Bölüm 18 / ALKAN BEY VE KASET ŞOKU

191 5 0
                                    

ON SEKİZİNCİ BÖLÜMALKAN BEY VE KASET ŞOKUAlkan Bey, Doktor Umut Bey'i ve kızını yolcu ettiktensonra oturma odasına geçti. Her zaman oturduğu siyah derikoltuğuna oturdu. Kızını düşünmeye başladı. Bu hikâyeniniçinde nasıl yer aldığını, tüm olayları tek tek aklından geçiriyordu.Kızının sağ salim hayatta olduğuna sevinmeli mi yoksabu şizofren hastalığına üzülmeli mi karar veremiyordu. Aklıiyice karışmıştı. Biraz kendine gelmek ve bir kahve yapmakiçin mutfağa geçti. Mutfakta kahve makinesine kahve koymakiçin kahve torbası aramaya başladı. O sırada başka bir hazırlıklameşgul olan hizmetçi kız Alkan Bey'in kahve yapmakistediğini anlayınca söze atıldı.-Efendim ne istediğinizi söyleseydiniz, ben size hazırlardım.Ne arıyorsunuz? Ben yardımcı olayım.Alkan Bey;-Teşekkürler kızım, ben hazırlarım, bir şeylerle uğraşmakbana iyi gelecek, sen çık başka bir işin varsa onunla ilgilen.Hizmetçi kız;-Tamam efendim, nasıl isterseniz.Hizmetçi kız, Alkan Bey'i odada yalnız bırakarak üstkata çıktı. Alkan Bey, kahve makinasına filtre kahve poşetiniyerleştirdi. Mutfaktaki masaya oturdu. Kahvenin olmasınıbeklemeye başladı. Kızını ve ona ne olacağını düşünmektenkendini alıkoyamıyordu.Bu arada Azra'yla birlikte, Kadıköy'den Eminönü'negeçerken vapurda karşılaştığı, içini burkan bir olay aklınageldi. Bir hayal gibi gözünün önünde canlandı. O gün MısırÇarşısı'nı, Sultanahmet Camii'ni, Ayasofya'yı ve Yerebatan
Sarnıcı'nı gezmek için Kadıköy'den Eminönü'ne geçmek içinvapura bindiklerinde, oturmak için yer arıyorlardı. Azra'ylabirlikte, bir anneyle oğlunun oturduğu koltukların tam karşısınaoturdular. Azra keyifle dışarıyı seyretmekteydi. Karşılarındaoturan erkek çocuğu, annesinin kucağında ellerini bacaklarınınarasına almış, öylece uzanmış yatıyordu. Çocuğuntoplum içinde orta yerde sere serpe uzanması Alkan Bey'indikkatini çekmişti. Çocuğun yüzüne bakmamıştı. Sonra Azra,Alkan Bey'i dürterek, ürkek bir şekilde kulağına bir şeylersöylemek için, onu kendine doğru çekti;-Babacığım neden çocuğun gözleri çok iri ve bembeyaz?Alkan Bey çocuğa dikkatli bakınca, çocuğun görmeengelli olduğunu, takma göz takıldığını fark etti. Bu takılangöz, çocukta korkunç bir görüntü oluşturmuştu. Gözleri normalolsa ne kadar masum, ne kadar güzel bir çocuk olduğunudüşündü Alkan Bey. Hemen Azra'yı bilgilendirmek için, kulağınakarşı tarafın duyamayacağı sessizlikte;-Kızım o çocuğun gözleri görmüyor. Gözleri olmadığıiçin, başka bir şey takmışlar gözüne, korkmana gerek yok.Azra;-Anladım babacığım, çok üzüldüm.Bu sırada çocuk annesine yüksek sesle bir şeyler söylüyordu.-Anne vapur nasıl bir şey?-Oğlum, denizin üstünde, insanları taşıyan bir araç.-Anne şu denizi de çok merak ediyorum. Kaptan gelmedimi?-Şimdi gelir anneciğim.
Alkan Bey'in gördüğü manzara karşısında içi burkuldu.Karşısındaki çocuk daha denizin nasıl bir şey olduğunubile bilmiyordu. 'Ne kadar kötü bir duygu,' diye düşündü.Sonra kızına baktı, ona sarıldı. Onun ne kadar sağlıklı olduğunu,şizofren olmasının o kadar da kötü olmadığını düşündü. Buarada gemi hareket etti. Vapur, Haydarpaşa Garı ve Kız Kulesi'ninyanından geçerken, Azra gördüğü manzaralar karşısındamutluluğunu gizleyemiyordu.Azra;-Babacığım ne kadar güzel, gördün mü?Karşılarında oturan çocuk ise ;-Anne Haydarpaşa Garı, Kız Kulesi çok mu güzel? Nasıl,anlatır mısın?Annesi çocuğunun sorularına sabırla, güzel bir şekildecevap veriyordu.-Evet yavrum çok güzeller. Haydarpaşa Garı'nda çoktren var. Tam deniz kenarında, tepesinde de kocaman bir saatvar. Kız kulesi de denizin ortasında bir kule gibi; insanlar içinigeziyor. Orası da çok güzel. diye cevap verdi. Annesi anlattıkça,çocuk hayal dünyasına dalmıştı; görmediği şeyleri kafasındacanlandırdığı hafif gülümsemesinden belli oluyordu.Alkan Bey, sağlığının kıymetini şimdi daha iyi anlıyordu.Karşılarında oturan o sevimli çocuk hiçbirini görememekteydi.O güzelim İstanbul Boğazı'nı, manzarasını, KızKulesi'ni, bugün gidecekleri tarihi mekanları ve hiçbir şeyigöremeyecekti. Bu çocuk Alkan Bey'in içini fazla acıtmıştı.Bu nedenle Azra'ya olan ilgisini daha da arttırmıştı. Alkan Beyçalan zil sesiyle kendine geldi. Hayal dünyasından gerçeğedöndü. Karşısında kahvenin fokurdadığını gördü. Bu hatıralarAlkan Bey'i biraz da olsa kendine getirmişti. Kızının sağlıklıolduğunu düşünüyordu.
