Poyraz'ın ağzından:
"Baba dur ama günahtır. Yatamamıştı akşam."
"Niye noldu ki?"
"Uyku tutmamıştı işte baba. Siz oturun ben uyandırırım hem o zaman bana kızar size değil, lütfen."
Baba oturdu ben ise odaya girdim. Ayşegül'ün yanına gittim. Saçlarını okşadım.
"Ayşegül... Ayşegül... Uyan hadi."
Gözlerini açtı.
"Günaydın." Dedi.
"Günaydın." Diyip dudağına bir öpücük kondurdum.
"Baban geldi seninle bir şey konuşacak az kalsın buraya giriyordu. Zor durdum."
"Ne diyorsun ya?"
"İşte. Dün akşam iyi yatamadığını söyledim. Uyku tutmadığını söyledim. Siz oturun ben uyandırırım hem o zaman bana kızar dedim yani bana biraz tripli davran."
"Denerim." Dedi tatlı mı tatlı ses tonla.
"Dene bakalım." Diyip gene dudağına öpücük kondurdum ve çıktım.
Babaya yürüyerek "gelir birazdan." Dedim.
Oturdum.
"Uyanmak istemedi önce şimdi de huysuz birazcık."
3 dk sonra Ayşegül geldi ve babanın yanında oturdu.
"Baba?"
"Kızım."
"Niye geldin baba?"
"Senin için geldim kızım. Son gördüğümde çok da iyi görünmüyordun bi de bir şey konuşacaktım."
"Peki Songül niye geldi?"
"Seni görmek için geldim Ayşegülcüm."
"Neyse sen bir şey diyecektin baba."
Biraz konuştular işte. Sonra baba tuvalete gitti.
"Bende bi mutfağıya gideyim. Ellerimi yıkayım bu çikolata biraz ellimde eridi."
"Tamam mutfak nerde biliyorsun."
Songül de gitti.
"Poyraz."
"Hı?"
"Daha iyi misin? Başın falan ağrıyor mu?"
"Biraz ağrıyor."
Songül geldi ama dinledi. Yanımıza ne geldi ne de biz onu gördük.
"Ya ne diye o kadar içtin? Ya içki yüzünden komaya girseydin?"
"Bu hayatta yaptım en iyi şey olabilirdi."
"Saçmalama Poyraz ya. Bana bak."
Baktım.
"Dün konuştuklarımızı hatırlıyor musun?"
"Dün biz konuştuk mu ki? Ben sadece şey yaptık uhh ateşli bir gece geçirdiğimizi sandım."
"Terbiyesiz." Diyip vurdu beni omuzumdan.
"A Ayşegül acıttın."
"Terbiyesiz terbiyesiz konuşma sende."
Songül ise duyduklarında zevk alıyordu. Dedikodu yapacak yeni şeyler vardı çünkü.
"Tamam Ayşegül ya özür dilerim. Ne konuştuk ki biz?"
"Sen niye içtin dün o kadar?"
"Sinan'la kavga ettik. Daha doğrusu o kızdı ben dinledim."
"Ha işte bizde dün tam bu konuyla alakalı bir şey konuşmuştuk hani Sinan..." Baba içeriye girdinde lafını kesti. Kulağıma "neyse sonra anlatırım." Diye fısıldadı. Başımı olumlu anlamda salladım. Songül de gülümseyerek geldi.
Birazcık daha konuştular.
Daha sonra gittiler. Gitmeden önce baba bizi akşam yemeğine davet etti. Biz de kibarca kabul ettik. Koltuğa oturdum. Ayşegül yanımda oturdu.
"Ayşegül ben seni bir konuda bazen hiç anlamıyorum."
"Hangi konuda?"
"Benimle nasıl iyi geçinebiliyorsun? O kadar kusurlarım varken. Yapma dediğin ne varsa yaptım."
"İyi geçinmek iki kişinin kusursuz olmasıyla değil, birbirlerinin kusurlarını hoş görmesiyle olur Poyrazcım Karayel."
İkimiz de gülümsedik sonra da Ayşegül'ün dudaklarına bir öpücük kondurdum.
Kafamı Ayşegül'ün kucağına yerleştim.
"Mutsuz sanıyorlar bizi Ayşegül... Oysa biz mutsuz değiliz, onlar boş yere bu kadar mutlu."
Yerimden kalktım.
"Hakketen Ayşegül... Mutluluk nedir? Ne işe yarar."
"Ne işe yarar?"
"Bende onu diyorum işte! Mutluluk 5 para etmez. Yani ha mutlu öldük ha mutsuz öldük... Sonunda ölmeyecek miyiz? Mutlu öldük de ne yazar? Mutlu ölünce cennete gireceğimiz garanti mi? Hem mutlu ölünce ne olacak? 2 gün sonra unuturlar, Poyraz Karayel kim be derler. Ama mutsuz ölünce arkandan o hiç mutlu olamadı be derler. Hep hatırlarlar.
"Sen gene iyi değilsin galiba ha?"
Ellimden tutup yanında oturtu.
"Sana gene bir şeyler oluyor."
Kafamı omuzuna üzerine yerleştim.
"Yoruldum be Ayşegül. Yaşamaktan yoruldum. Hatta o kadar yoruldum ki ölmeye bile gücüm kalmayacak diye korkuyorum."
Ayşegül ellini yanağımın üzerine yerleşti.
"Poyraz iyi misin sen canım?"
Başımı olumsuz anlama salladım.
"Değilim Ayşegül. Değilim. Hep iyiyim diyip insanlara yalan söyledim, hep kandırdım. Ama artık insanları kandırıcak güç kalmadı bende... Ben galiba bitiyorum ya yavaş yavaş. Tükeniyorum. Hayat bana hiç bu kadar zor gelmemişti be Ayşegül... Bir andan Sinan'ın hastalığı bir andan Sinan'ın bana olan nefreti bir andan Sinan'ın vurulması bir andan karnında düşen bebeğimiz bir andan bi türlü hamile kalmaman. Hayat çok adaletsiz davranıyor bana bu aralar."
"Poyraz... Korkutuyorsun beni. Güçlü kalmalısın. Güçlü durmalısın Poyraz. Sinan için..."
"Güçlü olmak artık beni yoruyor Ayşegül... Çok yoruyor. Güçlü kalmazsam ne kaybederim ki? Ne? Şu an sadece kendimi yoruyorum, başka da bir şey yapmıyorum."
"Valla ben sana bir şey diyim mi?"
"De."
"Sandımdan daha da çok güçlü kalabildin. Ben Sinan'ın lösemi olduğunu öğrendim gün Poyraz 2 hafta sonra çöker dedim ama baya direndin."
"Benimkisi direnmek değil Ayşegül benimkisi sadece sürünmek."
Kapı çaldı.
"Ben bakarım." Diyip kalktı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Poyraz Karayel
General FictionBu Poyraz Karayel hikayesidir ama burda ben kendime göre bi şeyler yazıyorum. Umarım beğenirsiniz. ❤️
