Bölüm 1:
"Seni seviyorum. Biliyorum saat çok geç ama uyayabilmem için sana bu mesajı atmam gerekiyordu. İyi geceler sevgilim :) -N- "
Telefonumda bir anda bu mesaj belirdi. Saat gece 3'tü... Nathan'la neredeyse NYC'e taşındığımdan beri sevgiliydik. Ve bazen, saçma sapan zamanlarda gelen mesajları beni bunaltıyordu. Ama yinede iyi bir sevgiliydi... Evet. Whatsapp'a girdim ve sabahtan beri cevaplayamadığım mesajlara göz attım. Julie tam otuz iki mesaj atmıştı. Ve hepsi de yeni gelen finans müdürü ile ilgiliydi. Birkaçını okumaya başladım. "Çok yakışıklı... Aman tanrım, sanırım az önce bana baktı ! " Tam o sırada telefonum çaldı. Arayan Nathan'dı. Arabayı kenara çektim ve telefonu açtım:
"Uyanıksın."
"Sana geliyim mi ?"
"Ah hayır. Havaalanına gidiyorum. Londra'dan kızkardeşim geldi."
"Sara mı ?"
"Evet. Şimdi kapamam lazım. "
"Seni seviyorum."
"Bende..."
Derin bir nefes aldım ve arabayı sürmeye devam ettim. 45 dakika sonra havaalanının kapısındaydım. Kardeşim bağıra çağıra geliyordu. Bir an için kaçıp onu burada bırakmayı düşündüm ama bunu yaparsam başıma daha kötüleri gelecekti. Yüzümün önüne düşen kahverengi asi saçlarımı dağanık bir topuz yaparak topladım ve kardeşime sarılmak için kollarımı açtım. Bana sarılmak yerine iki yanağıma sert öpücükler kondurdu ve o sırada boşta duran elime valizini yerleştirdi ve kulağıma "Gidelim" diye fısıldadı. Bize doğru koşmakta olan hostesi gördüğümüzde koşarak arabaya atladık. Ne yazık ki kızkardeşim insanları delirtmekte çok ustaydı. Her yönüyle çok asi bir insandı. Yine ne yaptığını öğrenmekten korktuğum için sustum. Ama onu gerçekten çok özlemiştim, hemde çok... Ama o bunu dile getirmekte benden önce davrandı.
"Seni özledim Cara. "
"Bende seni."
Daha sonra boşta duran kolumu sarıldı. O sırada telefonuma mesaj geldi. Ben daha elimi bile hareket ettiremeden Sara telefonu kaptı. "Sevgilim eve geldiniz mi ?"
Saranın yüzünde küstah bir gülümseme oluştu. Ama çok uzun sürmedi. Nedenini anlamam uzun sürmedi önceki mesajları okuyordu.
" Ne bu ? Benim tanımadığım 2. Annen mi var yoksa ?"
Sonra kahkahalar atmaya başladı.
"Haha... Çok komik. Sevgilim. Ayrıca biz çok iyi anlaşıyoruz."
"Alınma ama seni biraz fazla sıkmıyor mu ? "
"Hayır. Her sevgili gibi. Ayrıca bir gün iyi bir koca olabilir."
Söylediğimin ne kadar saçma olduğunu farkettikten sonra ikimizde kahkahalar atmaya başladık. Eve geldiğimizde saat 5' ti. Ve Nathan en az 15 kere aramış ve ev telefonuna sesli mesajlar bırakmıştı. Telefonum hala kardeşimde olduğundan hiçbir şey yapamıyordum. En sonunda Sara telefonumu kapadı ve ev telefonunun fişini çekti.
"İnan bana sana iyilik yapıyorum."
Doğru söylüyordu. Son günlerde Nathan oldukça çıldırmıştı. Ve benim en azından 2 saatlik molaya ihtiyacım vardı. Sara benim odamın yanındaki, onun için hazırladığım odaya girdi ve büyük bir çığlık attı.
"Aman Tanrım. Caraaa ! Burası harika. Seni seviyorum Karamelim."
Yüzümde küçük bir gülümseme oluştu. Kardeşimin bana Karamel demesini gerçekten çok özlemiştim. Yatağıma yattım saat 9'a alarmımı kurdum. Gözlerim uykusuzluktan acımaya başlamıştı. Yorganıma sıkıca sarıldım ve kenarındaki küçük düğmelerle oynadım. Ve çok geçmeden de uykuya daldım.
***
Alarmım çaldı. One Republic'in Counting Stars şarkısını çok severdim ama bunu alarm sesim yapmak içimde o şarkıya dair tüm sevgiyi yok etmişti. Yine de mutfaktan gelen krep kokusu içimi huzurla doldurmuştu. Üstümü değiştirdim ve saçımı açtım. Üzerime kahverengi krem desenli elbisemi geçirdim ve aynı tonda desensiz düz bir balero giydim. Bu Nathan'ın en çok sevdiği elbiseydi. Dün ona cevap vermediğim için bu elbisenin işimi kolaylaştırabilceğini düşünmüştüm.
Merdivenlerden koşarak aşağı indim. Kardeşim mutlulukla şarkı söylüyordu. Beni görünce kulaklıklarını çıkardı.
"Zaman farklarından nefret ediyorum. Uyuyamadım. Bende sana krep yaptım."
"Seni seviyorum Sara."
"İşe geç kalmadın mı?"
"Mmm... Hayır bugün 11'e kadar izin almıştım."
"O zaman krep vakti."
Gülümseyerek masaya çikolata soslu muzlu krebi koydu. Hemen oturup krebin yarısını ağzıma tıktım. İnanılmaz lezzetliydi. Sara kahkahalarla gülmeye başladı ve ben farketmeden fotoğrafımı çekti. Flaşı gördüğümde artık çok geçti. Ona küstahça bir bakış attım.
"Çok kötüsün."
"Bunu için doğmuşum."
"Ah hayır saat 10 olmuş. Gitmem gerek."
Hemen lavaboya gittim. Dişimi fırçaladım ve odamdan çantamı kapıp aşağıya indim. Sara elindeki makyaj kutusuyla bana doğru geliyordu.
"Sadece 5 dakika sürecek. Söz veriyorum."
Ona itiraz edemedim. Ve korktuğumdan daha az makyaj yaptığı için mutluydum. Bordo renkli spor arabama bindim ve harekete geçmeden önce aynadan kendime baktım. Makyajım gerçekten çok güzeldi. Sara kapıdan bana bakıyordu. Ona el salladım ve arabayı çalıştırdım.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
KABUL ET : Seviyorsun !
Roman d'amour"Benim bir sevgilim var." "Bu benim için engel değil " Kulağına doğru yaklaştım ve fısıldadım. "Benim için öyle"
