" Tekrar bana gel diye cebinden aldım.."
Ben senden hiç gitmedim ki... Gözlerimi gözlerinden çekip üstüne baktım.
" Sana kıyafet getirdim niye giymedin? "
" Hiç halim yok."
" Bak o zaman şöyle yapalım... mmmm... pantolonuna bir şey olmamış zaten ama gömleğini değiştirmen lazım... sana yardım edebilir miyim? " Onur kafasını sallarken devam ettim.
" Şimdi ben sana kahve alacağım ayıl diye sonra bu şişeleri yok edeceğiz, en son da ben seni kapının önünde beklerken sen gömleğini değiştireceksin tamam mı? " Onur yine kafasını sallayınca koşarak kantine gittim. Dersin başlamasına 4 dakika vardı. Kahveyi aldım. Onur 'un yanına gittim. Kahvesini içirdim.
"Bana böyle davranıcağını bilsem her gün kavga ederim. " dedi Onur üzgün bir sesle gözlerimin içine bakarak.
" Hergün kavga edeceğini bilsem yüzüne bile bakmam... şimdi anlat niye içki içtin? Niye kavga ettiniz ?"
"Senin için.."
"Onu biliyorum ama neden?"
" İlk hangisini cevaplayayım? "
" Şu iğrenç şeyi niye içtiğini.. "
" O iğrenç şeyi içince acım azalıyor. "
" Neresi acıyor? Revire götüreyim mi? " dedim Onur 'un üstünü inceleyerek. Onur kalbini göstererek cevap verdi.
" Burası... "
" Bu ne demek? " diye sordum anlamayarak.
" Seni çok seviyorum ölüyorum görmüyor musun? Sen yanımda olmayıp başkasının yanına gidince acı çekiyorum..." dedi. Mahvolmuş sesle.
" Onur..."
" Şimdi izin verirsen üstümü giyineyim... Anlaşıldı... Sen beni sevmiyorsun..." Üzgün üzgün başımı salladım.
" Tamam... ben dışarı da bekliyorum seni. " Tam kapıyı açacağım sırada Onur ayağa kalkıp kolumdan tuttu.
" Doğru mu? Sevmiyor musun?" Ne diyeceğimi, ne yapacağımı şaşırdım.
" Ben çıkayım... " dedim kolumu geri alarak.
Kapıyı açtım ve çıktım. Onur 'un giyinmesini bekledim bir süre sonra kapı açıldı . İçeriden Onur çıktı. Kıyafetler ona tam olmuştu. Muhteşem görünüyordu. Onur telefonunu çıkardı ve bir numarayı aradı.
" Mehmet abi gelebilirsin. " dedi telefona. Sonra bana döndü.
" Disipline felan gitmeyeceğiz babamla, babası halletti . Bunları da Mehmet abi toplayacak. Madem beni sevmiyorsun gidebilirsin. Benim için üzülmene de gerek yok . Bir daha böyle bir şey olmayacak." Dedi ve sınıfa doğru ilerledi. Ben ise sadece sadece ardından bakakaldım. Sonra kendim de sınıfa çıktım.
Onur Çiğdem 'in yanında oturmuş sinirli sinirli defterini karalıyordu. Çiğdem 'in Onur ile konuşmak istediği belliydi ama Onur onu hiç dinlemiyordu. Yerime geçtim. Yan gözle onları izliyordum.
" Çok yakışıklı olmuşsun, kıyafetler çok yakışmış " dedi Çiğdem. Onur kafasını bana çevirip baktı.
"Teşekkür ederim." dedi ve biraz sohbet ettiler. Ben de o ara kızlara olanları anlattım. Kafam çok karışıktı...
Acaba gidip söylesem mi bende seni seviyorum diye yoksa böyle beklesem mi?
Dayanamadım ve ayağa kalktım. Onur 'un sırasına doğru ilerledim. Onur ile Çiğdem şaşkınlıkla bana bakıyorlardı. Daha çok beklemeden Çiğdem 'in kolundan tutup oturduğu yerden kaldırdım. Onur 'un yanına oturdum. Çiğdem sinirlenmişti.
" Biz onurla konuşuyorduk sen nereden çıktın? " Onur şaşkınlıkla beni izliyordu.
" Konuşmayacaksın o zaman! Git başka yere otur. Bak ben olmam gereken yerime oturdum." dedim büyük bir cesaretle.
" Senin yerin benim sevgilimin yanı olamaz tamam mı ? "
-------------
Merhaba! Nasılsınız? Umarım iyisinizdir.
Maleesef bu bölüm de Çiğdem 'i gördük. Hadi tamam zaten bölüm de olması bile bizi sinir ediyor, bi de Nehir 'e dediği şeye ne demeli.
Acaba dediğinde ciddi miydi ? Yoksa olayın içinde başka bir iş mi var ? İleri ki bölümde göreceğiz.
Hikayemi beğendiyseniz, oy ve yorum atmayı, beni takip etmeyi unutmayın.
Kendinize iyi bakın. Seviliyorsunuz. Bb
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Mutlu S.O.N
Novela Juvenil- Sen ve ben bir papatyayız Nehir. Sen papatyanın yaprakları ben ise gövdesiyim. Kimse seni benden koparamaz.-