Bu şizofren hastalığını yenebileceklerini düşündü. O çocuğudüşündükçe ruh dünyasına daha da güç gelmişti. Biraz toparlanmışbir şekilde raftan siyah bir fincan aldı. Kahvesini hazırladı.Tam mutfağın kapısından çıkacakken hizmetçi kızla karşılaştı.Hizmetçi kız elinde bir zarfla karşısında durmaktaydı.-Efendim, size bir zarf gelmiş-Kim bırakmış?Hizmetçi;-Küçük bir çocuğun elinde göndermişler. Bizim kapıdakigüvenlikçi arkadaşlar içinde kötü bir şey olabileceğindeniçine bakıp, öyle almışlar. Bir kaset varmış. Zararlı bir şey görememişler.Alkan Bey, kasetin içinde olduğu zarfı hizmetçininelinden aldı. Hizmetçiye dönerek;-Anladım, sen bugün istirahat et. Çıkabilirsin. Bir haftada sana izin veriyorum. Git kafanı dinle, olur mu?-Peki efendim, ama siz ne yapacaksınız?-Hadi dedim. Beni düşünme, ben bakarım başımın çaresine.Hizmetçi, daha fazla ısrar etmeden ceketini alarak gitti.Alkan Bey, kaseti izlemek için oturma odasına gitti. Büyüktelevizyonun altındaki video çalara kaseti taktı. Siyah deri koltuğunaoturarak videoyu izlemeye başladı. Kasetin içinde ErolKomiser'e gelen kasetteki görüntüler vardı. Erol Komiser'egönderilen kasetin bir kopyası Alkan Bey'e de gönderilmişti.Alkan Bey kaseti izleyince şok oldu. O gün kızının ona söyledikleriaklına geldi.-Baba ben bir kişiyi öldürdüm. Arabaların altına ittirdim.Dediği dün gibi kulağında çınlıyordu.Başına ağrılar girmeyebaşladı.
Kafasını ellerinin arasına alarak düşünmeye başladı. Kızınınona anlattıklarının gerçek olduğunu gözleriyle görmüş oldu.Kendi kendine kızıyordu. "Nasıl ben kızıma inanmadım? Buolayın da bir hayal ürünü olduğunu nasıl düşündüm. Gerçekolabileceğine bir ihtimal bile vermedim" diye içten içe söyleniyordu.Bu arada Alkan Bey'in kulağına polis arabası siren seslerigelmekteydi. Kapıya gelen polis arabalarının mavi ışığıoturma odasının duvarlarında yansımaktaydı. Alkan Bey kahvesiniyanındaki sehpanın üzerine bıraktı. Arkasına doğru yaslanarak,tavana doğru donuk bir şekilde bakmaya başladı. Buarada hizmetçinin çıkarken açık bıraktığı kapıdan Erol Komiserve iki polis içeriye girdi. Erol Komiser önden oturma odasınagirdi. Alkan Bey'in öylece hiç kımıldamadan oturduğunu farketti. Sonra televizyona bakınca, bugün ona gönderilen kasetinbir kopyasının da Alkan Bey'e gönderildiğini fark etti. AlkanBey'in karşısındaki üçlü koltuğa oturdu. Yanındaki polisleredışarıda beklemeleri için işaret yaptı. Alkan Bey bakışlarını tavandanaşağıya doğru indirdi. Erol Komiser'e dönerek;-Benim izlediğim kaset size de gelmiş olacak ki burayakadar geldiniz.Erol Komiser;-Ben de aynı şeyi size söyleyecektim. Benimle emniyetekadar geleceksiniz. Kızınız da tabii ki. Nerede şu an? Yukarıdaodasında mı?Alkan Bey, bitkin bir tavırla yerinden kalkarak;-İyi o zaman, gidelim.-Kızınız nerede dedim.-Kızım yok.-Nasıl yani, onu kaçırdınız mı?
-Merak etmeyin, telaş yapmayın, bir yere kaçırdığımfalan yok. Kliniğe yatırıldı. Hastalığı kontrol edilemez bir halaldı. Benim kızım bir şizofren hastası.-Anlıyorum. O zaman biz gidelim, sohbetimize emniyettedevam ederiz. Kızınızla sonra ilgileniriz.Erol Komiser, dışarıda bekleyen iki polise işaret ederek,Alkan Bey'e refakat etmelerini söyledi. İki polis, AlkanBey'i evinden çıkararak polis arabasına bindirdi. Erol Komiser,diğer iki polise evi iyice aramalarını söyledi.Erol Komiser,Alkan Bey evden çıktıktan sonra kaseti çıkartarak cebine koydu.Hemen arkalarından arabasına binerek, Alkan Bey'i sorguyaçekmek üzere emniyete gitti.

ŞİZOFREN SEVERSEHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin