Bölüm 19:

548 21 8
                                        

Hızla yeni bölüm yazmaya çalıştım. Umarım beğenirsiniz. Yorumları unutmayıın ! ;)

Bölüm 19 :

Cara'nın ağzından ;

Gözlerimden yaşlar taşmış yanaklarımdan süzülüyordu. Ve sanki kalbime bir hançer saplanmış gibi göğsüme sancılar iniyordu. Konuşamayacak kadar kötüydüm. Ama kendimi zorlayarak konuşmaya çalıştım.

"Ne-neden ?"

"Cara.."

Onun o yumuşak hüzünlü sesini duyunca göz yaşlarım iyice boşaldı. Bunu bana neden yapıyordu ? Neden yapmıştı ? Ama ağladıkça boğazım biraz daha açılıyordu. Yaşların kontrolünü zaten kaybetmiştim . Kendimi zorlamadım ve karşısında hüngür hüngür ağlamaya başladım. Ben yere yığılmıştım. O ise hala şaşkınlık ve hüzün içerisindeki gözleriyle bana bakıyordu. Tam yanıma gelecek oldu ki elimi kaldırdım ve ona bağırdım. İlk başta sesim yumuşak ve güçsüz çıksa da birkaç kelimeden sonra kükremeye başlamıştım.

"Hayır ! Hayır ! Yaklaşma bana ! Asla."

"Cara. Lütfen dinle beni. Beni dinlemelisin."

"Bir şeyleri açıklamak için çok geç kaldın. Ko-ko-kocam dedi ? Sen nasıl... Nasıl onla tekrar evlenirsin ?"

"Hiçbir şey düşündüğün gibi değil. Dinle beni."

Onu karşımda böyle görmek her ne kadar kızgın olsam da beni üzüyordu. Neredeyse yumuşamak üzereydim. Ama hayır. HAYIR! Gözlerimi yumdum ve kapıyı sertçe açtım.

"GİT !"

"Cara..."

"Dash git. Sana git dedim. Git."

Hala karşımda dikiliyordu. Kapıyı açık bıraktım ve göz göze gelmemeye çalışarak yukarıya, odama doğru yöneldim. Tam merdivenlerden çıkarken kapının sertçe çarpma sesini duydum.

Gitmişti...

***

Dash'in ağzından;

Cara'ya olanları derhal açıklamam gerekiyordu. Beni dinlerdi. Emindim. Derin bir nefes aldım tam ona her şeyi açıklayacakken telefonu çaldı. Açmamasını sağlamalıydım. Bunu benden öğrenmeliydi. Ama artık çok geçti. 20 saniye bile sürmeyen telefon konuşmasından sonra Cara'nın gözleri dolmuştu. Dayanamıyordum. Bana büyük bir şaşkınlık ve üzüntüyle bakan ıslak gözleri kalbimi delip geçiyordu. Günlerdir bu anın kabusunu görüyordum. Yine kabus olduğunu düşünmeye çalıştım. Ama hayır değildi. Kabusları bile bu kadar canımı yakarken gerçeği beni adeta öldürüyordu. Bir şey söylemek istedim. Ama konuşamadım. Düğümlenmiştim. Birkaç göz yaşı masum gözlerinden yanaklarına doğru süzülmeye başladı. Bana nefretini kusamıyordu bile. En sonunda dudaklarını birkaç kez oynattıktan sonra anlamlı bir sözcük dudaklarından çözüldü.

"Neden ?" kekeliyordu.

Ona her şeyi açıklamak istedim ama yapamıyordum. Tek yapabildiğim bana dünyada en çok anlam eden sözcük. Onun ismi oldu. Sesim hiç olmadığı kadar güçsüz çıkmıştı.

"Cara"

Daha fazla dayanamamıştı. Ve ona bunu ben yapmıştım. Bu acıyı ben yaşattırıyordum. Kendimden hiç etmediğim kadar nefret ettim. Ben bu yoğun duygularla savaşırken Cara yavaşça yere süzülmeye başladı. İçim acıyordu. Ona sarılmak. Rahatlatmak istedim. Ve ayaklarım beni ona yönlendirmeye başlamıştı ki bir andan duvara çarpmış gibi durdum.

"Hayır ! Hayır ! Yaklaşma bana ! Asla."

"Cara. Lütfen dinle beni. Beni dinlemelisin."

"Bir şeyleri açıklamak için çok geç kaldın. Ko-ko-kocam dedi ? Sen nasıl... Nasıl onla tekrar evlenirsin ?"

"Hiçbir şey düşündüğün gibi değil. Dinle beni."

Ona açıklamak istiyordum ama olmuyordu. Tek yaptığım onu daha da üzmekti. Ve bir anda büyük bir güçle kapıya yöneldi ve kapıyı sertçe açtı. Bana gitmem için bağırıyordu. Ama yapamıyordum. Ondan uzaklaşamıyordum. Orada öylece kalmıştım. Ben hareket etmeyince yüzüme bile bakmadan yanımdan geçti ve merdivenlerden çıktı. Onun basamaklara sert sert basan ayak seslerini dinlerken kapıdan çıktım. Ve gittiğimi duyması için kapıyı sertçe çektim. Verandaya vardığımda gözlerim dolmuştu. Ve yanıyorlardı. Arabama kadar kendimi adeta sürükledim. Ve gidiyordum. Cara'yla aramızda 20 metre bile olmamasına rağmen ilk defa birbirimizden bu kadar uzaktık. Ve ben ilk defa bu kadar yıkılmıştım.

***

2 hafta önce;

Cara'yı evimde öylece bıraktığım için kendimi p*ç gibi hissettim. Ve zaten öyleymişim gibi davranmıştım. Ve sözde bugün bizim günümüz olacaktı. Lanet olası iğrenç bir insandım ben. Ve şimdi Alex pisliğine doğru gidiyordum. Yoldayken Alex aradı

-Ne var ?

-Umarım buraya geliyorsundur.

-Sence ?

-Aferim... Sonunda yola geldin.

-Senden nefret ediyorum Alex. Hiçkimseden etmediğim kadar.

-Ben de seni çok seviyorum Dash. Hiç kimseyi sevmediğim kadar.

-Sürtük. Herneyse bu imzaları da attıktan sonra senden kurtulacağım.

Alex bir kahkaha attı ve telefonu kapadı.

***

1 saat sonra;

Toplantı odasına direk daldım. Bir an önce işleri bitirip Cara'ya dönmek istiyordum. İçeri girdiğimde Alex her zamanki pozunda masanın üzerindeydi.Ona ters bir bakış attım ve avukatlara döndüm. Alex avukatlara döndü.

"Siz çıkabilirsiniz. Ben her şeyi Dash'e açıklarım. Zaten bir tek imzalar kaldı. Ve her şey yazılı olarak ortada."

***

Bir anda kan beynime sıçradı.

"Ne hayır. Seninle 1 sene daha evli kalamam. Para-prestij umrumda değil. Her şeyimi al. Ben nasıl olsa kazanmanın bir yolunu bulurum. Her zaman buldum."

Alex gülümsemeye devam ediyordu. Onu boğmak istedim.

"Kendini umursamayacağını biliyordum. Beni buna sen zorladın."

Önümdeki masaya sarı dosyalar attı. Birinin kapağını açtım ve Cara'nın resmini gördüğümde her şey bulanıklaştı.

"Peki ya onu onu da umursamayacak mısın ? Muhteşem aşka bak..."

***

KABUL ET : Seviyorsun !Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin