Düğün

5.3K 193 57
                                        

Derin

Hazırlanıp şirkete gelmiştim. Ama bir yandan da korkuyorum. Savaş'la konuşup bu konuyu halletmem lazımdı.

Danışmadan Savaş'ın odasının yerini öğrendim ve merdivenleri çıkmaya başladım. Benim için baya yorucu olsa da asansöre binmek hala ürkütücüydü.

Savaş Korhan yazısını görünce derin bir iç çektim ve hazır sekreter ortalarda görünmüyorken kapıyı çalıp içeri girdim.

Sekreterin ortalarda görünmemesinin nedeni Savaş'ın içine düşmek için hazırlık yapmasına bağlıymış.

İçimde büyüyen öfkeyi ve kıskançlığı bastırmaya çalıştım. Hayr! Bağırıp hesap sormayacaktım.

"Neler oluyor burada??"

Dosyalara kafasını gömmüş Savaş ve neredeyse masaya çıkmış sekreterin bakışları beni buldu.

Sekreterin gözleri hızla büyürken kendine çeki düzen verdi. Ama nafileydi. Yavaşça yaklaşıp saçlarından tuttuğum gibi yüzünü yüzüme yaklaştırdım.

"Bak tatlım, kadınlar eşlerine sulanan kadınlardan nefret ederler ve bunun sonu insan öldürmeye kadar gider. Bir sonraki yaşantını estetiklere harcamak istemiyorsan başı bağlı erkeklerden uzak duracaksın. ANLADIN MI?" sesim sonlara doğru oktavını artırırken Savaş'ın gelip beni ayrılmaya çalışması da cabasıydı.

"Eflin bırak kızın saçını. Amacın ne se- Eflin!"

Savaş beni kucaklayıp kızdan ayırmaya çalışırken kızın attığı çığlıklar ve yalvarmaları daha ileriye gitmememi söylüyordu. Savaş'ın kollarında geriye doğru savrulurken kız da ellerinden kaçmıştı.

Sekreter hızlıca odayı -ağlayarak- terk ederken bakışlarım hınçla Savaş'ı buldu

"Ne yaptığını zannediyorsun sen!" bağırmadan konuşmak için çaba sarfetmiştim. Ama otokontrolümü sağlamıştım artık her ne kadar hala sinirli olsam da ...

"Asıl sen ne yaptığını zannediyorsun? Kenar mahalle kadınları gibi?" tabii Savaş sesinin oktavını hiç düşürür mü? Tabii ki hayır.

"Sen görmüyor musun o kadının senin dibine girdiğini? Bugün düğünümüz var ve sen buradasın. Seninle konuşmaya çalıştıkça böyle yapıyorsun. Ama madem öyle ben de evlenmiyorum seninle!" deyip yüzüğü parmağından içim acıyarak çıkardım ve fırlattım.

Hızlıca odayı ter edecektim ki birden belimden tutulup sertçe geriye çekilmem bir oldu.

Savaş'ın göğsüne aval aval bakarken belimdeki ellerinin sıklığı canımı acıtmayacak türdendi ve ben böyle sarılmasını aylarca beklemiştim.

Kafamı kaldırıp fazlasıyla yakın olduğum yüzüne bakarken kızarmaya başladığımı hissettim. Ben sadece Savaş'ta özel alanından bu kadar feragat etmiştim.

Sinirli bakışları gözlerine değdiğinde ağlamamak için kendime telkinlerde bulundum. Onun yanında ağlayıp güçsüz görünmek istemiyordum.

Bakışları yavaşça değişik bir hal alırken durumu anlamlandırmaya çalıştım.

Beni biraz daha kendine çekmesiyle artık aramızdan rüzgarın bile geçemeyeceğini hissettim.

Yakındık. Fazla yakın ve bu yakınlık beni heyecanlandırıyordu.

Ellerim havada asılı dururken yavaşça onları Savaş'ın kollarına koydum. İçim kıpır kıpır olurken içinden döktüğü zehir içimdeki tüm damarlarına karışmıştı.

MAFYA PATRONBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin