on altı

387 56 44
                                        

seonghwa bugün yeosang ile randevusu olduğundan erkenden kalktı. işe gitmeden önce alışveriş merkezine gitmesi gerekiyordu. bayan kim kıyafetlerini almasına izin vermediği için kendisine kıyafet almalıydı. 

sinemada buluşmalarına hala birkaç saat vardı. bu yüzden seonghwa randevuya hazırlanmak için san'ın evine gitti. 

"ne? yani yeosang ile mi çıkıyorsun?" san sırıttı. "bunu nasıl becerdin? çok utangaç olduğu için hep erkeklerden kaçardı." 

"olmamız gerekiyordu" seonghwa omuz silkti. "ikimizde aynı yar-" bunun yeosang'ın kimsenin bilmesini istemediği bir şey olarak gördüğünü hatırladığı için durdu. 

"aynı ne?" 

"hayır hiçbir şey" seonghwa başını iki yana salladı. 

seonghwa saçını yaparken san alnında bir şey fark etti.  "bekle burada ne var?"san seonghwa'nın saçını geriye iterek yarayı ortaya çıkardı. "hwa... bu nasıl oldu?"

"oh, endişelenecek bir şey yok." seonghwa saçını geri koydu. "uzun zaman önce oldu" 

"neden bana söylemedin"

"bu sadece konuşmaktan hoşlanmadığım bir şey" seonghwa iç geçirdi. 

"senin için buradayım biliyorsun. biz en iyi arkadaşız." 

"evet biliyorum." seonghwa başını salladı ve saati kontrol etmek için telefonuna baktı.  " hala biraz zaman var... pekala sana bundan bahsedeceğim." yatağa oturdu. " 7 yaşımdayken bir araba kazası geçirdim. bu yara izi de ondan oldu. on yıldır onunla yaşıyorum." kaşlarını çattı. "en iyi arkadaş olsak da seninle hayatım hakkında pek konuşmadığımı biliyorum. bu da bazen beni bir yabancı olarak görmene neden olabilir. muhtemelen bu senin için can sıkıcı oluyordur çünkü seni tanıştığımızdan beri çok iyi tanıyorum.her zaman benimle hayatın hakkında konuşuyorsun. bu yüzden üzgünüm ve bana karşı sabırlı olduğun için teşekkürler." 

"hayır, özür dilemene gerek yok.sonunda biriyle bunun hakkında konuşabilmene sevindim." 

"ama dahası var" seonghwa aşağı baktı. " ailem o araba kazasında öldü." dökülmek üzere olan gözyaşlarını hissediyordu. "bu olay olduktan çok kısa bir süre sonra evlat edinildim ve üvey ailem berbattı. sonunda da nereye gideceğimi umursamadan beni evden attılar." 

"hwa bu çok kötü" san kaşlarını çattı. " neden bana bundan bahsetmedin? benimle yaşayabilirdin." 

"onun hakkında konuşmaktan hoşlanmıyorum." iç çekti "özellikle de kaza hakkında konuşmaktan hoşlanmıyorum. henüz 7 yaşımda olmama rağmen her şeyi çok net hatırlıyorum. her zaman onunla ilgili kabuslar görüyorum." 

"sen-" san bir şey söylemek üzereydi

"şey... yeosang ve ben 7'de sinemada buluşacağız, bu yüzden gitmeliyim." seonghwa gözyaşlarını sildi.

"tamam seni oraya götüreceğim. ama sonra konuşmamıza devam edeceğiz tamam mı?"

"tamam" seonghwa başını salladı ve ikisi de odadan çıktı.

-

"üzgünüm, seni beklettim mi?" seonghwa san onu bırakır bırakmaz sinemaya koştuğu için nefesini düzene sokmaya çalışıyordu. 

"hayır sorun değil" yeosang gülümsedi. "ben erken geldim. bu yüzden"

"iyi o zaman hadi gidelim." 

sinema biletleri,patlamış mısır, içecekler ve diğer atıştırmalıkları satın aldılar. 

-

film başladığında yeosang seonghwa'nın da  elini uzattığını fark etmeden patlamış mısıra uzandı. 

"afedersin" yeosang hemen elini çekti ve yüzünün ısındığını hissetti. 

"endişelenme" seonghwa patlamış mısırı alıp ağzına atmadan önce gergin bir şekilde gülümsedi.  bir süre sonra yeosang'a döndü ve içeceğini bitirdiğini fark etti.  "burada... hala biraz var." seonghwa ona bardağını uzattı.

"oh hayır. sorun değil." yeosang başını iki yana salladı ama seonghwa ısrar etti. "tamam teşekkür ederim." yeosang bardağını ondan alıp bir yudum aldı. "şu anda gerçekten ne oluyor? onun içtiği pipetten içiyorum!!" yeosang çıldırmamaya çalışırken kendi kendi düşündü. "bu onu öptüğüm anlamına mı geliyor? dolaylı bir öpücük?

seonghwa çok yorgun olduğu için gözlerinin kapanmaya başladığını hissediyordu. uykuya dalmamaya çalıştı ancak en sonunda gözleri kapanırken başını yeosang'ın omzuna yasladı ve uykuya daldı. yeosang'ın gözleri neler olduğunu anlayınca genişledi. 

yanlarındaki insanlarlar tuvalletten gelip yerlerine geçerken "aww. sen ve erkek arkadaşın çok tatlısınız" dedi yanındaki kız yeosang'a. 

"ne?" yeosang endişeyle gülümsedi. "ah teşekkürler." başını salladı ve huzur içinde uyuyan seonghwa'ya baktı. "az önce seonghwa benim erkek arkadaşım mı dedim?" diye düşündü kendi kendine. 

seonhgwa'ya erkek arkadaşı olarak seslenebilmeyi gerçekten istiyordu. çift oldukları düşüncesi bile onu mutlu ediyordu. 

seonghwa'nın uyurken bir şeye sarılma alışkanlığı olduğu için kollarını yeosang'ın etrafına sardı yoksa uykuya dalması cidden zordu.

 yeosang bu noktada artık filme dikkat bile veremiyordu. ellerini saçlarının arasından geçirirken sadece seonghwa'ya bakıyordu. kazara seonghwa'nın saçını iterek yara izini ortaya çıkardı. nasıl oluştuğunu merak ediyorum. diye düşündü yeosang kendi kendine. "nasıl ikimizin de alnında yara izi kaldı?"

seonghwa uyurken artık bu kabusu görmek istemeyerek uyanmaya çalıştı ama yapamadı. hep aynı kabus. ebeveynleri ön koltuklarda baygın olduğu için 7 yaşındaki halini hep araba koltuğunda otururken görüyordu. yardım için bağırdığını hatırlıyordu ama etrafta kimse yoktu. daha sonra onlara yürüyen ve sonra arabasına koşup uzaklaşan bir adam gördü. bu asla unutamayacağı bir manzaraydı. 

biri onlara yardım edebilirdi ama etmedi. belki daha erken hastaneye kaldırılsalar ailesi hayatta olacaktı. belki arabalarına çarpan o korkak yardım etmek için kalsaydı hala hayatta olurlardı. seonghwa yapabilse o adamı arayacaktı. ailesine yaptıklarının bedelini ödetmek için her yerde onu arardı.

 ama sorun şu ki...

 seonghwa onun kim olduğunu bilmiyordu. kabuslarında bile adamın yüzünü göremiyordu.

Our Past | seongsangBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin