Rose (Chaeyoung)
Beni satın alan adam, çığlıklar içindeydi ve heryerinden kan fışkırıyordu. Yerde çığlıklar atarken, ellerimi kulaklarıma bastırdım ve gözlerimi yumdum.
Çok korkuyordum. Burdan da kaçmam lazımdı. Yoongi, onu terk ettiğim için bana, çok öfkeli olabilirdi. Onu, ölmemesi için terk ettiğimi bilmiyordu. Bilmemeliydi.
Gerçi onun böyle bir güce sahip olduğunu bilmiyordum. O, bu yılanla amcama neler neler yapabilirdi...
Bana da yapabilir...
Donup, kalmıştım. Koşup çıkmak istiyorum burdan ama gözlerimi bile açamayacak kadar korkuyorum.
Birden onun nefeslerini kulağımda hissedince çözünmüştüm. Gözlerimi açtığımda kollarını belime sarmıştı. Hala yarı çıplaktı.
Çığlıklar kesilmişti.
Buram buram kokusu doluyordu burnuma. Hiç değişmemiş, müthiş koku. Sarhoş olabilirdim.
Üzerinde yılan olduğunu sanıp, çırpınmaya başlamıştım ama yılanı aşağıda, cam bir fanusun içinde görünce çırpınmam kesilmişti.
Az önce resmen iki cinayet izlemiştim. İki kurbanda yerde kanlar içindeydi. Kanlar göl olmuştu diyebilirim...
Korkudan konuşamıyordum. O ise benim aksime oldukça sakindi. Belimde ki iki elinden birini saçlarıma çıkardı ve sağ boynumu kapatan saçları geriye attı.
Arkamda olduğu için yüzünü göremiyordum. Elbisemin omzu düşük olduğu için, boynum baya açık kalmıştı. Yüzünü, boynuma gömdü ve koklamaya başladı.
Titriyordum. Bırakması için dua ediyordum. Yüzünü boynumdan, çıkarmadan çenesini omzuma dayadı. Dudakları, kulağıma değiyordu.
O sırada da cebinden birşey çıkardığını hissetmiştim. Çıkardığı şeyi gözümün önüme getirdi. Bu bir iğneydi.
Gülümsediğini hissettim. "Biraz uyu Chae." dedi ve iğneyi yavaşça enseme sapladı ve içinde ki sıvıyı boşalttı.
Canımı hiç yakmamıştı. Yavaşça gevşemeye başlamıştım ve gözlerim dayanamıyordu. Sonunda gözlerimi yumdum ve kendimi uykuya teslim ettim.
🔗🔗🔗🔗🔗🔗🔗🔗🔗🔗🔗
Gözlerim büyük bir yüktü. Göz kapaklarımı bile açamıyordum. Birkaç dakika öylece zorladım. Sonunda açılmışlardı.
Etraf karanlıktı ama çevremi görebiliyordum. Bilmediğim bir yerdeydim. Zorda olsa doğruldum. Yumuşak bir yatağın üzerindeydim.
Üzerime yumuşacık bir yorgan örtülmüştü. Belki komik olacak, belki de acınası ama ailem öldüğünden beridir üzerime hiç yorgan örtemedim.
Yengem izin vermemişti. Her zaman yerde uyurdum ve sık sık hastalanırdım. Ne bir yatağım, ne de bir yorganım vardı...
Şu an bulunduğum oda baya büyüktü ve siyahlar içindeydi. Sadece yatak beyazdı. Karanlık bile olsa etrafımı görebildiğimden, odayı iyice süzdüm.
Lüks bir yerdi. Benim hayatım boyunca hiç göremediğim bir rahatlıktaydı oda. Siyah, yumuşaklığı burdan belli olan bir kanepe, büyük bir giyinme bölümü, kapısı açık bırakılmış lüks bir banyo, tavandan yere uzanan büyük bir cam ve göz alıcı müthiş dağ manzarası...
Ama beni buraya kim getirdi? Nerdeyim? Bilmiyorum. Birşey hatırlamaya çalışıyordum. Beynimi biraz zorladım.
En son Yoongi'yi görmüştüm. Adam...
Satıldım...
Herşey beynime hücum etmeye başlamıştı. Hatırlıyordum. Yılan...
Boomslang...
Korkunç...
Hemen yataktan çıktım. Ayaklarım çıplaktı. Ayakkabılarımı ararken, yatağın kenarında bulmuştum. Hemen topukluları ayağıma geçirdim.
Hala aynı elbiseyleydim. Altımda yine o lanet tanga vardı. Herşey bir rüya olsa, ne kadar da mutlu olurdum...
Elbise çok kısaydı, çekebildiğim kadar aşağı çektim ama ne fayda...
Saçlarım sarıydı ve uzundu. Omuzlarımı, saçlarımla kapatmaya çalıştım. O sırada içeri Yoongi girince, korkuyla sıçradım.
Gülüyordu. Üstü artık çıplak değildi. Beyaz bir gömlek giymişti. Kapıyı kapatıp, yanıma yaklaşmaya başladığında korkuyla geriye adım attım.
Ama o bana çabucak ulaşmıştı ve elini belime atıp beni kendine çekti. Ağzım hafifçe açıktı. Bunu farkedince, hemen ağzımı kapattım.
Yoongi, mutlu görünüyordu. Bense korkudan başka birşey hissetmiyordum. Etraf hala karanlıktı. Saat kaç onu bile bilmiyordum.
Elini yanağıma koyup, okşamaya başladı. Okşarken, fısıltıyla "Amca dediğin it mi beni öldürebilecekmiş?" dedi alayla.
Doğru, şu an ki gördüğüm yıkılmaz Yoongi'yi hayatta öldüremezdi. Ama o zaman Yoongi'nin böyle biri olduğunu bilmiyordum. Bilseydim, asla onunla görüşmezdim zaten.
Liseli aşıklar gibi, gizli gizli görüşmüyorduk. 2 sene önceydi. Ben 20, o 24 yaşındaydı. Onu çalıştığım şirkette görmüştüm. Şu an ki durumuna bakılırsa, galiba oranın sahibi Yoongi'ydi. Aptalın tekiyim işte. Bunların hiçbirini bilmiyordum.
Belki de Yoongi, bu yüzden bırakmamıştı. Öğrenmeme bu yüzden izin vermemişti. Ondan ayrılırım diye...
Bugün burada da, zaten onunla olmayacağım. Benden herşeyi gizlemişken, üstüne üstlük bir Boomslang'a sahipken, asla onunla kalamam.
Yalan söylemeye çalışarak, "Amcam söylemese bile, seni bırakacaktım. Seni sevmiyordum zaten." dedim. Belimi sıkıca tutan ellerini indirmeye çalışarak "Bırak beni." dedim ama ellerini indirmemişti.
Yüzüne bakmıyordum. Gözlerim göğsündeydi. Başını iyice, yüzüme yaklaştırıp, "Günlüklerinde öyle yazmıyordu ama. Günlüğü en son dün yazmışsın ve cümlelerin hepsinde ismim geçiyor Chae. Kötü bir yalancı olduğunu söylemiş miydim?" dediğinde şaşkınca ona baktım.
Ne yani günlüklerimi mi okumuş.?. Hem de ben izin vermeden. Ama onlar amcamların evindeydi. Nasıl almış?
Korkuyla "Amcamlar?" diye sordum. Yüzü normaldi. "Misafirim oldular." dedi. Saçlarımı okşayarak, "Benim olanın, canını yaktıkları için biraz bedel ödeyecekler..." dedi.
💮💮💮💮💮💮💮💮💮💮💮💮
Olmuş mu?🤔
💮💮💮💮💮💮💮💮💮💮💮💮
ŞİMDİ OKUDUĞUN
BOOMSLANG // YoonRose
Fiksi PenggemarEĞER BİR BOOMSLANG YILANI TARAFINDAN ISIRILIRSANIZ, VÜCUDUNUZUN BÜTÜN DELİKLERİNDEN KAN FIŞKIRIR. (Gerçek bir bilgidir) ~ Chaeyoung, anne ve babasını trafik kazasında kaybettiğini sanıyordur. Ailesini kaybedince ortada kalan Chaeyoung'a amcası sahip...
