Rose (Chaeyoung)
Kendi odamdaydım. Kai denen adam hâlâ içerdeydi. Yoongi'yle, iyi anlaşıyor gibiydiler. Kai'nin gerçek ismi Kim Jongin. Kai, takma adıymış ve ona Kai demek için çok samimi olmak gerekiyormuş.
Uzatmayalım Kim Jongin işte.
Bilgisayar işleriyle ilgilenirken, içeri birden biri daldı. Bu-bu-bu oydu. Byun Baekhyun. Korkuyla pencereden Yoongi'yi kontrol ettim. Henüz görmemişti ama görmesi an meselesiydi ve bu hiç iyi değildi.
Bay Byun güldü ve kapıyı kilitledi. Masama doğru yaklaştığında, Yoongi'ye baktı. Yoongi'de onu farketmişti. Bay Byun pencerimin perdesini indirdiğinde, son olarak Yoongi'nin ayağa kalktığını görmüştüm.
Çok fena kızmıştı.
Baekhyun rahat bir şekilde karşımda ki koltuğa oturduğunda bende sinirlenmeye başlamıştım. O sırada kapı, Yoongi tarafından yumruklanıyordu. Kapıyı açmak için ayağa kalktığımda, Baekhyun istifini bile bozmadan, "Deneme bile. Otur!" diye kızdı.
Korkuyla tekrar oturdum. Baekhyun bir şey söyleyecek gibiydi. Yoongi kapıyı tekmelerken, küfürler savuruyordu.
Baekhyun gülerek, "Sana önemli bir sır vereceğim Chaeyoung. Hazır mısın? Bu, Yoongi'nin senden saklamaya çalıştığı şey." dedi. Öğrenmek istiyordum ama Yoongi buna izin vermiyordu...
Baekhyun, "Aileni kazayla kaybetmedin Chaeyoung." dedikten sonra kapı kırılmıştı. Sıçrayarak yerimden kalkmışım. Yoongi delirmiş gibiydi. Baekhyun'u yakasından tutup, duvarlara vuruyordu.
Onu durdurmak için yerimden çıktığımda, beni Bay Kim tutmuştu. Ben çırpınırken, Bay Kim beni kapıda ki Chanyeol'un kucağına bıraktı. Chanyeol'a bırakmasını söylüyordum ama o bırakmadan beni kendi masasına kadar götürdü.
Sehun ve Lisa'da yanımızdaydı. Bay Kim kapının olduğu yeri siper ederek kapatmıştı. Hiç kimse bir şey göremiyordu ama deli gibi bağırma sesleri geliyordu. Herkes gibi bende çok korkuyordum.
Çırpınmayı bırakmıştım. Lisa su verdiğinde bardaktan bir yudum alıp, bıraktım. Bay Byun'un sözü dolaşıyordu beynimde. 'Aileni kazayla kaybetmedin'
Bu ne demekti? O zaman anne ve babamın ölümünün, Yoongi'yle ne alakası vardı ki de, Yoongi böyle gizliyordu.?. Neler oluyordu böyle?
Odamı izliyordum, herkes gibi. Sonunda Bay Kim önümüzden çıkmıştı. Yoongi normal bir şekilde dışarı çıktığında, çalışanlara sinirle baktı. Hepsi dağılmıştı.
Yoongi sinirle, "İşinize!" diye bağırdı ve kendi odasına gitti. Çalışanlar bu sefer bana bakıyorlardı. Her şeyin sorumlusu olarak görülüyordum. Üzgünce başımı eğdim. Gözyaşlarımı tutamamıştım.
Bay Kim "Sehun-ah!" diye bağırdığında, Sehun odama doğru koşmuştu. Bay Byun'un adamları sandığım kişiler ellerinde ki sedyeyle onların yanına gitti.
Son olarak Bay Byun'u çıkardıklarında artık herkes Yoongi'den korkmaya başlamıştı. Bende korkuyordum. Baekhyun, kanlar içindeydi. Bay Kim, ellerini sirkeler gibi yaptı ve o da ofisi terketti. Bay Kim, Yoongi'yi durdurabilirdi ama yapmamıştı...
Lisa bana doğru eğildiğinde, Sehun'da gelmişti. Lisa şefkatle omuzumu okşadı ve "Üzülme, hiçbir şey senin yüzünden olmadı. Bay Byun'u tanımıyor muyuz? Kaşınmış yine!" dediğinde Chanyeol benden özür diliyordu.
Chanyeol pişman bir ses tonuyla, "Özür dilerim Chaeyoung, Bay Min işte, bilirsin..." dedi. Gözlerimi temizledim ve sıkıntıyla nefes verdim. Onlara 'boş verin' anlamında elimi salladım.
Chanyeol'un iş telefonu çalmıştı. İki saniye süren konuşma sonunda Chanyeol, "Tamam efendim." dedi ve telefon kapanmıştı. Chanyeol sıkıntıyla bana baktı ve "Bay Min, seni çağırıyor." dedi.
Oflayarak Lisa'ya döndüm. O da gitmem için işaret yapıyordu. Sehun, "Fighting!" dedi ve omzuma vurdu. Lisa ise yaklaştı ve yanağımı öpüp, "Kızdırmamaya çalış." diye fısıldadı.
Başımı sallayıp yavaşça Yoongi'nin odasına doğru ilerlemeye başladım. Kapıyı tıklattım ve "Gel." komutunu aldıktan sonra içeri girdim.
Yoongi ayaktaydı. Yüzüne bakmadan kapıyı kapattım ve gözlerimi yerde sabitledim. Bana doğru yaklaştı ve arkamda ki kapıyı kilitledi.
Beni kapıya yavaşça sıkıştırdığında korkum artıyordu. Gömleğinde kan izi vardı. Saçları alnında, dağınık bir haldeydi ve uçlarından ter akıyordu.
Hâlâ sinir barındıran ses tonuyla,
"Sana, ne söylediyse hepsini götünden sallıyor. Unut onları." dediğinde hâlâ yere bakıyordum.
"Yüzüme bak." diye tısladı. Artık bende sinirleniyordum. Öfkeyle gözlerine baktım.
"Neden yalan olsun. Yalan olsaydı bu kadar delirmezdin. Belki safım ama aptal değilim Yoongi!" dediğimde öfkemi kusuyordum.
O benden daha sinirliydi. Hâlâ dehşet sinirliydi ama sesi fısıltılıydı. Öfkeyle, "Sana, dediklerini unut dedim!" dedi. Ama ben onu dinlemiyordum. Artık güvenim yavaşça kırılıyordu.
Sinirle, "Ailemin ölümüyle, senin ne ilgin var?" diye sordum. Sorum, onu daha da çok sinirlendirmişti...
💮💮💮💮💮💮💮💮💮💮💮💮
ŞİMDİ OKUDUĞUN
BOOMSLANG // YoonRose
FanfictionEĞER BİR BOOMSLANG YILANI TARAFINDAN ISIRILIRSANIZ, VÜCUDUNUZUN BÜTÜN DELİKLERİNDEN KAN FIŞKIRIR. (Gerçek bir bilgidir) ~ Chaeyoung, anne ve babasını trafik kazasında kaybettiğini sanıyordur. Ailesini kaybedince ortada kalan Chaeyoung'a amcası sahip...
