veintinueve

50 7 0
                                    

Bu ve sonraki bölüm final olacak fakat iki farklı son yazmayı düşünüyorum.

Louis sabah uyandığında karşılaştığı ilk manzara yatağın karşısındaki dolapta asılı duran iki takım elbiseydi. Yanına baktı fakat Harry hala ortalıkta yoktu. Gece yanına geldiğini hissetmişti fakat doğruluğundan emin olamıyordu. Ayağa kalkıp üzerine bir tişört geçirdi.
"Harry?" Seslenmesinden hemen sonra Harry belinde havlu ile duştan çıktı. "Günaydın," dedi ve Louis'yi öptü. "Takım elbiseler ne için?" Louis hala onları nereden bulduğunu ve ne zaman aldığını kavramaya çalışıyordu.

''Sürpriz.'' ve ellerini Louis'nin tişörtünün içinden geçirdi. Harry Louis'nin boynunu öperken, Louis ellerini Harry'nin belindeki havluya kaydırdı. Tam o anda çalan kapı her şeyi bozmuştu. Louis gülerek yerinden kalktı ve çalan kapıyı açtı. İçeri kahvaltı tabakları getirip çıktılar. Harry Louis'nin eline çayı tutuşturdu ve üzerine bir eşofman geçirip yatağa oturdu. Louis çoktan bir tabağı yemeğe başlamıştı bile. 

Bir saat boyunca sadece normal şeylerden konuştular. Sanki hiçbir şey olmamış gibi davranabildikleri tek bir saatti bu. Güldüler, yemek yediler, şarkı söylediler. Her şey çok güzel gidiyordu ve Harry bugünü ikisinin de en güzel günü yapmakta kararlıydı.

Birkaç saat sonra Harry takım elbisesini giymiş saçını düzeltiyor, Louis de hala giyinmeye çalışıyordu. 20 dakika içerisinde ikisi de hazırdı. Louis yatağın köşesinde oturuyor ve Harry'nin saçlarını düzeltmesini izliyordu. Ayağa kalkıp Harry'i öptü. Harry'nin elleri yavaşça Louis'nin belini kavradı. Louis ellerini Harry'nin yapmakla uğraştığı saçlarının arasından geçirdi ve karıştırdı. Karışık halini daha güzel buluyordu. Harry gülümsedi ve hiçbir şey demeden öylece sarıldı. Birkaç dakika öyle durmayı tercih ettiler. Louis hala Harry için az da olsa endişeleniyordu. Ona sormadan bir şeyler planlıyor, bir yandan hem duygusal hem çok mutlu davranıyordu. Sorun ederek aralarını bozmak istemiyordu ve onu mutlu görmekten şikayetçi değildi. Sessizliğini korudu. 

"Gitmemiz lazım yoksa geç kalacağız.'' Odadan çıktılar ve kapıda onları bekleyen taksiye bindiler. Çok zaman geçmeden tren istasyonuna gelmişlerdi bile. 

''Pekala, bavullarımız otelde kaldığı için nereye gittiğimizi sormam gerek.'' Louis endişeyle arabadan indi. 

''Barcelona'ya gidiyoruz ama merak etme yarın geri döneceğiz.'' dedi ve güldü. Louis hala Harry'nin bunları planlayacak zamanı nasıl bulduğunu düşünüyordu. Treni kaçırmamak için koştular. Etraftaki insanlar onlara bakıyorlardı, sonuçta iki adamın takım elbiseli bir şekilde tren istasyonunda koşması alışıldık değildi. Bir düğüne geç kalmış gibi duruyorlardı. 

Trene binip cam kenarına geçtiler. İki saat süren yolculuk boyunca Harry Louis'nin sürprizi ile ilgili sorularını cevaplamamış ve bebek isimleri konuşmuşlardı. Harry Sydney, Louis de Robin ismini hoş buluyordu. Louis hala bebek konusunda endişeli olsa da bir gün ikisinin evli ve çocuk sahibi olma fikri onu mutlu ediyordu. 

Birlikte trenden inip önlerinde duran ilk taksiye bindiler. Çok zaman geçmeden taksi deniz kenarında durdu. İndiklerinde gözlerinin önünde kocaman bir yat onlar bekliyordu. 

''Yapmış olamazsın.'' Louis ağzı açık bir şekilde karşısında duran yatı inceliyordu. 

