3.5

3.6K 151 5
                                        

''Hey,Alex!'' Kevin'ın gür sesi spor salonunda yankı yaptığında çantamı saçlarımla birlikte geriye itip ona doğru döndüm.Gülümseyerek bana doğru ilerliyordu.Üstünde çoğunlukla olduğu gibi voleybol takımının spor ceketi ve şortu vardı.
Onu görmek o günün beynimden film şeridi halinde akıp geçmesine yol açtı.Ona çok kızmıştım ama buna hakkım olmadığını fark ettiğimde kızgınlığımı söndürmüştüm.Evet, belki o bu olanları benden saklamaya çalışmıştı ama üzülmemem içindi.
Yüzüme tıpkı onunki gibi bir gülümseme yerleştirdim.Kevin'ı gördüğümde zaten gülmek içimden geliyordu.Bunun için özel bir gayret göstermedim.
''Çok iyiydin.'' Balerin selamıyla ona karışılık verdiğimde kıkırdadı.
''Seni tekrar görmek güzel ama bu kadar bomba bir dönüş beklemiyordum.'' Omzunun üstünden Harry'e baktım.Arkadaşlarıyla birlikte banka oturmuş sohbet ediyordu.Arkasından ona yanaşıp kollarımı bedenine dolama isteğimi bastırdım.Çoğu şeyi bastırdığım gibi.
''Olabilir.Hayat bazen beklemediğimiz sürprizler yapıyor işte.'' Odaklandığım noktayı fark ettiğinde arkasını dönüp ona baktı.
''Siktir et.'' Koluma girdi ve kulağıma doğru eğildi.
''Belki bir hoş geldin kahvesi içmeliyiz.'' Spor salonundan çıkarken Tanrının bana bahşettiği arkadaşlıklar için teşekkür ediyordum.


Kahve bardağına avuçlarımı yasladım.Bu hisse bayılıyordum.Kahvenin içilebilecek kadar soğumasını boş boş beklemektense o ana kadar ellerimin ısınmasını tercih ederdim.
''Alice'in surat ifadesini görmeliydin.Koç takımdan çıkarıldığını söylediğinde yüzündeki hayal kırıklığı ve öfkenin karışımı neredeyse beni güldürüyordu.'' Omuz silktim.
''Ne kadar incindiği umurumda değil.Bir özür hiçbir şeyi değiştirmeyecekti, evet ama dileyebilirdi.Onunla arkadaş olacak kadar saf olduğum için kendime kızıyorum.'' Kahve bardağını dudaklarıma yaslayıp acı tadın boğazımı yakmasına izin verdim.
''Kendine kızmaya hakkın yok.Boş verelim.Olan oldu, şuan buradasın ve bunun tadını çıkarmak istiyorum.'' Keyifle gözlerime bakıyordu.
''Gelmem seni baya hoşnut etti anlaşılan.'' Başını salladı.
''Seni özlemiştim.'' Kantinin merdivenlerindeki gür ayak seslerinin kime ait olduğunu biliyordum.Harry, Zayn, Niall ve büyük ihtimalle Liam ve Louis.
Liam ve Louis basketbol takımında olduğu için beşini bir arada görmek zordu.Yine de şuan beraberlerdi.Harry dışındakilerden nefret etmenin doğru olmadığını biliyordum ama ediyordum işte.
Birkaç hafta öncesinde hepsine karşı olan tüm ön yargılarım beynimi terk etmişken şimdi büyülü bir nefretle onlara bakıyordum.

Sanki her şey tam olması gerektiği gibiymiş gibi Christopher hemen yanıma bir sandalye çekip oturduğunda sinirlenmeye başlamıştım.
''Nasıl gidiyor Alex?'' Cevap vermek yerine kahvemden bir yudum daha aldım.Kevin sandalyesinde hafif doğrularak Christopher'a baktı.
''Uza.'' Christopher sanki duymuyor gibiydi.Onu hiç umursamadan bana odaklanmaya devam etti.Bu sırada gözlerimi Harry'e çevirdim.Yemin ederim istemli olarak yapmadım.Onu yumruklarını sıkmış buraya bakarken görmeyi beklemiyordum.
''Duyduğuma göre ponpon kız takımına alınmışsın.Şaheser olarak anılan gösterini izleyemedim, belki bir kez daha benim için tekrarlamak istersin.'' Kahvemi hızla masaya bıraktım.
''Cehennem ol ve git, Christopher.'' Güldü.Güldüğünde orada parlayan piercingi canımı sıkıyordu.Gülmemesi için dudaklarını birbirine yapıştırmak istiyordum.
''Pekala Alison, seni kızdırmak için gelmedim.Kutlama niyetine bir akşam yemeği yiyebilir miyiz, diyecektim.'' Kevin sandalyesinden kalktı.
''Belanı mı arıyorsun lan sen?'' Gözlerim tekrar Harry ile buluştu.Tüm dikkati bizim masamızın üzerindeydi.
''Kevin, oturur musun?'' İntikam almak için geldiysem katlanmam gereken şeyler olabilirdi.Mesela Christopher gibi.
''Olur.'' Dedim.
''Akşam yemeği yiyebiliriz, Christopher.'' 

saturn // hsHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin