''SEN CİDDİ MİSİN?!'' Diye bağırdı Stansie kantinin köşesindeki masalarında hamburgerinden kocaman bir ısırık alarak.
''ŞŞŞŞŞ! Stansie ne yapıyorsun?! Çocuk oyuncağı değil bu! Herhangi birisi bunu duyarsa hakkımızda neler düşünebilirler biliyor musun?''
''Peki tamam.'' Stansie bir yandan son lokmasını yerken bir yandan da ağızının kenarındaki ketçap kalıntılarını temizlemeye çalışıyordu. ''Peki tamam. Fakat bunun kulağa nasıl geldiği hakkında bir fikrin var mı? Bak ne diyorum haydi kanıtla. Meydan senin.'' dedi Stansie ve eliyle büyük kantini işaret etti.
''Ne? Böyle birşey yapamam burada çok fazla insan var Stans yakalanabilirim.''
''Belki ben sana inanmıyorum?'' dedi Stansie Valerie'ye doğru eğilerek.
Valerie de aynı şekilde ona doğru eğildi. ''Bana inandığını biliyorum.''
''Of! Gerçekten ukalasın Valerie. Peki tamam her halükarda sana inanıyorum ama inanılmaz derecede merak ediyorum. Bak kim geliyor!'' dedi ve ona zorbalık yapan kızlardan birisi olan Rebecca'yı işaret etti.
''Ne yani burada herkesin içinde mi?''
''Söylediğine göre sen bir cadısın ve kimse senin yaptığını anlamayacak. Haydi Valerie çabuk ol!''
''Tamam bir deneyeceğim ama çok acemiyim Stans umarım senin yüzünden başımıza bir bela almayız!'' Valerie bakışlarını Rebecca'ya sabitleyerek konsantre olmaya çalıştı. Rebecca tam yemeğini alacakken yüzü patates kızartmasının üzerine yapıştı ve bütün yüzü ketçap ve mayonezle kaplandı. Bu görüntü karşısında başta Valerie ve Stansie olmak üzere bütün kantin kahkahalarla gülüyor, zavallı Rebecca ise şaşkınlıkla ne olduğunu bile anlamıyordu. Rebecca'nın koşarak kantinden çıkmasıyla arkadaşları da peşlerinden koştular. Kantindeki öğrenciler ise hala gülüşüyorlardı. Bir kaç tanesi zavallı kızın fotoğrafını çekmişlerdi bile.
''Valerie yaptın! Aman tanrım bunu gerçekten sen yaptın değil mi?! Vay canına gerçekten de bir cadıymışsın!''
''Şşşş sus dedim sana Stans! Ama sana yaptıkları o şeyden sonra hoşuma gitmedi de değil.'' İki kız birden daha da çok gülmeye başladılar. Tam bu sırada birbirlerine çok benzeyen bir erkek ve bir kız kendilerinden oldukça emin bir şekilde Stansie ve Valerie'nin oturdukları masaya oturdular. Yaklaşık 1.62 boylarındaki kızın kısa, turuncumsu kızıl saçları omuzlarına geliyordu. Küçük, ela gözleri ve burnunun üzerinde bir kaç çil vardı. ''Az önce konuştuklarınızı duyduk.'' Kızın söyledikleri Stansie ve Valerie'yi dehşete düşürmüş olsa da kız hala dostça gülümsüyordu.
''Bizi mi dinliyordunuz?!'' dedi Stansie kızı suçlayarak.
''Kulak misafiri olduk diyelim.'' Kızın yanındaki kızıl dalgalı saçlara sahip olan çocuk araya girdi. Kızla birbirlerine çok benziyorlardı. Çocuk biraz daha iri, 1.79 boylarındaydı.
''Siz kimsiniz?'' dedi Valerie. Çocuk Valerie'nin gözlerinin içine gülerek ona elini uzattı.
''Benim adım Ralf. Ralf Holden. Buda ikiz kardeşim Amelie.'' dedi yanındaki kızı göstererek. Valerie çocuğun elini nazıkce sıktı.
''Memnun oldum, ben de Valerie.''Valerie nedensizce yüzünün kızardığını hissediyordu çünkü çocuk onunla göz teması kuruyordu ve tatlıydı da.
Amelie Stansie'ye gülümseyerek '' A sen de Stacey miydin?''
''Stansie.'' dedi imalı bir şekilde.
''Affedersin Stansie.'' dedi ve tekrar gülümsedi Amelie.
''Konuştuklarınızı duyduk.'' dedi Ralf kontrolü tekrar ele alarak. ''Demek bir büyücüsün öyle mi Valerie.'' Stansie ve Valerie hiç birşey söylemeden birbirlerine baktılar.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
İNTİKAM
FantasyGeçmişini yeni yeni tanımaya başlayan bir genç kız kendisini bambaşka bir dünyanın içerisinde bulur. Kendinizi ne kadar iyi tanıdığınızı düşünüyorsunuz? O kadar emin olmayın, herkesin aydınlık ve karanlık tarafları vardır fakat önemli olan hangisin...