20. BÖLÜM -İTİRAF-

802 43 20
                                        

Ezgi, bana da yabancı gelen o iki kelimeyi işittiğinde vücudu gerildi ve gözleri hayal kırıklığıyla doldu. Sanki biz fark etmemişiz gibi de sonra hemen kendini toparlamaya çalıştı fakat bizde de göz vardı. Fark etmesek saçma olurdu.

“Ne?” dedi. Siniri bozulduğu ortadaydı. Saçma saçma sırıtıyordu.

“Duydun,” dedi Aras. “Kız arkadaşım, kalbimi verdiğim kız,” dedi eliyle beni gösterirken. Kalbim atışlarını hızlandırmış, tenim ısınmıştı. Alkolden kaynaklanıyor olmalıydı.

Ayağa kalktım.

“Saçmalıyorsun, burada senden bahsediyoruz, Aras. Sen aşık olmazsın,” dediğinde daha çok soru soruyor gibiydi. Fakat Aras ona sadece sırıttı ve Ezgi’nin daha fazla yıkılmasını sağladı. Kıza üzülmek istedim bir an ama nedense bu mümkün değildi. O kızda beni iten bir şey vardı. Belki de bir uhu gibi millete yapıştığı içindir.

“Daha fazla bu konuyu uzatmak istemiyorum, sadece bilmeni istedim,” dedi Aras rahat bir şekilde ve sonra yanağımdan öptü. “İster kabul et ya da etme.”

O. Az. Önce. Benim. Yağımdan. Mı? Öptü?

Bir anda gerildim ve kızardım. Düşmanım az önce benim yanağımdan öpmüştü değil mi? Yoksa alkol bilincimi etkisi altına alıp, beni kandırıyor muydu? Sanmıyordum. Şu an yaşadığım her şey gerçekti. En ufak ayrıntısına kadar.

Ezgi gergin bir gülümseme gönderdi ve sonra arkasını dönüp kalabalığın arasına karıştı.

Daha fazla ayakta kalmak istemediğim için hemen arkamdaki koltuğa çöktüm ve hemen yanımdaki içki şişemden birkaç yudum daha aldım. Sanırım yavaş yavaş mayışıyordum ve bu gerçekten çok kötü bir haberdi. Aras’ın karşısında sarhoş olmak tehlikeli bir davranıştı. Neden içmiştim ki! En son istediğim şey kafamın güzel olup ona içimdeki her şeyi anlatmaktı.

Birkaç saniye sonra o da yanıma yayıldı ve kolunu koltuğun arkasına attı.

“Sence inanmış mıdır?” diye sormadan edemedim.

“Tabii ki de inandı. Nasıl rol yaptık görmedin mi? Gerçi sen bir şey yapmadın da neyse,” dediğinde kalbimin derinliklerinden bir şey kırılmıştı sanki. Nedenini henüz çözememiştim. Sanırım fazla duygusaldım, alkolden kaynaklanıyordu.

Fakat buna olan inancım kırılmaya başlamıştı.

~~

Ezgi gittikten sonra bir iki muhabbetten sonra ağzımı açmamış, önümde duran, dibinde hala biraz içki damlaları kalmış şişeme dikiyordum bakışlarımı. Arada sırada gözlerim Aras’ı kesiyor, kızların kalçalarını izlediğini fark ettiğimde ise şişeme geri dönüyordum. Şişeyi tekrar dudaklarıma götürdüm ve dibindeki son yudumun da yemek borumdan akmasına izin verdim.

Upuzun bir zamandan sonra kendimi yine hafif ve dertsiz hissediyordum. O kadar hafif hissediyordum ki her an yer çekimi benden vazgeçebilir ve havada süzülebilirmişim gibi. Ve bu duygu mükemmeldi. Sadece birkaç dakika sürse bile hayattan soyutlanıyordun. Sanırım sarhoş olmuştum ve az sonra tükürdüğümü yalayacak gibi hissediyordum. Aras’a baktım: Bir şişeyi bitirmiş olmasına rağmen hala sapasağlam duruyordu, benim tam aksime. Cidden iradem bu kadar mı düşüktü? Bir şişeye kendimi salıvermiş miydim?

İğrenç bir espri yapıp binlerce kez gülmek istedim bir an ama kendimi kontrol etmeyi başarabilmiş, çenemi kapalı tutabilmiştim. Ona çaktırmamam gerekiyordu. Kafamın güzel olup, beni toparlamasına izin vermemem. Eğer öyle bir şey olursa, gerçekten tükürdüğümü yalayacak ve ona rezil olacaktım.

BELABağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin