Medya Mert.
Bu arada merhaba. Umarım yeni bölümü beğenirsiniz. ❤
➿İyi okumalar➿
Başım çok ağrıyordu, gereğinden fazla ağrıyordu ve ben sallanıp duruyordum. Evet şuan da bir arabanın içinde yolculuktaydım, tanımadığım bir insanın kucağında yatıyordum. İğrenç, üstelik bir erkek olduğunu hemen anlamıştım. Aslında markoz olsaydı daha iyi olurdu.
Gözlerimi biraz daha açtığımda, cam kenarında gözlüklü tanımadığım bir kadın vardı. Kadın demeye bin şahit, şaka yaptım. Çok güzel karı, Markoz kesin buna aşıktır. Gerçi bizden büyük duruyordu, daha olgun gibiydi. Ama güzel, güneş gözlüğü ne alaka?
Çok çekici duruyor lanetlik.
Biraz ayağa kalkmayı başardığımda kendimi bir çığlık atmamak için zor tutmuştum. Arabayı süren benimkiydi, yani markoz ..
Onun yanında sera cadısı vardı, sarı yelloz hemen öne oturmuş. Kucağında yattığım kişiyi tanımıyordum ama benden küçük duruyordu, yosun o gözlüklünün yanında etrafı izliyordu. Nisa ile mert yoktu, şimşekte yoktu.
Yolculuk çok sessiz geçiyordu ve millet benim uyandığımı görmemişti. Buradan kaçış planı yapacaktım, şimdi bu salaklar benim ayağa kalktığımı yani biraz doğrulduğumu farketmediyseler çok dalgınlar, ki bu benim yararımaydı.
Yavaşca yattığım yere tekrar sinmiştim, çünkü markoz beni farketmişti. Bende kendimce birşeyler mırıldanıp uyuyormuşum gibi yaptım, yedi keriz.
Markoz tekrar önüne döndüğünde kaçacaktım, bunu hiç beklemedikleri bir anda kapıyı açıp yapacaktım.
"Şunun üstüne ceket falan koyun üşümesin, hasta olur birde onla uğraşamam."
İşte hayvan her yerde hayvanlığını belli eder, ne güzel heveslenmiştim. Uğraşamazmış, uğraş diyen yoktu.
Yosun uyku sersemiydi, bunu her halinden anlıyordum. Ceket arayışına geçmişti ama bulamamıştı, tahmin ettiğim üzere valizler arkadaydı. Markoz ise koltuktaki ceketini benim üzerime örtmüştü.
Ama sen böyle yaparsan ben kaçamam, bu kokuyu bırakmam zor olacaktı. Çok güzel acaba bu ceketlemi kaçsam ?
Koklar koklar hasret gideririm.
Markoz tekrar önüne dönmüştü, herkezin ilgi odağı şuanda yoldaydı. Bunu yapabilirdim, hadi kızım.
Bir iki .. İki buçuk iki seksen beş.
Ve üç şimdi.
Bir anda kalkmıştım ve kapıyı açmaya uğraşıyordum. Kilitliydi, şuan arabadaki tüm şahsiyetler bana bakıyordu. Gözümü devirmiştim, bir ümit açılmasını bekliyordum . Markoz uyanık çıkmıştı,
dibime yaklaştı ve kulağıma şu kelimeleri fısıldamıştı.
"Uyanık olduğunu biliyordum. Ama benden kaçış yok. Herkezden olur ama benden olmaz. Sok bunu kafana."
Nefesini yüzüme vermiş ve geri şoför koltuğuna dönmüştü. Ağlayacaktım, sinirlerim bozulmuştu. Zaten o gözlüklüde ciddi ciddi bakıyordu.
"Yol ne zaman biter markoz?"
Yosun sana bir şey soracağım. Sanane abisi ?
"Yaklaştık. Geldik sayılırız."
Geldik sayılırmışız, oldu .
"Güçlerinizi insanlara göstermeyin ve yabancı falan istemiyorum. Birde yabancılarla uğraşamayız."
Gözlük mözlük dinlemem dalarım, hem zorla kaçırın hemde soyutlama yapın. Uymak zorunda değildim.
"Anlaşıldı. "
Bu ses yanımdakinden gelmişti, harbiden bunlar kim?
Kaç kişi yaşayacağız evde?
Kafamdaki şu soruların cevabını bir bilsem çok iyi olacaktı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
MARKOZ
Science FictionÖzel güçteki insanların birbirini bulduğu özel serüvenimize sizde katılmak ister misiniz?
