*O tek bir nefeste bana ölmeyi yaşattı.*
"Ne saçmalıyorsun?"
"Ailen yaşıyor Arya!" Dedi tek nefeste. O tek bir nefeste bana ölmeyi yaşattı.
"Arya!"
"Sana neden inanayım Miraç? Ve ismimi nereden biliyorsun?"
"Senin hakkında bir çok şey biliyorum inan bana, evet haklısın 'neden inanasın ki' o yüzden kanıtla geldim." O sırada cebinden son model telefonunu çıkardı. Bir kaç şey kurcalayıp, yanıma oturdu.
"Bak bu fotoğraf 2017 yılına ait, şimdi inandın mı?"
"Anne! Baba! Derya görüyor musun?"
"Görüyorum Arya, ben ne desem bilemedim."
"Hey Arya, kime diyorum."
"Sende ne işi var bunların, annemler nerde? Sen nerden biliyorsun? Ya sen kimsin?" Diye hışımla kalktım. Söz konusu ailemse, ben ben olmaktan çıkıyorum. Gözüm hiç bir şeyi görmüyordu.
"Bir açıklama yapmayacak mısın? Okulda bir komple kurup beni buraya kadar getirmesini biliyorsan, açıklama yapmayı da bileceksin."
"Yavaş be kızım ne çıktı içinden?"
"Söz konusu ailem Derya!"
"Tamam sakin ol, aileni babam kaçırttı. Onları bilmediği bir yerlerde alıkoyuyor."
"'Sakin ol' deyip, 'aileni babam kaçırttı.' Diyorsun nasıl sakin kalayım? Bu nasıl olabilir, onlar öldü. Ben ben sekiz yaşındaydım, onların mezarının başında ağladım. Gözüm önünde o kara toprağı üstlerine attılar. Bu imkansız Miraç. İmkansız. Fotoğraflar onlar peki?" Kendime inandıramıyordum, onların yaşıyor olması bana imkansız geliyordu.
"Ben, Azra, Orhan ve Elyas bu konuyu araştırıyoruz. Uzun bir süredir. Azra benim çocukluk arkadaşım. Babam, annem." Dedi yutkunamadı. "Annem dışında iki kadınla görüşüyordu. Küçüktüm o zaman, yaşıtlarıma göre farklı bir zekam vardı."
"Bunu bize neden anlatıyor Arya?"
"Az sabret, mutlaka sonu hepimizi etkileyecek."
"Sürekli Filiz ve Leo diye birinden bahsederdi." Bunlar benim ailem. "On yaşındaydım, bu işe gireli. Sırf bir aile daha yıkılmasın diye."
"Yalan haber." Diye mırıldandım.
"Evet, yalan haber. İki ailenin hayatını karartan haber."
"Hayatımızı karartan haber." Diye düzelttim. Ailem yaşıyordu, öyle bir durumdaydım ki ne sevineceğimi ne de üzüleceğimi biliyordum.
"Bize güvenmek zorundasın."
"Ailemi baban kaçırmış, nasıl güveneyim sana, size?" Dedim sinir bozukluğuyla gülerken.
"Peki buradan, okula dönebileceğini mi sanıyorsun?"
"Oo tehdit de ediyoruz!"
"İşimiz!" Dedi umursamaz bir şekilde. "Sonuç?" Dedi, benden olumlu bir cevap beklerken.
"Kaybedecek bir şeyim yok ama bu saatten sonra kazanacak çok şeyim." Verdiğim cevaptan tatmin olmuş gibiydi. Haklıydım, kaybedecek bir şeyim yok, ama dediğim gibi bu saatten sonra kazanacak çok şeyim vardı.
"İşte benim kızım be."
"Hadi içeriye gidelim diğerleriyle tanış, bu yolda tek değiliz." Dedi göz kırpıp, kapıya yönelirken.
"Neyin havası bu?"
"Bilmiyorum ama bu çocukta bir şeyler sezdim."
"Yakın zaman da göreceğiz"
Odadan çıkınca geniş bir hol karşıladı, üç kapı vardı. Sağda ki kapıyı açıp içeriyi girdi, ardından ben atıldım.
"Aramızda yeni birilerini görmek hoş, ben Elyas." Dedi sağ elini uzatarak. Elini sıkarak karşılık verdim. "Arya DAVİS."
