Medya Açelya
❌İyi Okumalar❌(❤)
"Tatlım buna inanamıyorum, sizleri burada görmek ne hoş. Oyy teyzesinin birtanesi küçücüktün sen ne ara büyümüşsün benim tatlı bebeğim. "
Önümde Markoz'un yanaklarını sıktıran bir kadın ve bundan sıkılmış olan bir adet Markoz vardı, birde gülmemek için yanaklarını ısıran ben vardım. Konuşmalara bakılırsa bu kadın Markoz'un teyzesi olmalıydı, kadın kırk beş yaşlarında gözüküyordu ancak daha büyük de olabilirdi. Diğerleri bir dans edasıyla ayakta dikiliyorlardı, sabit durmuyorlardı. Kendilerini müziğe bırakmış gibiydiler.
Bende dikkatimi çevreye veriyordum, sade bir gece olmasına rağmen çoğu kişi eğleniyordu.
Etrafıma bakındığım bir sırada Arel yanıma kadar geldi, en son Miray ile dans ettiklerini görmüştüm. Kulağıma fısıldadı, ve beni mutlu etmişti. Aslında bu daha iyi olabilirdi, hem Markoz da farketmezdi.
"Acele etmen gerek, Sera da bu işin içinde bilerek Altay'a trip atıyor, yani şuan gelecek falan bakamaz. Haydi acele et acele et. Markoz farketmeden koşmalısın. "
Teşekkür ederim anlamında kafamı salladıktan sonra oradan hızla çıktım, göz açıma en son Markoz ve teyzesi takılmıştı. Hala aynı pozisyondaydılar, iyi güzel hoş ben buradan çıkmıştım ama burası baya bir uzaktı. Şehirin çıkışında falan gibiydi, yürüyerek ana yola ulaşabilirdim sanırım ..
Aklıma gelen fikirle ayaklarım beni bilmediğim yola sürükledi, belki şansıma bir araba çıkardı. Bundan ümitli gibi duruyordum, bir yol vardı ancak zifri karanlıktı. Araba falan geçmiyordu, aslında korkmam gerekiyordu ama bir özel gücüm varsa korkmama gerek yoktu. Sonuçta sadece zihin okumuyordum, istediğimi yapabilecek güçteydim.
Yoldan koyu lacivert renginde eski bir araba geliyordu, kavuşmama çok az kalmıştı. Elimi deli gibi sallayarak fardan çıkan ışıklada birlikte kendimi gösterebilmiştim, mutluydum. Sonunda kurtuluyordum, yarın yeni bir hayat başlayacaktı. Bu gücümü de fazla kullanmayacaktım, ne kadar kullanırsam o kadar bela demekti.
Arabadan inen adam bana şaşkın gözlerle bakıyordu, kendimi acındırmayı denersem beni en azından bir karakola falan götürebilirdi.
"Ben birinden kaçıyorum, lütfen beni polise götür. Kötü durumdayım. "
Bir yandan ellerimle oynuyordum, başımı eğmiştim. Adamın gel sesini duymamla yerimden sıçrayıp önde hemen yanına kuruldum, mucize gibiydi. Gerçekten kurtuluyordum.
"Sana bir iyi birde kötü haberim var. "
Garip gelen cümleye dikkatimi verdim, beni tanımayan bir adamın ne gibi bir haberi olabilirdi?
"Markozdan sonunda kurtuluyorsun ancak yeni bir belaya da adım atıyorsun. Hoşgeldin, birazdan Yankı ile görüşeceksin. "
Siktir!
Ellerim kapıya gittiğinde kilit sesini duydum, buradan kurtulmam gerekiyordu. Yankı beni görmemeliydi, beni Markoz'un kardeşi sanıyordu. Mutlaka kaçmalıydım, değişik olan kendi canımı değil Markoz'un söylediği yalana takılmamdı.
"Bırak beni, sen ne yaptığını sanıyorsun? "
Kapıyı zorluyordum, ama bu imkansız gibi duruyordu. Bir endişe sarmıştı tamamen, üstümde çok fazla bir stres vardı. Gözlerimi kapattım, işte yine o ağrı baş gösteriyordu. Bugüne kadar olan en çekilmez ağrı sanırım bu olmalıydı, ellerimle kulaklarımı tıkamış yerimde kıvranıyordum.
Birden araba sağa çekilmişti, durmuştuk lakin ben gözlerimi açmaktan korkuyordum. Ağrı kaybolmuştu, biraz gözlerimi aralamayı başarıp gözüme ilk gelen direksiyon başında boğazını tutan adam vardı. En sonunda pes edip başını direksiyona koymuştu, sanırsam nefes almıyordu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
MARKOZ
Ciencia FicciónÖzel güçteki insanların birbirini bulduğu özel serüvenimize sizde katılmak ister misiniz?
