Bölüm şarkısı: The Neighbourhood - Daddy Issues
Artık bu şarkıyı koyma vakti gelmişti diye düşünüyorum. Bu arada bölümdeki zaman dilimi , son bölümde Eva ve Nick'in film izlemesiyle aynı zaman. Ona göre düşünün.
Sister*
Kız kardeş anlamına geliyor (İngilizce)
Medya: Dylan
İyi okumalar.
☯️☯️☯️
Zihinlerimizin en ücra köşelerinde tozlanmaya bırakılmış ama bizi sandığımızın aksine terketmeyen ilk duygularımız aslında karakterimizi ve mizacımızı yaratan ana varlıklardır. İlk hüzün, ilk heyecan, ilk korku, ilk aşk...
Her biri önce gerçekleşir. Sonra unutulmamak üzere içimize kazınır. Yerleşir, yayılır, hatırlatır.
Güneşin bulutların arkasına saklanması gibi diğer anıların arkasına gizlenmişlerdir. Bazen ise bulutlar aradan çekilir. O zaman yüzleşmek zorunda kaldığımız bu ilkler, iliklerimize kadar işleyerek burada olduğunu hatırlatırcasına bağırır.
Birkaç ay önce de ilk korkum, ilk günkü kasveti, uğuldayıp duran çığlığı, tüm algılarımı yerle bir eden edası ve travmatik ağırlığıyla gün yüzüne çıkmış, beni bulunduğum hâlden çekip almış, bambaşka bir hüzün boyutuna ittirivermişti.
O tanıdık ad, yine o tanıdık ad, hep o tanıdık ad.
Hüznümde, perişanlığımda, korkumda dudaklarımdan düşmeyen, düşmeyi kararlılıkla reddeden o tanıdık ad.
Yedi yaşındaki bir kız çocuğunun ilk korkusunu tereddütsüzce açığa çıkarmıştı. Bana asla unutamayacağım yeni bir hatıra bırakmış, bu hatıranın somut izlerini de beraberinde vücuduma nüfuz etmişti.
Babam. Benim babam.
Savunmasız bir kız çocuğuna ihtiyatsızca patlattığı o tokat değişmiş, gelişmiş, bir kemer ile bütünleşip bu kez daha da soğuk, daha da sert bir iklime dönüşmüştü.
Üzerinden geçen iki ay, kırmızılıkları ve kabukları silinse de sırtımdaki, kollarımdaki, omuzlarımdaki zavallı çizgileri götürememişti. Saklamak için çabaladığım birer iz haline gelmişlerdi.
Bu halimde bile şiddet gördüğüm gerçeğini saklıyor olmak kendime eşsiz bir kızgınlık beslememe sebep olsa da şimdi iki ay geçmiş, bu olay o gece orada olup bitmişti. İki şahit vardı. Biri acımasız, merhametsiz ama içimdeki bir parçanın hala iflah olmadan inandığı adam; diğeri ise zavallı, acınası, kimsesiz bendim.
İlk kez babamla yaşadığım bir olayı Nick ya da Eva'ya anlatmamıştım. Bu kez istememiştim, hayır. Acılarımı, kederimi, hüznümü, çaresizliğimi onlara kusmak, onları bu dipsiz kuyuda kendimle beraber aşağıya çekmek ve dahası, onların benim için üzülmesini istemiyordum.
İstediğim tek bir şey vardı; huzur.
Hem onların kendi adına hissedeceği huzur, hem de kendi adıma hissedeceğim huzuru istiyordum.
Gelmeyeceğini bilerek... Çünkü istediğim bir şeyin olma imkanı yoktu. Bünyem sadece acıyı kabul ediyordu.
Acılar Jenga oyunundaki gibi tekrarlıyordu. Çektiğim acının aynısı tekrar üste konuyor, olaylar ısıtılıp ısıtılıp önüme getiriliyordu. Ama biliyordum ki bir gün her şey tıpkı oyunda olduğu gibi devrilecekti. Üzerime yığılıp hayat denilen oyunu kaybetmemi sağlayacaktı. Nefes alamayacaktım, beni kasvetinde boğarken dönüp bakacak ve gülecekti. Bu acınası, bu ağlanılası halime...
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Knee Socks | Daddy Issues
ChickLitO mükemmeldi. Hayran olunasıydı. Gözleri, saçları, sesi, bedeni, yüzü... O tamamiyle kusursuzdu. Benden yaşlarca büyük olsa da içimdeki hayranlığı engelleyemiyordum. Umrunda bile değildim. Küçük bir kız çocuğunu kim severdi ki? Ama ben ona deli gibi...
