Medyadaki müziği dinleyin, ileriki bölümlerden kesit olarak sayın ;)
Medya Markoz
İyi Okumalar✔ ❤❤
Hala bana bakıyordu, bende ondan gözlerimi kaçırmıyordum. Bana sırıtsa da ne kadar sinirli olduğu gözler önündeydi, buradan kurtulamazsam kesinlikle beni gebertecekti. Bence öğretmen falan dinlemeyip arkama bile bakmadan buradan koşarak uzaklaşmalıydım, şuan devamsızlık falan önemli değildi. Benim canım söz konusuydu, bu sefer beni kesin öldürdü.
Bende ona doğru sırıttım, ne olursa olsun cesaretimin kırılmasına izin veremezdim. Saçmalayın tabikide lafımı sokup koşarak uzaklaşacağım, yani o kadar canıma susamadım.
"Oo Markoz Bey seni buralarda görmek, sen en son bu okulda değildin diye hatırlıyorum. Dur tahmin ediyim sen beni çok özledin, bensiz yapamıyorsun değil mi? "
Otuz iki diş sırıtıyordum, oda sırıtıyordu. Pis pis sırıtıyordu ve gıcık oluyordum. Senin bozulman gerekiyordu gerizekalı, mal mal sırıtmaman lazımdı.
"Evet sensiz yapamıyorum, hatta seni o kadar çok özledim ki muhtemelen seni kimseye göstermemek için güzel bir oda gerekiyor bana. "
Sessiz bir şekilde yutkundum, beni odaya kilitleyecekti. Yada durun bir dakika!
Beni otuz iki yerimden bıçaklayıp mor gelinlik giydirip köpeklere yedirecekti yada kısaca kafamı ezip yola bırakacaktı. Tehlike kokuları alıyordum, yapmazdı değil mi?
Yapar mı?
Yok canım o kadar da değil.
Yapmaz yapmaz benim Markozum yapmaz. Bu iş Kırgın çiçeklere dönüşecekti, iyi düşünmeliydim. Yapar mı?
Yapar, sülalene kadar uzanır.
Teşekkür ederim dürüst iç ses.
Ben o zaman başlıyorum koşmaya, hadi tabana kuvvet!
Sınıfın kapısından hızla çıktım, arkama bakma zahmetinde bile bulunmuyordum. Biliyordum ki bakarsam heyecandan duraksayacaktım, evet öyle bir salak hareket yapardım. Yani bunu kendimden beklerim gençler.
Okuldan baya bir uzaklaşmıştım, çantam da sınıfta kalmıştı. Acaba şimdi ne bok yiyecektim?
Telefonumda çantamdaydı, birilerini aramalıydım. Sanki her an Markoz çıkacakmış gibi hissediyordum, arkama falan bakmamıştım. Beni takip edip etmediğini de bilmiyordum. Tek bildiğim şuan buralarda gözükmemesiydi, içimdeki kötü düşünceleri attım. Sonuçta Markoz burda değildi ve ben hala özgürdüm değil mi?
Sesli bir şekilde özgürüm diye tekrarladım, arkamda aniden bir nefes hissedince refleks olarak arkama döndüm.
Kelime boğazıma tıkanmıştı, sevincim kursağımda kalmıştı. Arkamdaki nefes Arel'e aitti ve bana yardım etmesine rağmen yinede geri götürecek gibi bir hali vardı.
Markoz'un planladığı şeyler vardı, bundan adım kadar emindim. Arel'i tehdit etme olasılığı ise oldukça yüksekti, şimdi ne yapacağım ben?
"Bilmediğin , görmediğin, tanımlayamadığın olaylar yaşanıyor ve bunların hiçbirinin farkında değilsin Açelya. Söylesene, aramızda neden en sorun çıkartan sensin ki! "
Dikkatle onu dinliyordum, sözünün bitmesini bir an önce istiyordum da.
"Sanki biz keyfimizden Markoz'un emirlerine uyuyoruz, anla Açelya. Anla artık, aramızda en güçlüsü Markoz, kaçış yok. Eğer yaşamak istiyorsan bundan kaçamazsın. "
Ne saçmalıyordu bu?
"Özel bir insansın, sadece peşimizdekilerin Yankı olduğunu zannediyorsun. Bir tek Yankı değil, birden fazla kişi. Bizi düşünmüyorsan kendini düşün, sen gidince Markoz canımıza okudu haberin yok. "
Bana olan en uzun konuşması olmalıydı, hatta az daha yeşil saçlarında masallara dalacaktım.
"Seni zorlayarak götürmek istemiyorum, artık zorluk çıkarmayı kes. Biz bir aile olmuştuk, hatırladın mı? Ailendeki bireyler böyle mi yapar? "
ŞİMDİ OKUDUĞUN
MARKOZ
Khoa học viễn tưởngÖzel güçteki insanların birbirini bulduğu özel serüvenimize sizde katılmak ister misiniz?
