fell in love with wrong boy

794 80 197
                                        

-

Millie's Pov:

Finn bana kendi gardrobundan birkaç parça giysi verdikten sonra lavaboya gidip onları giydim. Yağmur bir saniye olsa bile durmamıştı.

Koltukta oturan Finn'e baktığımda bir yere dalmışçasına bakıyordu.Yanına gidip oturdum ve ona baktım.Ben geldiğim gibi daldığı yerden gözlerini ayırıp bana baktı ve gülümsedi. "İyi misin?" sesi o kadar alçak ve hırıltılı çıkmıştı ki duymakta zorluk çektim. Sesi de biraz inceye kaçıyordu.

Suratımı astığımda kaşlarını kaldırdı. Onu böyle kötü görmek isteyeceğim son şeylerden biriydi. Bana göre boyu uzun kaldığı için- düzeltiyorum, normal insanlara göre boyu epey uzun olduğu için otururken boynuna yetişemedim ve onun dolayısıyla beline kollarımı sarıp kafamı göğsüne yasladım. Anlık afalladığını fark etmek zor değildi çünkü şaşırmıştı. Ama sonra o da kollarını boynuma sardı. O an'ın hiç bitmemesini umdum. Gözlerimi kapatıp keyfini çıkardım.

Elimi boğazında gezdirmeye başladım. İyi değildim ve beni tek iyi hissettiren kişi Finn'di. Kalbim bu olaydan sonra ilk kez düzene girmişti ve şimdi daha hızlı atmaya başlamıştı. Ama Jacob yüzünden değil Finn yüzünden hızlanmıştı kalbim. Bunu anlamakta zorlanmamıştım. Finn ile her bir araya gelişimde deliler gibi atan kalbim, ve onun kız arkadaş istememesi... Ah Millie çok yanlış birisine aşık oldun...

Finn kafasını bana doğru yaklaştırdı. "O ses midenden falan mı geliyor?"

"Ne sesi?"

"Güm, güm."

"Mideden güm diye ses gelir mi Finn? Kalbimden geliyor işte."

"İmkansız." bir süre sesi dinledi. "Hassiktir bu ses ne??"

"Of dedim ya işte!"

"Normal değil bu."

"Şaka yapıyorsun." dedim alaycı bir sesle.

"Gayet sakinsin ama kalbin maraton koşmuş gibi atıyor."

"Ya Finn tamam sus ve sarılmaya devam et. Daha konuşursan çıkmayan sesin hiç çıkmayacak." sarılmaya devam et demiştim ve o da hala bana sarılıyordu.

"Uyu artık istersen. Benim odamda uyuyabilirsin ben burada uyurum."

"Mhh uykum yok." burası gayet rahattı.

"Gözlerin kapanıyor amaa" dedi ve güldü. Şu an aklımda kendi kendine benden hoşlandığını kanıtlayacak saçma sapan nedenler arıyordum. O benden hoşlanmıyorsa kendimi asarım muhtemelen.

Kalbim hala deli gibi atıyordu ve uyumak iyi gelir diye düşündüm. Zaten gözlerim kapandı kapanacaktı. Gözlerimi tamamen kapattım ve kendimi Finn'in kollarında uykuya vermeye çalıştım. Saçlarımı eliyle okşamaya başladı. Bu beni daha da mayıştırmıştı.

Uykuya dalacakken Finn'in dediği şey dikkatimi çekti. Fısıldayarak söylemişti. Duymamamı istediği çok belliydi. "Ben bir hata yaptım ve sana aşık oldum Millie Brown..."

Gözlerimi aralayıp Finn'e baktım. Korkmuş gibiydi. "Bir şey mi dedin?"

"Hayır." kafamı olumlu anlamda salladım ve tekrar gözlerimi kapadım. Oysaki her şeyi kelime kelime duymuştum. Beni seviyordu ve ben de onu seviyordum. Fakat o bunu daha bilmiyordu. Lütfen rüya ya da şaka olmasın.

(Millie'nin üstünde bunlar var bu arada)

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

(Millie'nin üstünde bunlar var bu arada)

Artık kalbim dayanmıyordu. Kafamı kaldırdım ve beni izleyen Finn'i gördüm. "Uyuyabilirsin..." dedi. Ama ben uyumak istemiyordum. Ona beslediğim duygular... Tamamen farklıydı ve ben duygularımı içime atan birisiydim. Fakat bu, bunu asla saklayamazdım. Onunla bu duyguyu paylaşmak ve birlikte yaşamak istiyordum.

Finn kaşları çatıkken benim anlamsız bakışlarımı anlamaya çalışıyordu. Benim de beklemediğim ve düşünmeden hareket ettiğim şey afallamasına sebep oldu.

Yanaklarına ellerimi koyup onunla dudaklarımı birleştirmem.

Ne tepki vereceğini anlamak için onu öpmeye devam ettim. Geri mi çekilecekti, karşılık mı verecekti yoksa şuan olduğu gibi bir şey yapmayacak mıydı? Bu sorular onu isteklice öperken beynimi kurcalıyordu ve onun bir eli benim saçıma gitti ve karşılık verdi. O şekilde de kafamdaki sorular bir anda toz oldu.

