Sizi çok seviyorum. :*
Bölümü beğenmeniz dileğiyle...
MEDYA: RÜZGAR
Yanağımda bir ıslaklık hissettiğimde gözlerimi açmak zorunda kaldım. Annem karşımda bana gülümseyerek bakıyordu.
‘’Günaydın hayatım. İstersen bugün okula gitme. Biliyorsun dün çok yorgun görünüyordun ve dinlenmelisin berbat gözüküyorsun.’’ Dedi gülümsemeye devam ederken. Ben de ona gülümsedim ve yatakta doğrulup ona sarıldım.
‘’Çok iyi olur anne.’’ Dedim ve ondan ayrılıp yataktan kalktım ve yüzümü yıkamak için banyoma girdim. Lavabonun olduğu duvardaki aynaya baktığımda cidden berbat göründüğüme hak verdim. Gözlerim şişmişti ve gözaltlarım morarmıştı.
Hemen bir duşa girdim ve kendimi iyice bir çitiledim. Artık derim kızarmıştı ve tamamen temizlendiğime inandıktan sonra banyodan çıktım . Hemen giyinip aşağıya indim.
Aşağıya indiğimde beni bekleyen bir kahvaltı vardı. O kadar şahane duruyordu ki... Bir gündür hiçbir şey yemiyordum ve bu sofrayı görünce hemen sandalye çekip oturdum.Annem de gelince yemeye başladık. Babam çoktan işe gitmişti. Annemle havadan sudan konuşurken lafımızı kapının zili böldü.
‘’Ben bakarım.’’ Dedim ve kapıya doğru yürüdüm. Kapıyı açınca bana bakan Yağmur’la karşılaştım.Hiç tepki vermeden ona bakarken
‘’Anne misafirin var!’’ dedim annem kafasını uzatıp kapıya bakınca bir an şaşkınlık geçirir gibi oldu ama sonra kendini toparladı.
‘’Seni görmek için geldim Güneş.’’ Dedi mahcup sesiyle Yağmur. Bana en son Rüzgar’la tepki gösterdiği günü hatırlayınca sinirlerim yüzünü gösterdi.
‘’Seninle konuşacak bir şeyimiz kalmadı Yağmur.Ne konuşacaksan Rüzgar’la konuşsan iyi edersin. Çünkü seni dinlemeyeceğim.’’ Dedim ve kapıyı tam kapatacaktım ki annem araya girip
‘’Arkadaşını neden içeri almıyorsun kızım? İçeri gel Yağmurcum.’’ Dedi . Tabii o ne olduğunu bilmiyordu.
‘’Her neyse tamam ben odamda olacağım, siz konuşacağınızı konuşun.’’ Dedim ve sofraya gidip tabağıma birkaç kek doldurup çayımı aldım.Odama çıkmak için merdivenlere doğru ilerledim ve yavaş yavaş merdivenleri çıkıp odama gittim.
Odama girince kapıyı ayağımla kapatıp elimdekileri çalışma masama koydum ve yemeye devam ettim. Gözüm bir anlık yatağımın yanındaki komodine kaydı. Üzerinde bir telefon ve bir not vardı. hemen yatağımın yanına ilerleyip oturdum ve notu elime alıp okumaya başladım.
‘’Dün yanında hiçbir şey yoktu ben de telefonunu kaybetmiş olabileceğini düşünüp sana yeni bir telefon aldım. Telefonunu güle güle kullan.
Dip not: Telefonun içinde yeni hattın var merak etme.
Baban…’’
Not bu kadardı.Elime telefonu alıp incelemeye başladım eskisinden daha güzeldi ve şu an bir telefona ihtiyacım vardı. Omuz silkip telefonu açtım ve ezbere bildiğim numaraları kaydedip eşofmanımın cebine attım.
Yemeğimi yemeye devam edecektim ki odamın kapısı açılmasıyla dikkatimi o yöne verdim.
Yağmur.
‘’Ne işin var burada? Sana seninle görüşmek dahi istemediğimi söylemediysem şimdi söylüyorum. Çık odamdan.’’ Sesim buz gibi çıkmıştı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
BELA
Ficção AdolescenteZaman değil midir iki dostu birbirinden ayıran? Aynı zamanda iki düşmanı birbirine bağlayan? Aras, kendisinden daha güçsüz olduğunu düşündüğü Güneş'in karşısında her zamankinden çok, kendinden emin dururken gelecekte onun karşısında bu duruşunun d...
