5 - Wager

6.9K 216 277
                                        

Bölüm Şarkısı: Milo Greene - Autumn Tree

Wager*
(İngilizce'de bahis, iddia anlamlarına geliyor.)

Hepinize iyi okumalar!

☯️☯️☯️

Bir ay sonra.

12.12.18

Eva'dan.

Hayat benim için pamuk şekerden daha pembe, gökyüzünden daha mavi, kardan daha beyazdı. Daima bardağın dolu kısmıyla ilgilenirdim. Optimist dürtülere inşaa edilmiş ruhum karamsarlık nedir bilmezdi. En azından çoğu konuda.

Başarılı derslerim, mutlu bir aile hayatım, elimden gelenin fazlasını adadığım arkadaşlarım vardı. Kardeşlerim. Beni karamsarlıktan uzak tutan da bunlardı.

Peki ya tanrı sırf böyleyim diye bana gerçekleri gösteriyorsa? Aslında hayatın o kadar da renkli olmadığını bizzat yaşamamı istiyorsa?

"Selam güzelim." Kumral kısa saçları ve yapılı bedeniyle Rufus karşımda belirdi. İçten gülümsememle karşılık verip yanağına ufak bir öpücük bıraktım. Belime sardığı kolları beni ona yapıştırırken bir elimi yanağına yerleştirmiştim.

Futbol takımının ve okulun gözde çocuklarından biri olması ilk başta onun imkansız olduğunu düşünmeme sebep olmuştu. Hatta playboyumsu tavırları neredeyse soğumamı sağlamıştı. Ama bir gece bana çıkma teklifi edişiyle, şimdi bu konumdaydık.

Onunla çıkalı bir aydan fazla oluyordu.

"Benim sevgilim nasılmış bu gün?" Hafif yayarak söylediği kelimeler beni gıcık etmemiş tam tersi heyecanlandırmıştı. Sıcak davranışları ve şirin yüzü beni çekimine katmıştı bile.

"Harika." Diye cevap verdim. Sınav müthiş geçmiş ve Nick de Rufus ile ilgili kötü şeyler söylememişti. Bu da günün güzel olması için yeterliydi.

Her gün Betty'nin yokluğunu daha fazla hissetmem hariç yeterliydi. Oralarda nasıldı? Ne yapıyordu? Babası hala ona şiddet uyguluyor muydu?

Onu her gün aramak istesem de ayrılığa alışmak için kendimi tutuyordum. Yoksa özlem katlanacak ve en sonunda bizi sarıp yok edecekti.

Aklıma Betty gelince enerjik halimden fire vermek zorunda kalsam da Rufus bana doğru eğilince toparlandım.

"Bu gün film izlemeye ne dersin?" Aniden sorduğu soruyla birlikte afallasam da gülümsedim. Hatta neredeyse sırıtıyordum. Rufus ile vakit geçirmek...

Bu kulağa son derece makul geliyordu.

"Bu çok güzel olur. Hangi alışveriş merkezine gideceğiz?" Aslında buraya yakın bir çok alışveriş merkezi vardı ama Rufus'un muzipçe sırıtması ile planının bu olmadığını anlamıştım.

"Annemler evde değil. Başbaşa izleriz diye düşünmüştüm." Bir an donup kaldım. Başbaşa izlemek.

Kaşlarım istemsizce havalandı. Bu garip bir teklifti. Lise çağındaki sevgililer için bu başbaşa film izlemenin sonunun nereye varabileceğini az çok biliyordum. Ama Rufus öyle biri değildi ve ben ona oldukça güveniyordum.

Ailesinin evde olmaması da ayrı bir konuydu ama Rufus'a gerçekten güveniyordum.

"Bana uyar, sevgilim." Dedim ve tekrar yanağını öptüm. "Öyleyse seni akşam sekizde evden alırım." Göz kırpıp uzaklaşırken ben de iç çeke çeke sınıfıma ilerledim.

Rufus mükemmel biriydi. En azından ben öyle düşünüyordum. Nick'in ise öyle düşündüğünü sanmıyordum. Çünkü bana kötü kötü bakıyordu.

Knee Socks | Daddy Issues Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin