24 - Field

1.9K 98 155
                                        

Bölüm Şarkısı: Kurt Cobain - And I Love Her

Field*
Tarla

Özlediğinizi ve hala hatıralarınızda ağırladığınızı umarak iyi okumalar dilerim.

***

Kaosun öncesindeki o gerici, fakat en derin sessizliğin tam da ortasında sallanıyordum. Boğazımda saliseler içinde peyda olmuş düğüm nefesimi kesiyor ve algılarımı tekinsiz bir sarhoşluğun kollarına teslim ediyordu. Odanın atmosferini oluşturan her bir taneciğin, odadaki üç insanla beraber donup kaldığını hissedebiliyordum. Hem de iliklerime kadar.

Birkaç dakika önce beni öpen adam ile yüzünde bariz bir hayal kırıklığı ve öfke barındıran diğer adamın bakışları arasındaki gerilim hatları, bulanık zihnimi daha da bulandırıyordu. Kahvenin zemine yavaşça yayılışı gibi içime yayılan o eşsiz huzur, aynı sakinlikle geri çekilip geldiği yere geri döndü. Chris'in bizi bütünleşecek kadar sıkı sarılmış bir vaziyette görmesinin onu birkaç saniyede bu denli dağıtmasının yalnızca birkaç sebebi olabilirdi fakat ben ihtimalleri düşünmeye fırsat bulamadan Chris'in agresif ve alaycı gülüşü bu boğuk atmosferi bir bıçak gibi ortadan ikiye ayırmıştı.

"İyi oynadın." dedi Robert'a bakmayı bir an olsun bırakmadan. "Beni, yıllardır arkadaş olduğun beni bile kandırabilecek kadar iyi oynadın."

Bu cümlenin zihnime bir meteor gibi çakılıp kafamda yeni karmaşalara yol açmasıyla Robert'ın ayağa kalkması bir olmuştu. Ağzından bir tür itiraz cümlesi çıkmasını beklemiyor değildim ancak hiç de öyle olmamıştı. Robert, içinde fırtınaların koptuğu gözlerini buz gibi bir bakışla Chris'e kilitledi. Az önceki sıcak ve sakin bir denizi andıran gözlerinden artık eser yoktu.

"Kendime bile açıklayamamışken sana açıklayamazdım."

"Bunu ona gayet iyi açıklamışsın gibi duruyor."

Robert kaşlarını çattı.

"Dışarıda konuşalım. Bu herkes için en iyisi olur."

Chris, her an kasırgaya evrilebilecek yoğun sinirine rağmen bu fikri mantıklı bulmuş olmalıydı ki hırsla arkasını dönüp odadan çıktı ve gözden kayboldu. Tam da ona seslenme ihtiyacı hissettiğim sırada Robert, koltukta öylece donmuş bir şekilde oturan bana doğru eğilerek önüme düşmüş bir saç tutamını kulağımın arkasına sıkıştırdı.

"Dylan seni eve bırakacak. Benim için endişelenme, sadece iyi ve güvende ol. Anlaştık mı?"

Başımı sallayarak onu onayladığımda bir süre gözlerini yüzümde gezdirdi. Her bir noktasını aklına kazımak istiyor gibiydi. Sanki hiçbir zaman bana bu kadar yakından ve bu kadar uzun bakacak bir bahaneye sahip olmamış da ilk defa özgürce bu eylemi gerçekleştirebiliyormuş gibiydi. O an içimdeki kuvvetli dürtüye hakim olamamış ve saçımı kulağımın arkasına sıkıştırdıktan sonra yanağımda dinlenmeye başlamış elini hafifçe okşamıştım.

"Sen de iyi ve güvende olacak mısın?"

"Söz veriyorum, küçüğüm."

İçimde zelzeleler yaratan hitap kelimesiyle nefesim kesilirken alnıma ufak fakat etkili bir öpücük bıraktı ve son kez gözlerime bakarak geri çekildi. O an, bunun hayal ettiğimin ne kadar ötesinde olduğunu bir kez daha idrak edebilmiştim. Aylardır pervasız bir umutla iç dünyamı renklendiren hislerimin yalnızca birkaç dakika içinde nasıl daha da büyük bir çığ haline geldiğini anlamıyordum. Bu, Robert Lewis'in bana hissettirebileceklerinin yalnızca ufacık bir kısmıydı ve ben şimdiden parça parça eriyerek aşkın doruklarında kendimden geçiyordum. Fırtınam, benim devasa ve sahiplenici fırtınam, olan bu gözlerde ve gözlerin sahibinin o benzersiz yüreğinde benim için sahici bir yuva olduğunu biliyordum. Sırtıma iliştirdiği merhamet pelerinine sinerek sonunda kendimi güvende hissedebiliyordum.

Knee Socks | Daddy Issues Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin