Bölüm Şarkısı: The Weeknd - Call Out My Name
Hikayemize uyan bir başka şarkı daha...
Medyada karakterlerimiz var.
Anniversary*
İngilizce'de "yıldönümü" anlamına geliyor.
İyi okumalar.
☯️☯️☯️
İlahi Bakış Açısından...
Yasak ne demekti?
Sözlükteki beşinci anlamına göre "yasak", insana çok çekici gelen şeydi.
Derine inmek gerekirse; bir karadelik misali insanı içine çeken, insanların fani yaşamlarını hülyalara bulayan ve ölümlü gözlerini kör edip onları avare eden kişi ya da davranışlar bütünüydü. Yasak, bazen bir meyve figürü ile karşımıza çıkarken bazen ise sonu gelmeyen kurallar olarak gözler önüne serilirdi.
Daha doğar doğmaz çocuklara "Yasak!" denirdi. "Bunu yapman yasak. Onu söylemen yasak. Şuna dokunman yasak."
Ardı arkası gelmeyen bir yasaklar silsilesi insanın ölümüne kadar bitmeyecekti oysa. İlk nefes ve son nefes arasındaki o bir göz kırpımı sürede ne yasaklar gelip ne yasaklar gidecekti.
Fakat oldukça bariz bir şekilde insanlar aslında onlara "yasak" denen şeyi sever; "yasak" denen şeye doğru sürüklenir, sürüklenir ve sürüklenirdi.
Tıpkı Adem ile Havva'nın yasak meyveye kapılışı gibi. Binbir çeşit meyveyi izin verilmiş olduğu halde bir kenara itip yasak olan meyveyi seçtikleri gibi.
İşte bu insanlığın fıtratıydı.
O gece kahvesinin yoğun kokusunu soluyarak hislerini arkadaşlarına döken Chris de bu fıtratın örneklerinden biriydi. O da yasak olana tutulmuş, yasak olana arzu duymuştu.
Ancak odada bunu yapan tek kişi değildi.
Robert'ın duydukları aslında sindirmeye gayet müsait kısa bir cümleden ibaret olsa dahi kelimeler zihin süzgecinden geçemiyordu. Öyle büyük, öyle ağırlardı ki odadaki enerji üç genç adamın üzerine bir enkaz gibi çökmüştü.
Usulca titreyen yapay şömine ışığı kadife koltuklara vururken her birinin gözleri parıldadı. Basınç artmış gibi tıkanan kulaklarının duyma yetisine tekrar ulaşması için beş dakikada bir dağ esintisi esansı üfleyen makinenin ince, düz, çınlamayı andıran sesini duymaları gerekmişti.
Kahve kokusuna bulaşan ferah koku Robert için bir uyarıcı görevi görmüştü. Bulanan zihnine bir ışın vurup sis dağılırken sözcüklerin çoktan bir anlam kazanışı genç adamın kafasını hafifçe kaldırıp Chris'e bakmasına sebep olmuştu. En az Robert kadar karmaşık görünen adamın söylediği şeyler omuzlarından ağır bir kütlenin kalkmasına yardımcı olmuştu.
Sarı saçlarına yapay ateşin mavi ve turuncu renkleri vuran zayıf adam mavi gözlerini iki arkadaşı arasında dolaştırırken o da en az onlar kadar garip hissediyordu. Sanki doğru gitmeyen bir şeyler vardı. Neden Robert bir tepki vermiyordu?
Tam ağzını aralayıp Robert'a seslenecek iken bunu yapmasına gerek kalmamıştı. Çünkü tepki vermeden dakikalarca susan genç adam dudaklarını aralamıştı. Konuşacak mıydı? Yoksa uzun süredir tuttuğu nefesini dışarı mı üfleyecekti?
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Knee Socks | Daddy Issues
ChickLitO mükemmeldi. Hayran olunasıydı. Gözleri, saçları, sesi, bedeni, yüzü... O tamamiyle kusursuzdu. Benden yaşlarca büyük olsa da içimdeki hayranlığı engelleyemiyordum. Umrunda bile değildim. Küçük bir kız çocuğunu kim severdi ki? Ama ben ona deli gibi...
