Bölüm 2:

2.2K 79 7
                                        

Bölüm 2:

Asansör her zamankinden hızlı haraket ediyordu. Bay Bob asansörü sonunda tamir etmiş olmalıydı. 34. Kata geldiğimde asansörün kapısının açılmasıyla Rose' u gördüm. Rose benim sekreterimdi ve abartılı makyajı ile her zamanki gibi çok güzeldi. Bana sıkılmış bir yüzle baktı.

"Nathan meraktan çıldırmış."

"Dosyaları Julie'ye bıraktıktan sonra onun yanına gideceğim."

"Bunu dosyalardan önce yapman gerekecek."

Nathan 10 metre uzağımda Kevin ile konuşuyordu. Ona odaklanmaya çalıştım ama onun önünde başka bir şey... Başka biri dikkatimi dağıtıyordu. Koyu kahverengi kısa saçları vardı. Teni çok açıktı. Gözlerim onu süzerken ona doğru yürümeye başladım. Ona doğru yaklaşırken boyunun uzaktan tahmin ettiğimden daha uzun olduğunu farkettim. 1.83 falan olmalıydı. Saçlarının önünü kaldırmıştı ve bu onu çok sevimli göstermişti. Aramızda 2 metre kalmıştı ve ben daha da yaklaşıyordum. Beni farkedince tanışmak istermiş gibi elini bana uzattı. Ama ben son anda kendime gelip onun önünden geçip gitmeyi başardım. Eli belime çarptı. Belimdeki karıncalanmayı yok saydım ve hemen arkasındaki Nathan'a sarıldım. Nathan yüzümü ellerinin arasına alıp bana küçük bir öpücük verdi. Ama çok geçmeden öpücüğün büyüsünü bozdu.

"Dün nerdeydin seni çok merak ettim."

"Şarjım bitmiş olmalı... Özür dilerim."

"Tamam bitanem. Üzülme. Bugün buluşur muyuz ?"

"Tamam konuşuruz."

Sesim biraz isteksizdi. Ama çok uykusuzdum. Bu yüzden affedilir bir davranış olduğunu düşündüm. Çantamdaki dosyalar aklıma geldi ve Julie'nin masasına doğru yürümeye başladım. Julie orada değildi bu yüzden dosyaları tek başıma yerleştirmeye başladım. Julie'yi bulmak amacıyla gözlerimi gezdirdim. Ama bulamadım. Onun yerine demin gördüğüm etkileyici adamın bana doğru geldiğini gördüm. Daha fazla gözlerimi onun üzerine dikmemek için dosya işime geri döndüm. Ama bu onu engellemedi. Bir kaç saniye sonra tam yanımda duruyordu. Parfümü çok güzel kokuyordu. One Million olabileceğini düşündüm. Ama hayır... Bu daha ferah ve güzel bir kokuydu. Birkaç saniye dosyalara gözünü dikti ve sonra derin bir nefes alıp konuşmaya başladı.

"Sen sekreter olmalısın."

"Hayır. Genel müdür."

"Onların daha sivilceli çirkin ve şişko olmaları gerekmez mi ?"

Bana iltifat ediyordu bu yüzden yüzümde bir gülümsemeye neden oldu ama yine de söyledikleri küstahçaydı. Ona doğru baktım ve gözlerimi ela gözlerinin içine diktim. Bir an için kendimi gözlerinin içinde kaybediyordum ama kaybetmedim.

"Sen de yeni temizlikçi olmalısın."

"Hayır yeni finans müdürü. Dash"

Bunu gururla sesini yükselterek söylemişti. İsmini söylerken bana elini uzattı. Son dosyayı da yerleştirdikten sonra elini tuttum ve tekrar gözlerinin içine baktım. Bu sefer daha ilgisiz bir bakış attım.

"Onların daha zeki olmaları gerekmez mi ?"

Bunu kendimden çok emin bir şekilde söylemiştim. Yüzünde bozulmuş bir ifade oluştu. Ama birkaç saniye sonra öldürücü bir gülümsemeyle bana bakıyordu. Bu sefer gülümserken bembeyaz dişlerini de görebiliyordum. Ben de ona aynı şekilde gülümsedim ve Rose kolumdan çekiştirene kadar bakıştık. Dash'den uzaklaştıktan sonra Rose bana baktı ve sorular yağdırdı.

" O bakışma da neydi öyle. Neredeyse birbirinizin içine düşüyordunuz."

"Saçmalama... Sadece kibirli yeni bir eleman."

KABUL ET : Seviyorsun !Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin