Bölüm 4:
Odamın kapısı hızlıca açıldı. Sara'nın üzerinde hala partide giydiği elbise vardı. Sanırım bana bakıyordu. Dünkü içtiğim içkinin etkisi hala devam ediyordu. Sara kendisini yatağımın üstüne attı ve bana bağırmaya başladı.
"Beni ektin. Beni orada öylece bıraktın ve eve gittin."
"Arabanın orada olması gerekiyordu."
"Evet teşekkür ederim. Araba yerinde duruyordu. Ama fiş sendeydi. Valeyle iki saat kavga ettim. Şanslıydım ki içlerinden biri beni tanıdı."
"Peki araba şimdi nerede ?"
"Ah... Hala sarhoşsun. Gerçekten ne içtiğini merak ediyorum."
Ben cevap bile veremeden Sara beni banyoya doğru sürükledi. Üzerimdekileri çıkartmama yardım ettikten sonra beni buz gibi suyun içine soktu ve dışarı çıktı. Kendimi çok daha iyi hissediyordum ve herşeyi yavaş yavaş hatırlamaya başladım.
Nathan'ın kollarında kendimden geçişimi,Dash'in beni eve kadar taşımasını... Ama hala hatırlayamadığım bir şeyler olduğunu hissediyordum. Suyu dayanabileceğim bir sıcaklığa getirdim. Çilek kokulu şampuanımı saçıma boşalttım ve başıma bir süre masaj yaptım. Bir anda kalbim hızla çarpmaya başladı. Duşun altından hızla çıktım ve havluya sarıldım. Hatırlamıştım.
DÜN GECE DASH'İ ÖPMÜŞTÜM...
***
Asansördeyken tüm duygularım birbirine karışmıştı. Bir an için gözlerimi kapadım ve Dash'le karşılaşmamayı diledim. Çok korkuyordum. Asansörün kapısı açıldığında rahatladım çünkü Dash ortalıkta görünmüyordu. Bunu fırsat bilerek koşar adımlarla odama doğru gittim. Ellerim titriyordu. Çantama elimi attım ve anahtarlıklarımı çıkardım. Kapıyı açmak için çabaladım. Hiç kimseye yakalanmak istemiyordum. Kapıyı açmak için çabalarken ensemde ferah bir nefes hissettim. Arkamı dönmeye çok korkuyordum çünkü onun Dash olduğundan emindim. Parfümü etrafımı sarmıştı. Bana doğru biraz daha yaklaştı.
"Panik yapıyorsun."
"Evet.Yani hayır. Neden panik yapıyım ki."
"Bilmem."
"Bir şey mi ima etmeye çalışıyorsun ?"
"Ben mi hayır ! Ne ima edebilirim ki ? El ele tutuşmak ? Sarılmak ? Öpüşmek..."
Öpüşmek dediği anda ellerim daha fazla titremeye başladı ve anahtarlığımı yere düşürdüm. Benle aynı anda eğildi ve anahtarlığımı kaptı.
"Dur sana yardım edeyim. "
Beni hafifçe geriye itti ve önüme geçti. Nazikçe kapıyı açtı. Ben içeri girdikten sonra o da içeri girdi. Kapıyı kapadı ve üzerime doğru yürümeye başladı. Ben duvar kenarında sıkıştığımda ellerini beni rehin tutar gibi duvara yasladı ve bana iyice yaklaştı. Bir an için beni öpeceğini düşündüm ama öpmedi.
"Kabul et: Benden hoşlandın... Hatta bana deli gibi aşıksın."
Eğilerek ellerinin arasından sıyrıldım ve kapıya doğru yürüdüm. Kapıya ulaştığımda hızla kapıyı açtım.
"Bence gitmelisin. Şimdi çalışmam lazım. Sana sonra uğrarım. Belki..."
"Bir saat içinde odamda ol. Maliye dosyalarını alman gerek."
"Rose'u yollarım."
"Mmm... Hayır. Sen gelmezsen, dosyaları alamazsın."
"Çık dışarı."
"Beni odandan mı kovuyorsun ?"
"Defol."
Çıkarken bana pis pis sırıttı. Bu sefer bende ona aynı şekilde gülmüştüm. O çıktıktan sonra kapıyı sertçe kapattım. Ve kendimi büyük siyah koltuğuma attım. Bir kaç dakika sonra Rose kapıyı sertçe açtı.
"Özür dilerim... Burada olduğunu bilmiyordum."
Yavaşça koltuktan kalktım ve çantamdaki ağrı kesiciyi çıkarttım. Ağrı kesicen bir tane ağzıma attıktan sonra masamda duran suyu kafama diktim. Rose hala kapıda dikiliyordu.
"Sorun değil.İçeri gel."
Rose elindeki büyük dosyaları masama attı.
"Bunları düzenlememiz gerek. Ama Bay Heller hala maliye dosyalarını vermedi."
Dash...
"Tamam sen bunları düzenle, ben dosyayı alıp geliyorum."
"Tamamdır Cara."
Dash'in odasına doğru yürüyordum ama çok korkuyordum. Cesaretimi topladım kapısını çaldım. İçerden hiçbir ses gelmedi. Orada olmadığını düşündüm ve biiraz olsun mutlu olmuştum. Ancak tam gidicekken kapı açıldı. Dash yüzünde küçük bir tebessümle gözlerime kenetlenmişti. İçeri geçtim ve göz temasından sakındım.
"Dosyaları verir misin ?"
"Elbette ama önce sana bir şey sormalıyım."
"Tabi... Sor."
"Bugün saat 8'de Hilton Otelin teras katında çok hoş bir kadınla randevum var."
Sinirlerim bozulmuştu. Hem bana asılıp hem de nasıl... Herneyse bu beni ilgilendirmezdi. Ona tersler bir bakış attım.
"Bundan banane."
"Hayır bunun seninle ilgisi yok... Sence hangi kravatı takmalıyım."
Aynanın karşısına geçti ve boynuna doğru iki kravat götürdü. Biri mavi biri de bordoydu. Bordo o kadar yakışmıştı ki kendimi ona bakmaktan alamadım. Ama bir başka kadının onu böyle görmesini istemediğimden mavi dedim.
"Mavi."
"Tamamdır Cara. Çok saol. Dosya masamın üzerinde. Turuncu olan."
Dosyayı aldım ve odasından çıktım. İçimde çok tuhaf bir his vardı. Onu paylaşmak istemiyordum. Hem de hiç. Ama kıskançlık duysundan çok merak duygusu kaplamıştı içimi. O kadının kim olduğunu bulmalıydım. Sonra... Sonrasını bilmiyordum. Tek istediğim onu görmekti. Bu yüzden orada olacaktım. Hilton'da, saat 8'de, teras katında...
ŞİMDİ OKUDUĞUN
KABUL ET : Seviyorsun !
Romance"Benim bir sevgilim var." "Bu benim için engel değil " Kulağına doğru yaklaştım ve fısıldadım. "Benim için öyle"