''Olabilirim.'' Harry güldü ve kolunu Louis'nin beline doladı. Birlikte yattan içeri girdiler. Onlarla birlikte yaklaşık 8 çift daha vardı. Yat o kadar büyüktü ki Louis hala gözlerine inanamıyordu. İçeri birkaç kişi daha girdikten sonra yat hareket etmeye başladı. İçeride kocaman bir bar, rengarenk çiçeklerle süslenmiş masalar ve şarkı söylemeye hazırlanan bir grup vardı. Herkes etraftaki masalara otururken garsonlar etrafta koşuşturuyordu. Birlikte sağ tarafta duran masalardan birine geçtiler. Oturdukları anda bir garson gelip önlerine menüyü yerleştirdi. Louis'nin arkasındaki güneş Harry'e vuruyordu ve Harry hiç olmadığı kadar güzel gözüküyordu. 

Harry birlikte gün batımını izlemek istediğini söylediği için yemeğin yanında bir şey söylemediler. Yemeklerini bitirdiklerinde onların dışında 2 kişi daha güvertede duruyordu. Louis bardan iki şarap alıp Harry'nin yanına geçti. Bir süre manzarayı seyrettikten ve konuşmalarından sonra yavaş yavaş bazı çiftler çalan müzik eşliğinde dansa kalkıyordu. Harry dans edemezdi, Louis de öyle fakat Harry böyle bir günde dans etmeleri gerektiğini düşünerek Louis'ye elini uzattı.

''Bu dansı bana lütfeder misiniz?'' Louis kıkırdayarak ellerini birleştirdi. Aslında zor değildi. Sadece sağa sola, arada ileri geri sallanıyorlardı. Louis kolunu kaldırarak Harry'nin etrafında dönmesini sağladı. Harry'nin uzun kıvırcık saçları da aynı şekilde uçuşurken Louis gözlerini Harry'den alamıyordu. Sanki gün geçtikçe birbirlerine daha çok bağlanıyorlardı. Müzik bittiğinde yerlerine geçtiler. Hava kararmıştı bile ve etrafta duran minik ampuller ve led ışıkları etrafı çok güzel aydınlatıyordu. 

''Sana bir şey söylemeliyim.'' Harry Louis'ye döndü. Çok heyecanlıydı, derin bir nefes aldı ve elini cebine götürdü. 

''Biliyorum bu aralar çok garip davranıyorum ve ani kararlar veriyor olabilirim fakat inan bana çok heyecanlıyım. Seninle bir aile kurmak istiyorum. Uzun zamandır birlikteyiz ve seni sevmeyi hiç bırakmadım, bırakmayacağım da.'' Louis'nin gözleri dolmuştu bile. ''Louis, seni seviyorum. Seni hiç olmadığı kadar çok seviyorum. Seni okyanus mavisi gözlerinden tenindeki tüm dövmelere kadar seviyorum. Sesine, vücudunun her parçasına, ruhuna aşığım. Geleceğimizi hayal edebiliyorum ve bundan çok daha güzel olacağını görebiliyorum.'' Harry cebindeki siyah kutuyu çıkardı ve yere dizinin üstüne çöktü. 

O an olan olmuştu. Silah sesleri etrafta yankılanıyor, insanlar çığlık atarak etrafta koşuşturuyordu. Her şey o iki saniyede gerçekleşmişti. Harry belinden akan kan ile yerde yatarken Louis etrafı yavaş çekimde görüyor gibiydi. 

''Hayır, lütfen hayır.'' Harry'nin yanına çökmüş çığlık atıyor ve ağlıyordu. Harry güçlükle Louis'nin elini tuttu. ''Louis,'' durakladı. ''Benimle evlenir misin?'' Louis hıçkırıklarının arasından evet dedi ve Harry'nin hala elinde tuttuğu kutudan yüzüğü alarak parmağına geçirdi. Elini Harry'nin yüzüne yerleştirdi ve yavaşça okşadı. Louis'nin gözyaşları üstünü ıslatırken Harry gülümsedi. 

''Neden gülüyorsun?'' 

''Çünkü sayende en güzel günümü geçirdim.'' kesik kesik aldığı nefeslerin arasından konuştu. Louis Harry'nin başını dizlerinin üstüne koydu. 

''Son olmayacak. Bundan sonra her gününü daha güzel yapacağım.'' Louis dudaklarını Harry'nin alnına değdirdi ve yapabildiği kadar sarıldı. 

''Louis bana söz ver ve Sydney'e iyi bak olur mu?'' 

''Böyle konuşma, lütfen böyle konuşma. Ona birlikte bakacağız, çok güzel bir aile olacağız.'' Louis'nin gözyaşları artmıştı. 

''Teşekkür ederim Louis.'' Harry'nin gözleri kapandığında etrafta duyulan tek şey Louis'nin hıçkırıklarıydı. 



Letters | LarryHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin