"Hazırım,"
"Yani sanırım." kaşını kaldırdı ve gergince gülümsedi Louis.
"Korkmayı ve endişelenmeyi bırakır mısın lütfen? Onlar senin ailen Louis, seni seviyorlar ve ne olursa olsun seni bırakmayacaklar."
"Ama babam bıraktı." Sırtüstü yatağa uzandı ve ellerini karnında birleştirerek tavanı izlemeye başladı.
"Babam bizi terk etmişti ve ben de onları terk ettim. Oraya geri dönemem Harry." Louis'nin sesi sonlara doğru kısılmıştı. Harry sevgilisinin yanına uzandı ve gözlerini tavana dikti.
"Louis sen baban değilsin. Ailen seni seviyor ve seni affedecek. Seni gördüklerinde sana kavuştukları için ne kadar sevinecekler inanamazsın."
Harry haklıydı. Louis yokken ailesini sık sık ziyaret etmişti ve hepsi onu çok özlüyordu. Olayı hala atlatamamışlardı ve Louis'i gördüklerinde ne kadar mutlu olacaklarını hayal edebiliyordu. Louis fazla endişeleniyordu. Yataktan kalktı ve altına kotunu geçirip birlikte evden çıktılar.
Harry nazikçe kapıyı çaldı. Kapıyı annesi açtığında ağzı büyük bir şokla açık kalmıştı. Karşısında uzun süredir görmediği oğlu duruyordu. Annesinin gözleri yaşardığında Louis tereddüt etmeden Harry'nin arkasından çıktı ve annesine sarıldı.
İçeri geçtiler, Louis kardeşlerine teker teker sarıldı. Hepsi ağlıyordu ama çok mutlulardı. Johannah Harry'ye sarılıyor ve defalarca teşekkür ederek ne kadar mutlu olduğunu söylüyordu. Öldüğü sandığı oğlu geri gelmişti, bu onun için mucize gibiydi.
Herkes salondaki koltuklara oturdu ve Louis'i sorulara boğmak istercesine bakıyorlardı.
"Ben gitsem iyi olacak," Harry ayağa kalktı ve kapıya kadar yürüdü. Johannah ve Louis peşinden gitti.
"Olanları merak ettiğini sanıyordum, gitmene gerek yok." Louis Harry'nin elini tuttu ve gitmesini engelledi.
"Bana hazır olduğun an anlatabilirsin ve şuan çok da istekli olmadığını görebiliyorum." Bu doğruydu fakat kendisinin de hazır olduğu söylenemezdi.
Louis Harry'nin alt dudağını öpüp onu geçirdi. Louis gittiğinde annesi koşarak Harry'nin arkasından gitti ve onu durdurdu.
"Harry, ne kadar teşekkür etsem azdır. Birbirinizi ne kadar sevdiğinizi biliyorum ve onu bu kadar mutlu görmek hepimizi sevindiriyor. Onu hiç olmadığı kadar gülümsetebiliyorsun ve bu benim görmek istediğim en güzel şey." Gözleri dolmuştu ve ağlamak üzereydi. Mutluluğu gözlerinden okunuyordu. Johanna Harry'nin tuttuğu elini bıraktı.
Harry diyecek bir şey bulamamış ve sadece "önemli değil" diyerek gitmişti. Eve girip kendini yatağına attı. Louis'nin tam olarak neler yaşadığını çok merak ediyordu fakat korkuyordu. Birlikte değillerken başına bir şey gelmiş miydi veya zarar görmüş müydü, ki yüzünde gördüğü çizikler de onu korkutmuyor değildi. Onu korkutan sadece bu nedenler değildi. Başkası ile çıkmış mıydı, başkasına seni seviyorum demiş ve başkasını öpmüş müydü? Çünkü Harry bunları yapmıştı ve Louis bunu biliyordu. Louis onu affetmiş miydi? Neden affetmişti? Yaklaşık yarım saat sonra sorular kafasında yankılanırken gelen yorgunlukla uyuya kalmıştı.
--
Harry uyandığında sadece iki buçuk saat geçtiğini gördü. Banyodan gelen su sesi ile de Louis'nin geldiğini anlamıştı. Biraz daha yatakta durarak Louis'nin çıkmasını bekledi.
--
"Hey," Louis Harry'i dürttü ve yanına yattı. Harry gözelerini zar zor açarak yanına yatmış ve tavanı izleyen güzel manzara ile karşılaştı. Çok mutlu gözüküyordu.
"Güzel geçeceğini söylemiştim." Louis gözlerini tavandan alarak Harry'nin yeşil gözlerine baktı.
"Biliyorum." Göz temasını kesmeden başını Harry'nin göğsüne yasladı.
"Ne olduğu açıklayacak mısın?"
"Annen seni çok seviyor, mutlu olman da beni sevindiriyor."
"O değil," yüzü daha ciddi(!) bir ifadeye bürünmüştü ama hala minik bir kirpiye benziyordu.
"Beni affettin mi?" Louis yüzünü daha çok buruşturarak olduğu yerde doğruldu.
"Neden affetmem gerekiyor?"
"Sen yokken Nick ile çıktım, senden ümidimi kestim ve bilmiyorum..."
Louis elini Harry'nin yanağına yerleştirdi. Bir yandan eliyle yanağını okşuyor ve diğer elini de saçlarında gezdiriyordu.
"Harry, benim öldüğümü sanman gerekiyordu. Beni unutman gerekiyordu. Başkası ile mutluluğunu sürdürmen gerekiyordu, bana her gün mektuplar yazman değil."
"Seni bu kadar çok severken aniden unutamam, üzgünüm."
Gülümsedi. Her zamanki gibi gözleri kısılmış dudakladı neredeyse yokmuş gibi kıvrılmıştı.
"Biliyorum." soğuktan çatlamış dudaklarını Harry'nin her zaman olduğu gibi mükemmelliğini kaybetmemiş dudaklarına bastırdı.
Harry Louis'yi yavaşça ittirdi ve alınlarını birleştirdi.
"Bana yaralarının nasıl olduğunu söylemeden olmaz." Parmakları yanağındaki çizikteydi.
Elleri Louis'nin ince bileğini kavradı.
"Kolundaki morlukları da gördüm," Louis'nin gözleri dolmuştu. Yaşanan olayları geride bırakmak istiyordu daha fazla konuşmak değil.
"Bacaklarındakini de." Louis gözünden akan yaşı sildi ve Harry'e sarıldı. Çenesini omzuna koydu ve kolları ile belini sardı.
"Asıl soru, sen beni affedebilecek misin?"
~
vote ve yorum yaparsanız seviniriim ♡sonu ouat gibi oldu şş
Fransızca hazırlık okuyorum ve bu benim için oldukça zorlu + fikirler zor geliyor fakat elimden geldiğince sık update yapmaya çalışacağım ki bitirmeme de az kaldı
this town - niall horan dİNLEMEDIYSENIZ DINLEYIN VE HARRY'NIN ÇEKIMLERI BENI OLDURUYOR

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Letters | Larry
Fanfiction''Eller sessiz Ses uyuşmuş Ciğerlerimi sökene kadar çığlık atmayı deniyorum Bu, durumu daha da zorlaştırıyor Sadece bu hayata sahip olabilseydik Bir tek gün daha Sadece zamanı geri alabilseydik Biliyorsun ki olacağım Senin hayatın Senin sesin Senin...