Beni öpüş şekli sanki daha farklıydı. Onun dudaklarının bana hissettirdiği şey farklıydı. Beni öpme şekli bana olan aşkını belli edebiliyordu. Jacob ile olan öpüşmelerimizde onda olan hırstan başka bir şey tatmıyordum. Ama Finn farklıydı, Jacob'tan.

İkimiz de aynı anda nefessizlikten durduk fakat dudaklarımız hala birbirine değiyordu. Uzun süre kapalı tuttuğu gözlerini açtı ve beni içine sürükleyen gözleri ile bana baktı. Nefeslerimiz birbirimizin teni ile temas ediyordu. Aramızdaki sessizliği bir anlık bozan şey benim konuşmamdı.

"Ben de sana aşığım Finn. Seni gerçekten seviyorum. Kimseyi sevmediğim kadar." önüme gelen bir saç tutamını kulağımın arkasına aldı ve gülümsedi. Ellerimi kendi boynuna sardı ve beni kendine çekip sarıldı.

-
Biraz daha oturduktan sonra ayağa kalktım "Noldu?" dedi Finn. "Yatacağım."

"Peki. Yatağımda yatabilirsin"

"Ama- peki..." o yanımda yatsa da olurdu. Ama daha birkaç dakika önce öptüğüm çocuğa 'Hey, benimle yatar mısın?' da diyemezdim. Hele, o özgüven bende hiç yok.

Odaya girdim ve kapıyı kapama gereksinimi duymadan yatağa girdim. Üstüme çöken yorgunluk ile gözlerimi kapatıp bilincimin kendiliğinden kapanmasını bekledim.

-
"Seni OROSPU ÇOCUĞU!" Finn olayı başlatan onunla yaşıt olan genç oğlan ile kavga ediyordu. Diğer tarafta Jaeden da Finn ile kavga eden oğlanın arkadaşıyla kavga ediyordu. Birbirlerini yere serip, kanatmadıkları yerleri kalana kadar dövüyorlardı. Fakat bu sefer kavgayı bitiren kişi onlar olmayacaktı.

Bir taraftan Millie endişeli bir şekilde ikisinin yanına koşarken Lilia da onunla beraberdi. Millie ve Lilia kavgayı görünce birbirlerine baktılar. Ne yapacaklarını bilmiyorlardı. Kavgayı durdurabilme gibi bir güçleri yoktu ellerinde. Millie koşarak Finn ile kavga eden adamın sırtına atlayıp dikkatini dağıtmaya çalıştı; ki başarmıştı da. Adam diğer tarafa bakarken Finn onu indirmişti bile. Lilia da aynısını diğer adama yaptı ve şuan ikisi de yerde kıvranıyordu. Millie ve Lilia Finn ile Jaeden'ın yüzünü darmadağın görünce gözleri dolmuştu bile. Millie Finn'e sarılırken Lilia Jaeden'ın yaralarına bakıyordu.

"Finn..." Jaeden'ın sesi çok kısık çıkıyordu. "Finn, Finn! Dikkat et!"

Finn'in tam göğüs kafesinin içinden geçen bıçak öne eğildi ve yere çöktü. Göğüs kafesini tuttu ve ağzından kan çıkarttı.

Millie yere çöktü ve "HAYIR!" diye bağırdı. Onu bıçaklayan adam ve yanındaki 4 kişi koşarak yanlarından ayrıldı. Millie'nin göz yaşları durmaksızın akıyordu.

"B-bir şey yapın!" Jaeden yerdeyken Finn'in yanına yanaştı ve onu dürttü.

"Finn Finn uyan!" Jaeden Finn'in nabzına baktığında gözleri dolmuştu. Millie şah damarına baktı fakat onda da hiçbir hareket yoktu. Bu görüntü anında Millie'ye Jacob'ı hatırlattı. Başını Finn'in göğsüne koyup hıçkırarak ağlamaya devam etti. Finn'in vücudunda hareketlilik hissedince Millie kafasını hızlıca kaldırdı ve Finn'i yokladı. Fakat hiçbir şey değişmemişti. Önünde Finn'in ölü bedeni olan Millie saçının çekiştirildiğini hissetti. Yine rüzgardır diye umursamadı ama o güç saçını daha acılı çekince elin sahibini aradı.

Elinden bile tanımıştı, Finn'di bu. Konuşmaya fırsat bulamadan o araya girdi. "Jacob hiçbir şeyi hak etmedi. Ölmeyi hak etmedi."

Millie's Pov:

Finn'in ne dediğine anlam vermeye çalışırken Finn saçımı hiç çekmediği kadar çekmeye başladı. Artık dayanamadığım için çığlık attım. Çığlığı basmam ile kendimi bir kuleden aşağı düşerken buldum; bu kulenin başında da Finn vardı. Beni itmişti ve şuan düşmemi izliyordu. Yere düşecekken yine bir çığlık attım ve kendimi yatakta buldum. Hızlıca doğrulup etrafıma baktım ve bir kabustan uyandığımı anlayınca hıçkırarak ağlamaya başladım. Bacaklarımı karnıma doğru çektim ve aradaki boşluğa kafamı yerleştirip ağlamaya devam ettim.

-

Outer Banks |Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin