Umarım seveceğiniz bir bölüm olmuştur. İyi okumalaar ! Yorum yapmayı unutmayın :)
Bölüm 21:
Başım deli gibi ağrıyordu. Yorganı yavaşça üzerimden attım ve gözlerimi yavaşça açmaya çalıştım. Ama çok zordu. Çünkü her açtığımda Dash'in odasının başka bir bölümünü görüyordum. Neden burdaydım. Nasıl... En sonunda kendime geldiğimde yatağın kenarında düzgün bir şekilde duran topuklu ayakkabılarımı gördüm. Ve üzerimde hala dün giydiğim elbisem vardı. Ayağa kalkıp bir süre telefonumu ve çantamı aradım ama en sonunda Dash ile karşılaşmaktansa onları geride bırakmaya karar verdim. Çünkü bu düşünce beni gerçekten korkutmuştu. Topuklularımı elime alıp yavaş adımlarla dış kapıya doğru yürüdüm. Neredeyse başarıyordum ki arkamdan bir başka birinin ayak seslerini duydum.
"Erkencisin prenses." Sesinde mutlu bir ifade vardı. İçimden ukala diye geçirdim ve ona ters bir bakış attım.
"Kahvaltı ?" sesi biraz emir verici bir şekilde çıkıyordu.
Biraz eğildim ve ayakkabılarımı giymeye başladım. Bunu yaparken ona bakmamaya çalışmıştım. Daha sonra kapıyı açmaya çalıştım ama açamadım. İlk başta sıkışmış olabileceğini düşündüm. Ama hayır... Bir kaç tekme ve zorlamadan sonra anladım ki, kilitliydi... Dash'e baktığımda gülümsedi. Dişlerini de görebileceğim şekilde bana doğru bakıp gülümsüyordu.
"Kahvaltı ?" Tekrar sordu ama gülümsemesi giderek artıyordu. Ve arkasını dönüp yürümeye başladı.
"Beni buraya kilitleyemezsin."
Birkaç saniyeliğine kafasını bana çevirdi.
"Zaten yaptığım bir şeyi yapamayacağımı söylemen biraz saçma oldu. Herneyse alkoldendir."
Tekrar yürümeye devam etti.
Çıldırmaya başlamıştım. Onu görmek bile beni deli ederken şimdi beni evine kilitlemişti. Arkası dönük bir şekilde benimle konuşmaya başlamıştı. Bense onun bu rahatlığını şaşkınlıkla izliyordum.
"Bu arada seni gizli iğnelerle bayıltıp buraya getirdiğimi düşünüyorsan merak etme o kadar manyak değilim. Dün gece yağmurda konuşurken bir anda bayıldın. Artık ne içtiysen. Ayrıca Sara'ya haber verdim."
"Ne ? Kardeşim beni buraya tıktığını biliyor ve bir şey yapmıyor mu ?
Yüzümü ateş basmaya başlamıştı. Oysa gülümsedi.
"Hayır. Hatta birbirinizi öldürmeyin de naparsanız yapın dedi. Ve bu konuda ciddi olduğunu söyledi."
Ona tekrar ters ters baktım ve sonra yüzümü çevirdim.
Dash bana baktı ve beni boydan boya inceledi.
"Üstünü değiştirmek istersen benden bir şeyler giyebilirsin."
Bu rahatlığı iyice sinirimi bozmuştu. Dash'in odasına gittim. Ve dolabını açtım. Ve ortalığa dağılan koku beni bir anlığına esir almıştı ve bir kaç saniyeliğine de olsa bu koku beni etkiledi. Ama sonra kendime sinirlenip bir t-shirt ve eşorfman altı alıp odadan çıktım ve banyoya girdim. Öncelikle kapıyı kilitledikten sonra duşa girdim ve buz gibi bir suyun altına girdim. Ama Dash'in sinir bozucu kapı tıklatmaları orada bile sinirimi bozmuştu. En sonunda dayanamayıp hızla üzerime Dash'in kıyafetlerini giyip çıktım. Saçım nemli bir şekilde omuzlarıma dağılmıştı ve yavaş dalgalanıyordu. Dash hoş bir kahvaltı hazırlamıştı. Oturmuş ve gülümsüyordu. Gerizekalı yaratık...Bu gülümsemesi tatlılık ve sinir bozuculuk derecelerinde gidip geliyordu. Tabaktaki tostumu ve kahvemi kapıp salona gittim ve koltuğa yattım. Ve televizyonu açtım. Tostunu bitirdikten sonra o da karşımdaki koltuğa yattı ama o televizyona değil direk bana bakıyordu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
KABUL ET : Seviyorsun !
Romance"Benim bir sevgilim var." "Bu benim için engel değil " Kulağına doğru yaklaştım ve fısıldadım. "Benim için öyle"
