🔻Weakness🔺

6.4K 50 0
                                        

Dudağımı ısırdım ve gözlerinin içine bakıyordum. Kalbim atıyor ve ellerim titriyordu. İsteğime engel olmak için sıktığım elimin tırnaklarını, derime batırıyordum.
"Neden?"
Bunu söylemesi ile gözlerimi hemen indirdim.
"Bunu açıklayamam." dedim.
"Neden?"
"Açıklaması zor bir şey."
"Benden hoşlanıyor musun?"
Kafamı hayır anlamında salladım.
"O zaman takıntılı mısın?"
"Öyle de değil."
"Neden olduğunu söylemeyecek misin?" dedi.
"Kendini hazır hissettiğim zaman sana söyleyeceğim."
"Pekâlâ öyle olsun."

Pizzadan bir dilim uzattı. Kendimi kontrol altına aldıktan sonra bir ısırık aldım. Yine bir sessizlik oldu. Ne diyeceğimi ya da konuşacağımı bilmiyordum. O yüzden sessiz kalıp pizzamı yemeye devam ettim.

Bir süre sonra "Kalksam iyi olur." dedim.
"Erken değil mi?"
"Aslında biraz yorgunum."
"Tamam o zaman sorun değil."
Pizza kutusunu çöpe attıktan sonra yanıma geldi. "Seni eve bırakayım."
"Kendim gidebilirim."
Biraz ciddi söylemiştim galiba.
"Zorlamak istemiyorum. Yarın okulda görüşürüz."
"Görüşürüz."
Aslında ikimizde birbirimize nasıl davranacağımızı bilmiyorduk. Ve aramızda değişik bir mesafe oluşmuştu. Bu beni onunlayken gergin yapıyordu. Fakat bu kadar kibar olması yüzünden de rahatlıyordum.

~~~~
Ertesi gün yemek vakti geldiğinde yemekhaneye indim ve her zamanki gibi yemeğimi alıp yerime oturdum.
Bir kaç dakika sonra karşıma biri geldi. Kim olduğunu anlayabilmem uzun sürmedi çünkü konuştu.
"Buraya oturacağım ve sana sormaya gerek duymuyorum."
"Herkes bize bakıyor öyle değil mi?"
"Evet."
"Artık herkes benden nefret edecek bunun farkında mısın?"
"Bunu nasıl ödeyeceğimi biliyorum."
Kısa bir sessizlik oldu. "Eğer bu arkadaşlığı istemiyorsan tam şu an üstüme bu meyve suyunu dök ve beni hemen bağırarak masadan kov. Bir kaç gün konuşulup unutulursun ama..."
Biraz sessizlik oldu ve sorma gereği duydum.
"Ama ne?"
"Ama eğer kabul edersen bunu sana her şekilde ödeyeceğim." Durdu ve bir kaç saniye sonra devam etti. "Emin olabilirsin."
"Nasıl ödeyeceksin?"
"Bana zaafını kullanarak."

Aslında bana böyle bir teklif yapmamış olsa da onunla aynı masada yemek yemeyi veya konuşmayı kabul edecektim. Fakat bana sunacağı şeyi merak etmiştim. Ve dediği şey beni şaşırtmıştı.

"Nasıl?"
"Biraz araştırma yaptım."

Bu sefer şaşırmıştım.

"Ve sorun etmiyor musun?"
"Hayır."
"İnternete birilerine bakamamak, ani istek arzu gibi şeyler yazdım ve bir kaç şey okudum. Aslında biraz kullanılmış gibi hissettim fakat özel bir şeyler sezdiği kişiler için böyle olduğunu okudum."

Şaşkınlıkla onu dinliyordum. "Neden şu özel şeyleri bulmuyoruz?"
"Bilmediğin şeyler var."
"Elbette olacak tam hikayeyi bilmiyorum sadece basit bir araştırma yaptım. İçine kapanık olmak bir sorun değil. Merak etme."