"Orhan bende." Dedi başka bir ses. Sesin geldiği tarafa dönünce, Orhan'ı daha önce gördüğümü anladım.
"Nerede karşılaşmıştık seninle?"
"Hatırlamıyorum ama yüzün çok tanıdık."
"Garip!" Dedi Azra. Amerikan mutfağında bir şeyler hazırlarken.
"Madem ailemle ilgili bir şeyler araştırmışsınız, söyleyin bakalım elinizde neler var?"
" 2 ay öncesine kadar yurt dışından haber aldık." Diye söze girdi Miraç. "Kendisi çok sevdiğim ve güvendiğim kişidir."
"Haber peki?"
"Anneni bir evde alıkoyduklarını öğrendik, emin olmak için ondan bir kaç görüntüler istedik." Dedi Elyas, bilgisayarını kurcalarken.
"Peki babam, ondan bir haber yok mu?"
"Ağır Arya, ailenin yaşadığını bugün öğreniyorsun. Yavaş mı gitsek?" Diye çıkıştı Orhan.
"Her şeyi bir kenara bırakıp, birbirimizi mi tanısak? Şuan bulunduğumuz bu durum için belki de fazlasıyla geç kaldık. O yüzden bir an önce birbirimiz tanıyalım ne yapmamız gerektiğini konuşalım." Diye açıklama yaptı Miraç. Haklıydı hiç kimseyi tanımıyordum.
"Arya DAVİS, sizin de bildiğiniz gibi ailemi trafik kazası da kaybettiğimi düşünüyordum. İnanmıştım da, bugüne kadar. 18 yaşındayım, burslu üniversite öğrencisiyim. Kaldığım yetimhane yurdundan atılmak üzereyim. Sormak istediğiniz bir şey?" Ve söze Miraç girdi.
"Miraç SARAÇOĞLU, Orhan ve Elyas'la lise birde sanal bir ortamda tanıştık. O günden beri kardeş gibiyiz. 20 yaşındayım. Annemi kaybedeli beş yıl oldu. Babamla da uzun bir süredir konuşmuyorum. Beni ise ananem ve dedem büyüttü. Azra'yla ise çocukluk arkadaşıyız."
"Orhan KIRAÇ, 21 yaşındayım. Azra'nın sınıf gezisinde tanıştık. İki yıllık bir birlikteliğimiz var. Miraç'ın dediği gibi sanal tanıştık reel bittik. Miraç ve Elyas'la üniversitede bir ev tutup, hayatımıza devam ettik. "
"Peki Azra'yla nasıl tanıştınız?" Diye sordum merakla.
"Sınıfın düzenlediği gezide. Bizim şehre geldiler, arabanın altında kalıyordu." Dedi gülerek. "Sonradan öğrendim bende Miraç'la çocukluk arkadaşı olduklarını."
"Komik değil, o dikkatsiz herif yüzünden kaç gün hastaneden yattım ben."
"Özür dilerim sevgilim, o şerefsizi hala bulamadım."
"Öhm, bende Elyas KIRIMLI. 20 yaşındayım, valla pek de bir ekşınım yok, sıradan birisiyim."
"Al benden de o kadar Elyas'cım, sadece 18 yaşındayım."
Elyas, kumral dağınık saçlı, kahverengi gözlere sahipti. Bir erkeğe göre birazcık kısaydı. Orhan yaşını göstermiyordu, kıvırcık saçlara sahip. Yeşil gözleriyle hoş duruşu vardı. Azra ise gri tonlarındaki saçla muhteşem gözüküyordu. Masmavi gözlere sahipti tıp ki babam gibi. Miraç'ta bildiğiniz gibi işte.
"Her şey tamamsa, o zaman başlıyoruz." Dedim kendimden emin bir şekilde.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
SESSİZ ÇIĞLIK 🗣 | Tekrardan Düzenleniyor..
Teen Fiction10 yıl öncesinde, küçük bir bedende. Hiç bir suçu yok iken fazlasıyla zarar gören küçük bir kız çocuğu. Yıllar geçmiş ve o beden büyümüştü. Bu sefer şansa yer verilmemişti. Olmayan bir aşkın, olmayan bir cinayetine hazır mısınız? #roman | #50 | 13...