kadardır görmediğim güzel gülümsemesini gösterdi. Elinden tutup kalkmasına yardım ettim.
Arabaya yürürken aramızda oldukça garip bir sessizlik vardı. Arabaya binip kemerimi bağladığımda gerçekten bundan sonra olacakların nasıl olabileceğini düşünmeye başladım.
''Seninle kalabilir miyim?''
''Ne?'' aniden sorduğunda birden bire bunu söylemiştim.
''Üzgünüm, önemli değil.'' elini tuttum. Utanıyordu, gerçekten eskisi gibi olup olamayacağımızdan korkuyordu. Uzun süre ayrı kalmıştık ve ne yapacağını bilmiyordu. O kadar masumdu ve kırılgan duruyordu ki gözlerimi ondan alamıyordum.
Aramızda neredeyse bir santimetreden az kalacak şekilde yüzümü ona yaklaştırdım.
''İstediğin zaman, sormana gerek yok.'' ve onu öptüm. Her şeyini özlemiştim. Kokusunu, gözlerini, dudaklarını. Gülümsediğini hissedebiliyordum. Daha önce böyle öpüştüğümüzü hatırlamıyordum. Fazlasıyla özlem barındırıyordu.
--
Evin kapısını açtım. İçeri baktı. Odama geçti ve yatağa oturdu. Bana baktı, sanki bir şey söylememi bekliyor gibiydi.
''Duş almak ister misin?''
''Ne?'' üstümü çıkardım ve elinden tutup onu ayağa kaldırdım. Dudakları aralanmıştı. Önceden beyaz olduğunu tahmin ettiğim fakat şuan griye dönen tişörtünü çıkardım.
Kabine girip suyu açtım. Yanıma geldi ve bana yaklaştı. Aramızda oldukça garip bir şey vardı bunu fark etmiş olmalıydı ki ıslanmış saçlarımı kulağımın arkasına attı ve dudaklarıma yaklaştı.
--
Vote ve yorum yaparsanız sevinirimm
Telefonum bozulduğu için ve nasıl yazabileceğim + sürdürebileceğimi bulamadığım için zar zor garip, uzun(diğerlerine göre) ama fena olmadığını düşündüğüm bir bölüm yazdım umarım olmuştur.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Letters | Larry
Fanfiction''Eller sessiz Ses uyuşmuş Ciğerlerimi sökene kadar çığlık atmayı deniyorum Bu, durumu daha da zorlaştırıyor Sadece bu hayata sahip olabilseydik Bir tek gün daha Sadece zamanı geri alabilseydik Biliyorsun ki olacağım Senin hayatın Senin sesin Senin...