Ne yani sadece içine kapanık mı olduğumu düşünüyordu. Bir an , bir an gerçekten her şeyi anladığını düşünmüştüm. Fakat hâlâ tam olarak bir şeyleri bilmiyordu.
Bir kaç dakika yemek yedikten sonra ayağa kalktı.
"Benimle gel."
Önce aptal gibi yüzüne baktım. Daha sonra "Hadi!" diyince yerimden kalktım ve onun izlemeye başladım. Yemekhanede konuşulanları duymamazlıktan geldim. Ya da görmesem bile üzerimde hissettiğim bakışları...

Beni okulda böyle bir yer mi vardı dediğim çok sakin hatta kimsenin bulunmadığı bir yere getirdi.
"Burası hademelerin dinlendiği yer. Ve bu saatte hiç kimse olmaz."
"Kimse de bilmez."dedi.
"Neden geldik peki?"
"Bir şey denemek istiyorum."
"Ne gibi?"
Kafam yeri eğik ellerim cebimde bana diyeceği şeyi merakla bekliyordum. Bir kaç adım attı. Refleks olarak geriye adım atınca bir kaç adım daha yaklaştı.
"Gözlerime bak."
Duraksadım.
"Güven bana." Derin bir nefes aldı. "Bana bak."
Elini çenemin altına koydu. Kafamı kaldırdı.
Fısıldadı. "Gözlerin Layana."
Bana öyle yakındı ki kendime engel olamıyordum.
" Onları görmek istiyorum."

Neden o konuşurken böyle oluyordu biliyordum ama sonunda yine gözlerim yeşil gözlerini buldu.
"Lorenzo."
Durdum. Sıktım kendimi. "Ben galiba..."
Sözümü kesti.
"Beni arzuluyorsun."dedi ve bir saniye bile beklemeden beni öptü. Ellerimi cebimden çıkarıp onu itmeyi denedim. Önce ellerimi tuttu. Ve sonra yüzüne koydu.
İstiyordum. Hemde çok.
Kalbim atıyordu ama ellerimin titremesi durmuştu.
İtmeyi denedim çünkü ona aşık değildim, hoşlanmıyordum da sadece istek duyuyordum. Ve bunun yüzünden üzülecek olmasına dayanamıyordum. Fakat bir yanda dudaklarımın üstünde olan dudaklarını hissetmek , sıcaklığını hissetmek beni kendimden geçiriyordu.

Dudaklarımızı ayırdık ve nefes aldık.
"Böyle mi ödeyeceksin yoksa..." Tekrar nefes aldı.
"Daha fazlası mı lazım?"dedi gözlerini kapattı ve burnunu burnuma değdirdi.
Bu sırada kalbimin daha farklı attığını fark ettim. Ben burdayım diyordu sanki.
Eli bacaklarımdan yukarı çıkarken tekrar dudaklarıma değdi. Öpmek değildi bu. Sanki nefeslerimiz karışıyordu birbirine. Bir bütün oluyorduk.
"Lorenzo."
Sesim derinden çıkmıştı. Tekrar değdi dudaklarıma. Bir yandan eli yavaş hareketlerle belim geldi. Ve kendine bastırdı beni.
"Efendim."
"Bugün için yetmez mi?" dedim. Gözlerine bakmamaya özen gösterdim çünkü onu tekrar arzulamak istemiyordum.
O da hemen toparlandı.
"Özür dilerim."
"Hayır hayır özür dileyecek olan kişi benim."
Biraz geri çekildi. Ve daha sonra konuştu.
"O zaman yarın ki havuz partime gelir miydin?"
Neden bilmiyorum ama bir saniye bile düşünmemiştim. Çünkü onunla tekrar bir şeyler yaşayabileceğimi düşünmüş, kabul etmek istemiştim.
"Orda olacağım."
"Yeşil giy!"
"Neden?"
"Zaafım var."
Duraksadı. "Tıpkı senin zaafının olduğu gibi..."

BASOREXIABağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin