Valerie her yerde Stansie'yi arıyordu fakat bulamıyordu. İlk iki derse girmemişti. Telefonuna da cevap vermiyordu. Son çare olarak hiç umutlu olmasa da 12.sınıfların tuvaletine bakmaya karar verdi. Stansie ellerini lavabonun kenarlarına dayamış ağlıyordu. ''Stans!'' Başını kaldırıp Valerie'ye baktı. Stansie'nin gözleri şişmiş ve kızarmış, teni solmuş ve saçları da birbirine karışmıştı. ''Stansie sana ne oldu böyle?''
Stansie kendini toplamaya çalışarak geçiştirdi. ''Hiçbir şey Valerie. Gerçekten önemli birşey yok.'' Valerie'nin tüm ısrarlarına rağmen Stansie'nin ağzını bıçak açmadı. Valerie yine de ondan birşeyler sakladığını hissediyordu fakat üzerine gitmek istemiyordu. Böylece birlikte tarih dersine girdiler. Winters Valerie'ye iki tane soru sormuş, Valerie ikisini de bilememişti. Winters bunu eksi puan olarak kaydetmişti. Winters gözlerini dersle ilgilenmeyen Stansie'ye dikti. ''Bayan Raydon ikinci dünya savaşının Amerika'ya olan etkilerinden biraz bahseder misiniz lütfen?'' Stansie'nin boş boş baktığını gören Valerie onu zor durumda bırakmamak için atıldı. ''Bay Winters ben söyleyebilir miyim?''
''Size soru sordum ve bilemediniz Bayan Valentinus, izin verinde Bayan Raydon cevaplasın.'' dedi hışımla Valerie'ye dönerek. Zavallı Valerie'nin eli havada kalmıştı.
''Evet Bayan Raydon cevabınızı bugün alabilecek miyiz?'' Bu bayat espriye bile gülen bir kaç kişi vardı sınıfta.
Stansie bu defa düşmanca bakarak ''Sanmıyorum efendim.'' dedi.
''Affedersiniz, duyamadım?''
Stansie daha yüksek bir sesle ''Sanmıyorum dedim efendim. Valerie biliyor gibi görünüyor. Neden ona sormuyorsunuz?'' İlk defa bir öğrenci Winters'a karşı sesini yükselterek konuşmuştu. Bütün sınıf sus pus olmuş, olacakları bekliyorlardı.
''Bu çirkin davranışınızdan dolayı 50 puan notunuzdan kırıyorum ayrıca ders sonunda benimle birlikte müdür beyin odasına geleceksiniz.''
''Fakat ben sorunuzu cevaplamaktan başka hiçbir şey yapmadım!'' Stansie gittikçe sinirleniyor, pençelerinin sivrildiğini hissediyordu. Olamaz burada olmamalıydı. Önündeki masayı iterek kalktı Stansie. Yere düşen masa oldukça yüksek bir ses çıkarmıştı. Stansie koşarak sınıftan çıktı. Herkes şok içindeydi. Valerie bir an bile düşünmeden her ikisinin de çantasını aldı ve Stansie'nin peşinden koşmaya başladı.
''Stansie bekle!'' Stansie'nin arkasından tuvalete girdi. ''Stans?'' Kabinlerden birinden ağlama sesi geliyordu. ''Stans neler oluyor? Lütfen yardım etmeme izin ver.''
''Bu defa bana kimse yardım edemez.'' dedi ve daha şiddetli ağlamaya başladı.
''Stansie bek her ne oluyorsa bir yolunu buluruz tamam mı sen yeterki ne olduğunu söyle.''
Kabinin kapısı yavaşça açıldı ve Stansie çıktı. Valerie'nin gördüğü şey karşısında yapabileceği tek şey bir kaç adım gerilemek ve gözlerini sonuna kadar açarak eliyle ağzını kapatmak oldu. Stansie'nin gözleri sapsarı bir kedi gözüne, kulakları kedi kulağına dönüşmüştü. Burnu ve köpek dişleri de bir kedininki gibi sivrilmişti. Tırnakları pençe halini almıştı.
''Ne yapacağım ben Valerie?'' Valerie de bir süre öylece kaldıktan sonra ne yapacağını bilemez bir halde yavaşca Stansie'nin yanına gitti.
''Bunun nasıl olduğu hakkında bir fikrin var mı Stans?'' Aslında Valerie dehşete düşmüştü fakat Stansie'yi daha da korkutmamak ve üzmemek için soğuk kanlı davranmaya çalışıyordu. Stansie zorlukla yutkundu ve derin bir nefes alarak titreyen sesiyle konuşmaya çalıştı. ''Bilmiyorum Valerie.'' dedi ve kendisini daha fazla tutamayarak ağlamaya başladı. Valerie önce tereddüt etti fakat onun hala en iyi arkadaşı Stansie olduğunu bildiği için ona sarıldı. Valerie geri çekildiğinde Stansie normal görünümüne kavuşmuştu. ''Şimdi daha iyi misin?''

ŞİMDİ OKUDUĞUN
İNTİKAM
FantasyGeçmişini yeni yeni tanımaya başlayan bir genç kız kendisini bambaşka bir dünyanın içerisinde bulur. Kendinizi ne kadar iyi tanıdığınızı düşünüyorsunuz? O kadar emin olmayın, herkesin aydınlık ve karanlık tarafları vardır fakat önemli olan hangisin...