11 - Ghost

4.1K 201 268
                                        

Bölüm Şarkısı: Billie Eilish - 6.18.18

Ghost*
Hayalet anlamına geliyor.

Medyada Chris karakteri var.

Oldukça uzun bir aradan sonra nihayet tamamladım bölümü, iyi okumalar. Sizi seviyorum.

☯️☯️☯️

Umut. Umut, en zor zamanda, en karanlık dönemde yüzümüze vuran bir parça ışık; en güzel, en tutkulu anda kalplerimize doğan bir güneşti. Tutunacak tek bir dal dahi kalmadığında kendini gösteren pelerinsiz bir kahramandı.

Siyah-beyaz dünyamıza bir ressamın fırçasından sıçrayan renkli damlalar gibi tam da zamanında gelmesini en iyi bilen duyguydu umut.

Çepeçevre bir yalnızlık, bitkinlik hissetsek dahi omuzlarımıza konan minik kelebekler misali içimizi kıpır kıpır eder, bir çıkış yolunun daima var olduğunu defalarca kez söylerdi. Kelebeklerin asıl duygusu da bu değil miydi?

Koskoca galaksi bulutlarını, kara delikleri, yıldızları, gezengenleri içinde taşıyan uçsuz bucaksız evrende yaşamak için yalnızca yirmi dört saatleri olan kelebekler ışığa ulaşma umudunu içlerinde beslemezler miydi?

Bazen rengarenk ve ihtişamlı, bazen gri ve ilgi çekmeyen o küçük kanatlar nihayetinde ulaşmak istedikleri ışık için birbirine çarpar dururdu. Ancak ışığa tam olarak erişemezlerdi. Işığın gücü onları öldürürdü. Ama bunun onlar için önemi yoktu. Çünkü bilirlerdi ki; ışığa ulaşmak için yalnızca bir günleri vardı.

Belki bir kelebeğin bunları algılaması imkansızdı fakat bu durumda bile onlara hayranlık duyardım. Işık canlarını yakıp, bedenlerine zarar verse dahi ona değmekten korkmuyorlardı. Kaçıp gitmiyorlardı. Tek bir amaç, tek bir sonuç:

Işığa ulaşma arzusu ve ölüm.

Etrafta pervane gibi dönen kelebekleri ve çevreledikleri o ışığı ne zaman görsem benim de aklıma umudum gelirdi. Bir gün hayatımdaki her şeyin düzene gireceği umudu. Fakat sonu da en az başı kadar belliydi. Ya huzurlu bir hayata doğardınız ya da dünyanın gerçeklerine.

Ben ikinci yoldan başlamıştım hayata. Bunu ben seçmemiştim. Seçme hakkım olmamıştı. Annem ve babam arasında her ne olduysa bunun sebebi ben değildim. Aralarındaki çekim sorununu ben alevlememiştim.

Ama bu hayatı yaşamak zorunda kalmıştım. Onların çatışmasından kalan harabe benim üzerime çökmüştü.

Buna rağmen içimdeki umut bitmiyor, karanlıklar içindeki küçük ışık parçaları gibi yolumu aydınlatıyordu. Babamın içindeki o iyi adamın bir gün çıkacağına ve saçlarımı şefkatle okşayıp beni bağrına basacağına olan inancım kalp gibi ritmik şekilde atıp vücuduma umut pompalayan bir kalp gibiydi.

Bazen bu kalp krizlere de maruz kalıyordu, kırıklara da. Ama umut asla iflas etmiyordu. Pes etmeden, yılmadan, dimdik ve başı önde beni kontrol ediyordu.

Her kalp gibi bir gün umudumun da sonu gelecekti. O güne kadar içimde kalan iyimserliği son raddesine kadar kullanacaktım. Akıl sağlığımı korumanın başka bir yolu yoktu.

Üzerimdeki elbisenin eteğini aşağı çekiştirip derin bir nefes verdim. "Bunu giymem konusunda emin misin?" Eva milyonuncu kez mavi gözlerini devirirken elindeki ruju makyaj masasına sertçe bıraktı. "Defalarca kez söyledim, bu elbise sana çok yakıştı." Kafamı geriye yatırıp kısa kollu elbisenin eteğini avcum ile sıkıştırdım.

Normalde elbise bile giymezken sırf babamın düğünü için süsleniyordum. Üstelik yeni yıla girdiğimiz günden beri hava soğukluğu hiç düşmemişti ve bu elbise ile donacağımdan emindim. Her ne kadar yara izlerini gizlemek için kısakollu giysem de bunun mutlak soğuğa bir etkisi olacak mıydı bilmiyordum.

Knee Socks | Daddy Issues Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin