"içeri geliyor musun?" diye sordu seonghwa minho'ya evine geldiklerinde.
"hayır muhtemelen gitmeliyim" başını iki yana salladı. "yarın görüşürüz"
"tamam" seonghwa arabadan indi. "yarın görüşürüz." dedi evine doğru yürümeden önce. anahtarlarını çıkardı ve içeri girdi ancak oturma odasında oturan bayan kim tarafından durduruldu.
"o minho muydu?" ona sordu " artık erkek arkadaşın olduğu için ondan babasından babana bir iş terfisi vermesini istemelisin."
"bunu yapmayacağım" kollarını göğsünde çaprazladı. "bunu en başında yapmamalıydım" diye mırıldandı. " başkalarının duygularıyla oynamanın eğlenceli olduğunu düşünüyorsun değil mi?"
"neden bahsediyorsun?sadece babanın terfi almasını istiyorum. tek yapman gereken minho'yu ikna etmek. bu kadar zor olan ne ?"
"artık minho ile çıkmayacağım"
"onunla olmaya devam etsen iyi olur" ona dik dik baktı. "yapmazsan ne olacağını sana zaten söyledim."
"tamam iyi. sonuçları umrumda değil. minho ile artık çıkmayacağım, bu yüzden beni evden atabilirsin. artık umrumda değil."
"iyi o zaman. bakalım nereye gideceksin. çık dışarı !"
"eşyalarımı almam lazım." seonghwa yukarı çıkmak üzereydi ama bayan kim onu durdurdu.
"eşyalarını almana izin vermeyeceğimi zaten söylemiştim" ona bağırdı.
"ama kıyafetlerimi kendi paramla satın aldım! bunu yapamazsın!"
"evet yapabilirim!burası benim evim! şimdi git!"
seonghwa evden çıkıp kapıyı arkasından çarpmadan önce sadece başını salladı. dışarı çıktığında iç çekti. zaten geç olmuştu ve nereye gideceği hakkında hiçbir fikri yoktu.
tam da nereye gideceğini ya da kimi arayacağını düşünmeye çalışırken telefonu çalmaya başladı ve yeosang'ın onu aradığını gördü.
"oh,selam yeosang"
"hey...bir sorun mu var? diye sordu ona yeosang. bir sorun olduğunu hemen anlamıştı.
"şey...evet bir nevi"
"sana yardımcı olabileceğim bir şey var mı? bunun hakkında konuşmak ister misin?"
"belki evine gelebilir miyim?" diye sordu seonghwa "orada konuşabilir miyiz?"
"evet tabii ki"
-
"yani neler oluyor?" diye sordu yeosang seonghwa evine geldiğinde.
"şey... bir şekilde evden atıldım." seonghwa aşağı baktı.
"sen ne? neden?"
"bunun hakkında gerçekten konuşmak istemiyorum" iç çekti. "ama lütfen burada kalabilir miyim? sadece birkaç günlüğüne? söz veriyorum herhangi bir sorun çıkarmayacağım."
"ah" yeosang biraz düşündü. "şey... kuzenim yeni taşındı ve bir süre burada kalacak. konuk odasını çoktan aldı, yani-"
"oh sorun değil" seonghwa başını salladı "san'ı arayacağım" telefonunu çıkarmak üzereydi ama yeosang durdurdu.
"hayır hayır... demek istediğim kuzenim misafir odasını çoktan almış oldu, yani kalabileceğin tek yer... benim odam."
"senin odan mı?"
"evet...şey... yatak yeterince büyük. ya da elbette birimiz yerde yatabilir!" yeosang panikledi
"gerçekten kalabilir miyim?" seonghwa gülümsedi. " teşekkür ederim yeosang" yeosang'ı kucaklayarak onu şaşırttı. birinin öksürdüğünü duyana kadar uzaklaşmadılar.
"merhaba anne" anında sarılmadan uzaklaştı. "arkadaşım birkaç gün burada kalacak. evde bazı sorunları vardı. kalması sorun olur mu?"
"tabii ki sorun değil. ama ebeveynleri izin verdiği sürece." başını salladı
"şey... beni evden attılar bu yüzden."
"o zaman sorun değil kalabilirsin"
"teşekkürler hanımefendi." seonghwa ayağa kalktı ve kibarca eğildi. "bu arada ben seonghwa"
"tanıştığıma memnun oldum seonghwa. bana bayan kang de"
"tamam bayan kang." başını salladı.
-
"bir pijama partisi mi yapıyoruz?" jisung, kendisi ve seonghwa oradayken yeosang'ın odasına koştu.
"yarın okuldaki ilk günün. o yüzden hayır" yeosang başını iki yana salladı. "git biraz uyu"
"iyi" jisung kaşlarını çattı ve odadan çıktı.
"yani... eğer istersen yerde uyuyabilirim." diye sordu hemen seonghwa. yeosang ona bir tişört ve eşofman altı vermişti.
"hayır sorun değil. yatakta uyuyabilirsin. dediğim gibi... yeterince büyük. ama elbette sana bağlı." yeosang yatağa uzandı ve battaniyeyi üzerine çekti.
"tamam" seonghwa bir süre düşündü. nerede yatması gerektiğinden emin değildi. en sonunda yeosang'a bakacak şekilde yatağa uzandı.
"neden kovulduğun hakkında konuşmak ister misin? diye sordu yeosang ona.
"pek sayılmaz" seonghwa başını iki yana salladı. "bunun hakkında yarın konuşsak olur mu? yorgunum"
"tamam" yeosang başını salladı." bunu yarın konuşuruz."
-
jisung yeni bir okulda ilk günü olacağından erkenden uyanmıştı. biraz gergindi ama aynı zamanda heyecanlıydı. kahvaltı yaptıktan sonra seonghwa ve yeosang'ı uyandırmak üzereydi ama kapı zili çaldı. "şu anda kim olabilir ki?" diye fısıldadı kendi kendine. "belki yeosang'ın arkadaşlarıdır." omuz silkti ve kapıyı açmaya gitti.
"merhaba kimi arıyorsunuz?" diye sordu jisung önünde duran çocuğa.
"oh, seonghwa'yı arıyorum" jisung çocuğun yüzünde endişeli bir ifade olduğunu gördü.
"ah... henüz kalktığını sanmıyorum" dedi jisung " ama sen kimsin?"
"oh bu onun burada olduğu anlamına geliyor." adam gülümsedi. "ve üzgünüm sadece gerçekten endişelenmiştim."
"ah" jisung başını salladı, bu çocuğun seonghwa için neden endişelendiğinden emin değildi.
"bu arada ben minho. lee minho"
Bu bölümü çevirirken resmen yarabbi şükür dedim jsbdjsndn Sonunda seonghwa o lanet kadından kurtuldu
Bu da hikayemizin bad boyu işte djdbejdjd
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Our Past | seongsang
Fanfiction@ateezblueprint'ın Our Past | seonsang kitabının çevirisidir. Kang Yeosang'ın alnında küçükken karıştığı araba kazasından kaynaklı bir yara izi vardı. Yara izi onu büyüdükçe özgüvensiz kılan bir şeydi. Daha sonra Park Seonghwa ile tanıştı, hayatı...
